Su ortak mal olarak ele alınmalı ve kolektif yönetim ile tarımın gerçek gereksinimine sunulmalıdır. Giderek azalan ve kirlenen ve de pahalanan su kaynakları için planlı bir su politikası hazırlanmalı

İklim değişikliğinin sonucu olarak kuraklık, sel, taşkın, fırtına, tayfun gibi doğal felaketler giderek artmakta. Sıklığı ve etkileri de aynı şekilde artış göstermekte. Bunların yanında deprem, yanardağ patlaması gibi felaketleri de ekleyince dünyanın durumu pek iyi görünmüyor. Her gün yeni bir felaketle uyanıyoruz.
İklim değişikliğinin nedenleri konusunda değişik görüşler olsa da biz kapitalist düzenin acımasız insan ve doğa sömürüsünde bu değişikliğin nedenini görüyoruz. Kısa vadede kâr güdüsü her şeyin önüne geçiyor.
Doğal felaketlerden en çok etkilenen sektör ise tarım. Tarımın ise suya gereksinimi var ama su kaynakları da ya azalıyor ya kirleniyor ya da kimilerince gasp ediliyor. Ortak mal olması gereken su kaynakları plansız, öngörüsüz şekilde hoyratça ve geleceği düşünmeden kullanılıyor.
Atık sular gerekli şekilde arıtılması halinde tarımda da sulama için kullanılabilir ki bu önemli bir kaynaktır. Hatta kimi atık su arıtma tesisleri suyu tekrar içilebilir hale bile getirebilmektedir. Büyük havuz ve göletler yerine atık suyun geri kazanılması da önem kazanmaktadır.
Tarımın su gereksimini karşılamak üzere son yıllarda Fransa, İspanya gibi ülkelerde dev sulama havuzları (DSH) yapılıyor. İspanya'da Franco döneminde kuraklığa çözüm için bu tür havuzlar yapılırken, Fransa'da ise ilk havuzlar 1990'lı yıllarda yapıldı. 230 adet görünse de 55'i aktif olup 15 havuz ise çalışamaz hale getirilmiştir. Hatta Alp Dağlarında bu tür havuzlar kışın yapay kar yapmak için de kullanılır. İspanya'da ise golf sahalarını sular. İspanya'da ayrıca tarım sulaması için 765 adet deniz suyunu arıtma tesisi bulunur.
Suyun baraj ve göletlerde toplanması tarım, kentlerin içecek suyu gereksinimi ve elektrik üretimi için gerekli. Nükleer santrallerin soğutulması için de gerekli. Bunların yapımı içinde yine önemli ölçüde plan gerekli ve her yere gelişi güzel baraj, gölet yapılmamalıdır.
Çok sayıda eyleme konu olan (bir eylemde polis bir kişiyi vurmuştu) dev sulama havuzları 3-4 metre derinlikte ve ortalama 8 hektar büyüklüğündedir (12 futbol sahası). 18 hektara kadar çıkanları da vardır, ki bu da 300 olimpik havuza denk gelir, 650.000 metreküp su alır. Kimi zaman “yedekleme rezervi” ya da “ikame rezervi” olarak da adlandırılır. Havuzun altı su kaybını önlemek için su geçirmez plastikle kaplanır. Ayrıca kimileri, yerleşim yerine göre bentle çevrilir.
Yapımı pahalı olup 2-5 milyon avro arasıdır ve uzun sürer. Havuzun dolması için kış aylarında beklenen yağışa güvenilirse de böyle bir havuzu yağmurla doldurmak olanaksızdır. Dolayısıyla yeraltı suyu pompalanır ya da havuza yakın akarsudan kanal ile su getirilir. Kimi yerlerde yağmurun azalması ve kuraklık nedeniyle yeraltı su kaynakları da yetmeyebilir.
Kışın doldurulan havuz yazın sulama için kullanılır. Amaç da budur.
Havuzun yapılacağı yerin seçimi de önemlidir. Kimin tarım alanına yapılacaktır, kaç çiftçi yararlanacaktır, hangi ürünler sulanacaktır, yapılacak alanın biyoçeşitliliği ve bitki örtüsü nasıldır gibi sorular sorulmalıdır.
Genelde havuzlar tam anlamıyla da dolmaz. Yüzde 50-60 civarında doluluk sağlanır.
Havuzun suyu genellikle hayvan yemi olarak kullanılan mısır için kullanılır. Suyun yüzde 75'i hayvan yemi için sulamaya, yüzde 25'i ise insan beslenmesi için gerekli olan tarıma yöneliktir.
Devletten büyük destek alırlar.
Yasadışı inşe edilenler olduğu gibi kullanılması yasaklananlar da vardır.
Su yönetimi ve tarım arasında çatışmalara neden olan ve çevresel-toplumsal bunalımın ortasında olan DSH konusunda iki görüş vardır:
Havuzlardan yararlanan çiftçilere göre -ki sayıları oldukça azdır ve büyük tarım işletmelerine yarar- bu bir rekabet ve girişim serbestliği sorunu olup tarımın geleceği de söz konusudur ve kuraklık için çözümdür. Havuz yoksa tarım ölür ve bizde ölürüz derler.
Yaşam savunucularına göre ise ortak mal olması gereken suyun savurganlığı söz konusudur. Tam olarak dolmayan havuzlarda buharlaşma ile yüzde 5-20 arası su kaybı yaşanır. Doldurulması 1-2 ayda pompalama ile tamamlanır, dolayısıyla elektrik tüketimi de fazladır. Ayrıca durağan suda kimi bakteriler üremeye başlar ve tarımsal ürünlere zarar verebileceği gibi insanların sağlığını da tehdit edebilir. Gerekli önlemler alınmazsa su kaçağı da olabilir.
Suya erişimde adaletsizlik yaratır. Uluslararası İklim Konferansı/GIEC da dev sulama havuzlarına olumsuz bakmaktadır; pahalı ve yetersiz bulmaktadır.
Tarımın geleceği ile suyun geleceği yeniden düşünülmelidir. Su damlama yoluyla kullanılmalı ve az su gerektiren tarıma geçilmelidir. Tarım-ormancılık birlikteliği, tarım alanlarının ve çevresinin bitki örtüsü ele alınmalıdır.
Kurulum yapılan yerde toprak kaybı yaşanır. Seçilen yerde yeraltı suyu var mıdır, düzlük alan mıdır, yakında çok ya da az su kullanan tarım işletmeleri var mıdır diye sorulmalıdır. Keyfe kader birkaç tarım işletmesi yararlanacak diye inşa edilmemelidir.
Kış aylarındaki yağışların fazlası kimi doğal göletlere aktarılabilir ve yeraltı sularındaki fazlalık kullanılabilir.
Toprak niteliği iyileştirilmeli ve suyu tutma kapasitesi artırılmalıdır. Tarımda çeşitlilik yaratılmalıdır.
Tarımı kârlı hale getirmek için sulama ile tarım ilacı bolca kullanılır ve havuzlarda doldur boşalt sistemi uygulanır.
Son zamanlarda ortaya çıkan orman yangınları için bu tür havuzlar düşünülmelidir ama kapalı ve daha küçük boyutta olarak.
Tarım modelini yeniden düşünmek kadar tüketim modelimiz de ele alınmalıdır.
Su döngüsü için ağaç dikilmeli, nemli alanlar yaratılmalıdır.
Doğayla birlikte akıllıca yaşamak, ne boyun eğmek ne de boyun eğdirmektir.
Giderek azalan ve kirlenen ve de pahalanan su kaynakları için planlı bir su politikası hazırlanmalı.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.