Çıkış yolu olarak toplumsal muhalefetin tüm dinamiklerinin hak mücadeleleri ve hak mücadelesi yürütücülerinin birikimlerini kanalize edecek büyük bir örgütlenmenin yakıcı varlığı her geçen gün daha da anlam kazanıyor. Halkın düzen siyasetinden kopmasını sağlayacak başka bir yaşam biçiminin var olduğunu gösterecek; muhalif olmayan, alternatif olan bir çıkış yolu yürünmesi gereken zorunlu yoldur

Başta AKP olmak üzere mevcut siyasi partiler kendilerini iktidarda tutacak/iktidar yapacak siyasi olguların dışında başka hiçbir şeye odaklanmıyorlar, odaklanamıyorlar. İktidarı ve muhalefetiyle öncelikle kendi selametleri açısından dizayn etmeye çalıştıkları siyaset sahnesinin hengamesi içinde sadece halkın beklentilerinden fersah fersah uzaklaşmıyorlar, her geçen gün halkla aralarındaki özdeşliği de kaybediyorlar. Süreç beklentisi ya da sandık beklentisiyle şafak sayarak siyaset yapmaya çalışanlar bazen hiç beklemedikleri bir anda ya fotoğraf kareleriyle baş etmek zorunda kalıyorlar ya da içlerinde biriktirdikleri, zamanında temizleyemedikleri yerel, ulusal oligarşi içinde siyaset ve ticaret yapmayı alışkanlık haline getirmiş ve ufukları sadece ihale pazarlığı kadar olan al-verci siyaset erbaplarıyla ya adliyeleri arşınlıyorlar ya da iktidarın gölgesine transfer olmuşları hayretle izlemekten başka bir şey yapamıyorlar.
CHP’nin zorunlu olarak yapmaya çalıştığı “indirgemeci miting muhalefeti” bir biçimde belli pazarlıklar etrafında dolaştıkça halkın gerçekçi muhalefet beklentilerinden uzaklaşıyor . CHP her geçen gün halk ve kendisi açısından etkin bir muhalefet yapma şansını kaçırıyor. Beyaz Saray’dan Külliye’ye siyaset alanını su yolu gibi takip eden, kendilerince dış ve iç siyasetteki çelişkilere göre konum almaya çalışan, acaba bize ne düşer diyen küçük sağ “muhalefet” partilerini asıl kaygılandıran halkın sorunları değil, kendi küçük varlıklarını devam ettirme arzularıdır. Gelecek dönemde az ya da çok demeden Meclis’te sandalye elde etmek için bir Saray’ın kapısına, bir CHP’nin penceresine bakıp parmak hesabı yapmalarının nedeni toplumsal karşılıklarının olmayışını çok iyi bildiklerinden. Fakat toplumsal karşılıkları varmış gibi “muhalif medyada” devamlı boy gösteren küçük sağ partilerin lider ve sözcülerine meşruiyet yaratmak bir medya hastalığı olduğu gibi toplumu da çürütmektedir.
CHP’nin kendi sağında yedeklemeye çalıştığı küçük sağ particikler, emek ve zamanlarını AKP’nin seçim sahalarında ve yoksul seçmeni üzerinde mesai yürütmek yerine CHP’nin öncülük ettiği (şimdilik) toplumsal muhalefetin dinamiklerine ahkam kesmeleri laik, ilerici sol ve sosyalistlerin sinir uçlarına fazlasıyla dokunuyor. Toplumsal muhalefetin dinamikleri olan sola karşı “küçümseyici” tavırları ve son olarak Maraş katliamının failinin cenazesinde saf tutmaları geçmişten gelen geleneklerini ne kadar aştıklarını insan hakları ve evrensel tutumlarının sınırlarının ne olduğunu çok net gösteriyor. Bir türlü bitmek bilmeyen egemen siyaset kendi krizini aşmak için her seferinde yeni partnerlerle yol yürüyebiliyor. Mesele gerçek anlamıyla çözüm arayan; ister Kürt siyasetinin sorunları olsun, isterse yargı ve demokratik hakların gerçekçi talebi, kayyımlar ya da ekoloji ve hayvan hakları konusu olsun yeni her partner gerçekçi bir talebi görünür kıldığında yeni bir krize işaret etmiş oluyor. Dolayısıyla iktidar için sorun çözmek yerine, yeni partner arayışına girişmek siyaseten hem kazançlı hem de bildiği dansı yeniden icra etmek kadar kolay oluyor.
Çıkış yolu olarak toplumsal muhalefetin tüm dinamiklerinin hak mücadeleleri ve hak mücadelesi yürütücülerinin birikimlerini kanalize edecek büyük bir örgütlenmenin yakıcı varlığı her geçen gün daha da anlam kazanıyor. Halkın düzen siyasetinden kopmasını sağlayacak başka bir yaşam biçiminin var olduğunu gösterecek muhalif olmayan, alternatif olan bir çıkış yolu yürünmesi gereken zorunlu yoldur. Ancak bu zorunlu yoldan yeniden yürümek için geçmiş tüm siyasi alışkanlıklardan vazgeçmek, geçmiş siyasi ezberleri yıkmak onun yerine geçmişin mücadele birikiminden alınacak güçle yeniden yola çıkmak tüm hak mücadele alanlarında heyecan yaratacaktır. Ufkunu parlamentarizmle, sistem içi seçim alışkanlıklarıyla daraltmayan, geniş halk kitlelerine yönelik kazanımlı hak mücadelelerini örgütleyen, sürekli mücadele hali almasını sağlayan deneyimleri çoğaltmak gerekmektedir. Uzlaşılabilir çelişkilerin siyaset arenasından çıkıp sınıfsal çelişkilerin hayati ihtiyaçlarına yönelmek gerçekle hayali birbirinden ayırt etmek bugünün devrimci görevlerindendir. Toprağını savunanlardan, ağacını, müziğini, hayvanını, cinsiyetini, işini, yaşam tarzını savunanlara kadar büyük bir birlikteliği egemen siyasetin açtığı alanlarda gösterdiği istikametlerde değil, egemen siyasetten tam bağımsız alanlarda var etmek mümkündür.
Not: Bu yazı kaleme alınırken 4 Ekim hayvan hakları günüydü. Ancak bu ülkede en basit bir hakkın kalmadığı gerçeğiyle günü hayvan hakları günü olarak değil, sürekli mücadele günü olarak anmakta fayda var. Tüm türlerin yaşam hakkı ve tüm türler için mücadele eden, türcülüğe karşı farkındalık yaratmak için hayatını adayanlara ve yaşamını türlerin sömürülmemesi üzerine kuran yitiren tüm yaşam savunucularına bin selam olsun. Tam sömürüsüz bir dünya mümkün.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.