Ankara Kadın Platformu, Konur Sokak'ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü programını açıkladı. Kadınlar 25 Kasım'da Yüksel Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde buluşup yürüyüşe başlayacak

Ankara Kadın Platformu, Konur Sokak'ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü programını açıkladı. Kadınlar 25 Kasım'da Yüksel Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde buluşup yürüyüşe başlayacak.
Kadınlar yaptıkları açıklamada sistematik hale gelen cezasızlıkla, medyadaki cinsiyetçi dille ve savaş politikalarıyla kadına yönelik erkek şiddetinin beslendiğinin altını çizdi. Aile politikaları adı altında kadınların emeğinin daha çok sömürüldüğünü, eve daha çok kapatıldığını, şiddete karşı daha açık hale getirildiğini vurgulayan kadınlar "Bu sene ve önümüzdeki seneler Aile Yılı, değil kadınların direniş yılı olacak" dedi.
Bütçe görüşmelerine değinen kadınlar, "kadınların güçlendirilmesi için" ayrılan bütçenin kadın başına yalnızca 51 kuruş olduğunu hatırlattı. Buna karşın, Diyanet'e ve tarikatlara ayrılan bütçedeki artışa dikkat geçen kadınlar, "Bütçede erkek şiddeti var, dinci gericilik var, savaş var, silah var, rant var! Kadınlara, yoksullara, göçmenlere, lubunyalara düşen pay ise yoksulluk, şiddet ve güvencesizlik!" dedi.
Kadınların açıklamasının tamamı şöyle:
Bugün bir kez daha alanlardayız!
Yaşamlarımız için, özgürlüğümüz için, birbirimiz için buradayız!
Hayatın her alanında kadınlar olarak şiddetin türlü biçimlerine maruz kalıyoruz. Erkek egemen sistem her yerde kadınları şiddet ve baskı ile boyun eğdirmeye çalışıyor!
Evde, işte, okulda, sokakta, cezaevlerinde…
Her yerde üzerimize çöken bu şiddet; devletin savaş politikalarıyla, yargının cezasızlığıyla, medyanın
cinsiyetçi diliyle besleniyor!8 Kasım'da Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde, 2 yıldır ruhsatsız çalıştırılan işyerlerinde katledilen, 3’ü çocuk
işçi olan 6 kadın emekçinin hesabını sormak için buradayız!Erkek-devlet şiddetine karşı 25 Kasım’da sokaklardayız.
Bu yıl iktidar tarafından Aile Yılı, hatta aile on yılı ilan edildi. “Aile Yılı” adı altında bizi yeniden eve kapatmak, haklarımızı gasp etmek, emeğimizi sömürmek, erkek şiddetini cezasızlık politikalarıyla meşru
kılmak istiyorlar. “3 çocuk, 5 çocuk doğur'' diye emirler yağdıranlar, ucuz emek gücü arayışındalar. Aileler günbegün yoksullaşırken kadınlar yoksulluğun binbir yüzüyle karşı karşıya bırakılıyor. 11. Yargı Paketi ile aileyi zarardan korumak iddiası öne çıkarılıp LGBTİ'ler düşman ilan ediliyor. LGBTİ'lerin yaşamsal varoluşlarına yönelik tehdit içeren uygulamalar öneriliyor, bu politikalarla nefret körükleniyor.Görünmez kılmak istediğiniz kadınlar olarak biz buradayız, sesimizi yükseltiyoruz: Bu sene ve önümüzdeki seneler aile yılı değil kadınların direniş yılı olacak. Her birimiz; eşit ve özgür bir yaşam sürdürme hakkımız için sesimizi yükselteceğiz; 25 Kasım’da sokaklardayız!
Bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşüldü. Bütçede tarikatlara, diyanete yer var. Aileyi koruma adı altında şiddete uğrayan kadınların boşanmasını zorlaştırmak için her türlü protokole bütçe var. Kadınların daha fazla doğurmasını sağlamak için bütçe var. Bilin bakalım ne yok? Kadınların sağlığı, eğitimi, barınması, güvenceli çalışması için hiçbir bütçe yok. Koskoca bütçe içerisinde bizlerin güçlenmesi için ayrılan pay 51 Kuruş!
Peki bu iktidarın bütçesinde ne var? Bütçede erkek şiddeti var, dinci gericilik var, savaş var, silah var, rant var!
Kadınlara, yoksullara, göçmenlere, lubunyalara düşen pay ise yoksulluk, şiddet ve güvencesizlik!
Savaş bütçesi, erkek şiddetinin devlet eliyle örgütlenmiş hâlidir!
Faşizan savaş politikalarına karşı direnen Filistinli, Rojavalı, Sudanlı kadınların yanındayız!
Biz kadınlar: Savaş için değil: Eşit, özgür ve güvenli bir yaşam için bütçe istiyoruz! Kadınlara bütçe
talebiyle 25 Kasım’da sokaklardayız!Asgari ücret tartışmalarında emeğimiz yok sayılıyor, bakım yükü kadınların sırtına yıkılıyor, göçmen
kadınlar iki kat sömürülüyor.Biz kadınlar hayatımızın her alanında sistematik sömürü düzeni ile mücadele etmeye devam ediyoruz!
Açlık sınırının altında asgari ücretle bize geçin diyorlar. En esnek en güvencesiz işlere razı ol diyorlar. Market market, Pazar Pazar en ucuz gıdayı bulmak için biz kadınlar dolaşıyoruz. Temizlik, yemek, çocuk/yaşlı/hasta bakımı bizlerin doğal görevi olarak görülüyor. Bu erkek egemen sömürü düzenini kabul etmiyoruz. Emeğimize sahip çıkmak için 25 Kasım’da sokaklardayız!
Ankara’da kadın cinayetleri, kayıp kadınlar, şüpheli ölümler artıyor!
Ama biz susmuyoruz!
Batıkent’te katledilen Başak Gürkan, meclis çalışanı Saliha Ozan ve daha niceleri sebebiyle bir araya gelen kadınların öfkesi bize gösterdi: Kadın mücadelesi birliktelik ile güçleniyor! Katledilen kadınların hesabını sormak için 25 Kasım’da sokaklardayız! Şiddet sistematik, mücadele politiktir!
Buradan hatırlatalım:
Şule Çet’in ölümünü faili meçhul olarak kapatmak isteyen erkek adaletin karşısında her davada adliye koridorlarını doldurduk. Şule için adalet isteyen kadınların sesi hâlâ Ankara’da yankılanıyor!
Tecavüzcü Profesör Hasan Bilgili’nin kapatılmaya çalışılan davasında kadınların örgütlü gücü erkek
adalete karşı mücadele ederek kazanım sağladı.Biz kadınlar birbirimizin elini sımsıkı tutmaya, bir arada olmaya, direniş mirasını birbirimizden devralmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Gerçek adalet biz kadınların mücadelesi, direnişi ile sağlanacak! Erkek adalet değil gerçek adalet için 25 Kasım’da sokaklardayız!
Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir!
Yaşasın kadın dayanışması!
Birlikte güçlüyüz, birlikte özgürleşeceğiz!
25 Kasım’da sokaklardayız!
Eşit, özgür, güvenli bir yaşam için 25 Kasım Salı günü Yüksel İnsan Hakları Anıtı’nın önünden yürüyüşümüzü başlatacağız!
Sendika.Org