Cemal Abdülnasır, füzelerin yeni nesil savaşlarda oynayacağı rolü anlayan ilk liderlerden biriydi. Mısır devleti, savaş sonrası Nazi dönemi Almanya'sının füze projelerinde çalışan mühendislerle temas kurdu ve Mısır’a getirerek füze çalışmalarını başlattı

İran’ın ABD ve İsrail ile yürüttüğü savaş bir ateşkesle sonuçlandı, iki taraf da zaferini ilan etti. İran, bu 40 günlük savaşta binlerce insanını kaybetti; telafisi uzun yıllar sürecek çok ağır altyapı hasarına uğradı. ABD ve İsrail tarafındaysa, askeri olarak her şeye muktedir olamadıkları ortaya çıktı.
İranlı bir askeri yetkili, savaş sürerken 25 bin ayrı füze fırlatma noktasına sahip olduklarını açıklamıştı. Nitekim İran’ın tamamı yeraltında olan füze fabrikaları ve depolama-fırlatma tesislerinin kayda değer bir bölümü, ABD-İsrail bombardımanından kurtulabildi. İran’ın füze üretme ve atabilme kapasitesi tamamen engellenemedi. Yine esnek konuşlanmış ve koordine edilmiş bu tesisler, bir tür füze gerillacılığı diyebileceğimiz savaş düzeni yarattı. İran devletinin uzun yıllardır süren hazırlığı da askerî açıdan meyvelerini vermiş oldu. Dünyanın en büyük nükleer ve konvansiyonel askeri gücü olan ABD, savaşta başarılı olamadı.
Mevcut ateşkesin Batı ekonomilerinin aldığı ve alacağı hasar ve Avrupalı emperyalistlerin, Ortadoğu devletlerinin basıncı ile sağlandığını söyleyebiliriz. Ancak işin ABD açısından bir de askeri nedenleri var. ABD’nin de füze kapasitesinin tükendiği, hava savunma füzeleri üretiminin İran’ın füze atma kapasitesine yetişemediği de ortaya çıktı. Anlaşılan o ki savaşın üçüncü raundu olacak ve taraflar bu ateşkes arasında askeri kapasitelerini tahkim etmeye çalışacaklar.
2. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Almanya, savaş tarihinin ilk balistik füzesi olan V-2 roketini yapmış ve böylece İngiltere’ye oldukça zarar vermiş, dönemin teknolojileri tarafından durdurulamayacak bir silah geliştirmişti. Savaşın sonuna ancak yetişen bu yeni teknoloji, savaşın seyrini değiştiremedi ama V-2 roketi uzay çağının öncüsü oldu. Roketi tasarlayan mühendis Wernher von Braun, savaş sonrası Amerikalılar tarafından özel bir operasyonla ABD’ye götürüldü. Von Braun, ABD’nin uzay teknolojilerini ve Ay’a gidilmesini sağlayacak Apollo projesine ait uzay gemilerinin kullandığı ‘Satürn V’ roketini tasarladı. ABD’nin roket ve uzay çalışmalarına önemli katkılar yaptı; Nazi ve SS geçmişi ise silindi unutturuldu.
2. Dünya Savaşı’nın sonrasında yeniden şekillenen dünya ve Ortadoğu koşullarında İsrail devletinin kurulmasıyla beraber Arap-İsrail savaşları başladı. Bu dönem Mısır’a liderlik eden Cemal Abdülnasır, füzelerin yeni nesil savaşlarda oynayacağı rolü anlayan ilk liderlerden biriydi.
Almanların roket ve füze mühendisleri Von Braun’dan ibaret değildi. Mısır devleti, savaş sonrası Nazi dönemi Almanya'sının füze projelerinde çalışan mühendislerle temas kurdu ve Mısır’a getirerek füze çalışmalarını başlattı.
1960 yılında Mısır’ın yüksek maaşlarla getirip füze programının başına koyduğu kişi, Nazi Almanya'sı döneminin en önemli havacılık ve uzay mühendislerinden Wolfgang Pilz’di. Mısır’ın füze programının destekçilerinden birisi de yine Nazi Almanya'sının füze programının önemli isimlerinden mühendis Dr. Heinz Krug’du. Krug, kurduğu şirket vasıtasıyla Wolfgang Pilz’in Mısır’da yürüttüğü füze çalışmalarına malzeme temin ediyordu. Temmuz 1962'de Mısır ordusu tarafından El Kahir (Fatih) ve Essafir (Muzaffer) füzeleri kamuoyuna tanıtıldı. İsrail devleti paniğe kapılmıştı. Mısır’ın füze programını engellemek üzere harekete geçti. Dönemin Mossad şefi Isser Harel, durdurabilmek için Mısır’ın füze programında görev alan Almanlara yönelik çok sayıda suikast, kaçırma, tehdit ve bombalı paket gönderme gibi yöntemleri içeren "Damokles Operasyonu"nu başlattı.
