Gürsel Tekin, “mahkeme atamalı” İstanbul İl Başkanlığı görevini sürdürürken, diğer tarafta, partisinin atadığı İl Başkanı Özgür Çelik'in başka bir makam odasında ziyaretçilerini kabul edip, gazetecilere poz vermesi gibi mi olacak? CHP, bundan sonraki yargı sürecini iki liderle mi sürdürecek? İki faklı makam odasında, iki CHP lideri, ziyaretçilerini kabul edip, gazetecilere CHP adına açıklama mı yapacak?

Gürsel Tekin liderliğindeki İstanbul İl Çağrı Heyeti ile buluşan ve partinin geleceğini konuşan, hatta o gün bir de açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan”ı hissetmiş gibi ya da olacakları tahmin etmiş gibi! Özellikle de CHP'ye yönelttiği o "arınma" çağrısı noktasında, çağrıya eklenen "emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz" deyişinde. "Bu yürüyüş, bir iktidar yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür" demesinde dururken en çok da...
Evet, mahkeme kararıyla, şimdi o emanet, kendisinde!
AKP lideri Erdoğan'a karşı neredeyse hiç bir seçimi kazanamamış Kılıçdaroğlu'nun bu "i̇kti̇dara yürüyoruz" ritmini UMUT olarak servis eden ve zaten Özgür Özel'den umudunu kesen bir kesim illa ki var ama... Dilerim, Erdoğan'a karşı i̇kti̇dar yürüyüşü çağrısı yapan aynı Kılıçdaroğlu, bundan önceki yenilgiler tarihini iyi okumuş ve "ben nerede hata yaptım?" kısmına iyi çalışmış ol.
AKP’li 316 milletvekilinin imzasıyla 2016'da TBMM başkanlığına sunulan "dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin Anayasa değişikliği" teklifine "Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen" evet diyeceklerini söylemesi gibi bir hata mesela!
CHP, çok uzun bir zamandır, üstlendiği ana muhalefet kimliğinin hakkını veremeyecek durumda ve şimdi, o durum, "ipin ucu kaçtı" hali sunuyor hepimize
Dürüstçe, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin; CHP’nin 38. Olağan Kurultayı (Kasım 2023), 21. Olağanüstü Kurultayı ve İstanbul İl Kongresi’ni “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) nedeniyle hükümsüz sayması ve buna bağlı olarak, bu kurultaylardan sonraki tüm kurultaylar ve alınan kararları hükümsüz kabul etmesinin ardından, eldeki için "ikinci Gürsel Tekin vakası" diyenler çok da haksız değil.
2 Eylül 2025 tarihinden bu yana, “çağrı heyeti” adı altında CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Gürsel Tekin'in, 8 Eylül 2025 tarihinde, çevik kuvvet polisi eşliğinde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına girme anını ve yaşananları unutmadık. O tarihten bu yana, CHP'nin iki İstanbul İl Başkanı olduğu gerçeğini de! İki ismin de il başkanı sıfatıyla ziyaretçiler kabul etme trajedisini de.
Peki, mahkeme kararıyla CHP liderlik koltuğuna oturması beklenen Kemal Kılıçdaroğlu da böyle bir durum mu yaratacak? Onu tanıyanlar ve liderliğini kabul edenler bir tarafta, muhalefet edenlerin Özgür Özel cephesi diğer tarafta mı olacak?
Bu garip kale önü mücadelesinde Özgür Özel'in atacağı adım belli!
Yargıtay’a temyiz + tedbirin durdurulması talebiyle başvurmak. Bu, hem esası hem de acil kontrol kaybını engelleme açısından en öncelikli adım, birçoğuna göre. Ardından süreç, Yargıtay ve gerekirse Anayasa Mahkemesi'nde devam edecek etmesine de...
CHP, yoluna nasıl devam edecek?
İkinci bir Gürsel Tekin vakası mı yaşanacak?
Biri, mahkeme tarafından atanan lider, diğeri ise mahkeme tarafından görevinden alınan lider...
Ne olacak?
Nasıl olacak?
Gürsel Tekin, “mahkeme atamalı” İstanbul İl Başkanlığı görevini sürdürürken, diğer tarafta, partisinin atadığı İl Başkanı Özgür Çelik'in başka bir makam odasında ziyaretçilerini kabul edip, gazetecilere poz vermesi gibi mi olacak? CHP, bundan sonraki yargı sürecini iki liderle mi sürdürecek? İki faklı makam odasında, iki CHP lideri, ziyaretçilerini kabul edip, gazetecilere CHP adına açıklama mı yapacak?
Ne olacak bilmiyorum ama, eldeki, AKP adına "istesek olmazdı" durumu.
Açıkçası, karar sonrası, CHP İstanbul il binasındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını genel başkanların olduğu alandan çıkartan, kıran ve üzerine basanların "hain Kemal" sloganları attığı bir duruma bizleri taşıyanların Türkiye'sinde, üzüldüğüm asıl nokta, bir tarafta, başından bu yana başarısız bulduğum Özgür Özel, diğer tarafta ise başarısızlığı kaybettiği seçimler başlığında zaten tescilli bir Kemal Kılıçdaroğlu arasında, ana muhalefetin çıkmaz bir sokakta çıkış aramaya devam ediyor oluşu.
Bu yolun bir dönüşü var mı?
Peki, hangisi önce döner?
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.