Tüm dünyada Mısır’ın füze programı etrafında diplomatik ve siyasi tartışma ve müdahaleler sürerken, başka bir Nazi daha ortaya çıktı. Ama bu defa İsrail’in safında.
2. Dünya Savaşı’nda Hitler’in gözde subaylarından özel harekatçı komando yarbayı Otto Skorzeny, Temmuz 1943’te bir darbe ile devrilen İtalyan faşist lideri Benito Mussolini’nin kurtarılarak Almanya’ya getirilmesi operasyonunu bizzat sahada yöneten kişi olarak ünlenmişti. Benzer birçok özel harekât operasyonuna da komutanlık yapmıştı.
Otto Skorzeny, Mossad tarafından devşirilmişti. Savaş ve soykırım suçlusu Adolf Eichmann'ın Mossad tarafından Arjantin'den kaçırılıp İsrail'de idam edilmesi, bütün eski SS subaylarında bir korkuya neden olmuştu. Ayrıca değişen ve yeniden kurulan iki kutuplu yeni dünya düzeninde, sosyalizme karşı birçok eski SS görevlisi emperyalist kamptan yana tutum aldı. İşte bu nedenlerle ve belki de maceracı kişiliğinin de etkisiyle Skorzeny Mossad’a çalışmaya başladı.
Skorzeny, Mısır’a çalışan Alman füze uzmanları ve mühendislerinin istihbaratının verilmesinde önemli bir rol oynadı. Sadece istihbarat vermedi; Mossad'ın emriyle Mısır’a füze parçaları temin eden Dr. Heinz Krug’un Münih yakınlarındaki bir ormanda öldürülmesi olayına da karıştı.
Füzelerin üretildiği “Fabrika 333” adlı bölgeyi hedef seçen Mossad, Mısır'ın füze programının başındaki Wolfgang Pilz’in ofisine bir bombalı paket gönderdi. Pilz’in sekreteri Hannelore Wende, ağır şekilde yaralandı ve görme yetisini kısmen kaybetti. Ertesi gün roket fabrikasına gönderilen bombalı paket ise beş Mısırlı işçinin ölümüne yol açtı. Daha birçok suikast, tehdit ve yeni oluşan iki kutuplu dünyanın siyasi atmosferi, Alman devletinin baskıları sonucu Alman mühendis, uzman ve işçiler 1963’ten itibaren Mısır’dan ayrıldı. 1967 yılına geldiğinde artık füze projesinde Alman kalmamıştı. Milli füze projesi başarısızlığa uğrayan Mısır, Sovyetler Birliği’nden Scud füzeleri alma yolunu seçti.
Yeni nesil havacılık ve uzay teknolojileriyle üretilen savaş uçakları, haberleşme, radar ve uydu sistemleri yoksul ülkelerin erişemeyeceği kadar pahalı savaş araç gereçleri. Ancak yeni teknolojiler savaş konseptlerinde değişikliklere yol açtı. Bunu ilk defa Rusya, Ukrayna savaşında gördük. Her iki taraf da dron ve SİHA’ları çok yaygın ve etkili bir şekilde kullandı, kullanıyor. On bin dolarlık patlayıcı yüklü bir dronla, 3-4 milyon dolarlık bir tankın imha edilmesi sıradan işlere dönüştü.
Bugün İran’ın, gerek İsrail’e gerek Ortadoğu’daki ABD üslerine attığı 20 bin dolar maliyetli Şahid-136 dronlarını önlemek için 2 milyon dolar maliyetli savunma füzeleri kullanıldı. Bu durum, ABD ve İsrail saldırganlığının sürdürülmesini ekonomik ve üretim kapasitesi açılarından zora soktu. Dünyanın en gelişmiş uçak gemisi USS Gerald Ford’un savaş bölgesine geldikten kısa bir süre sonra “çamaşırhane yangını” nedeniyle Yunanistan’a çekilmesi birçok soru işaretini beraberinde getirdi.
Bundan sonraki dönemde bütün yoksul ülkelerin savunmaları için bu tür teknolojilere yöneleceğini tespit etmek kahinlik olmasa gerek. Abdülnasır’ın Mısır’da başaramadığını İran başardı.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.