Rejim Gaşt-e Erşad’ı tasfiye mi etti? Yoksa bu süren isyanı dindirmeye yönelik bir propaganda gösterisi mi?

İran Başsavcılığı, ülkedeki protestoların üç aydır devam ettiğini söyleyerek, İran'ın Gaşt-e Erşad'ı askıya aldığını söyledi. Bunun genel grevi bastırmaya yönelik bir taktik olabileceği sokaktaki direnişçilerin iletişim kanallarına yansıyor. Doğrulanırsa, Gaşt-e Erşad'ı tasfiye edilmesi bir taviz olacak ancak göstericilerin başörtülerini yaktığı direnişi durdurmak için yeterli olacağına dair hiçbir garanti yok. Ancak Cumhurbaşkanı Reisi ve Dini Lider Ayetullah-Hamaney, daha önce İran Şahı Pehlevi'nin düştüğü hataya düşmek istemiyor

Rejim Gaşt-e Erşad’ı tasfiye mi etti? Yoksa bu süren isyanı dindirmeye yönelik bir propaganda gösterisi mi?

İran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri, “Açıklayıcı Cihad” başlığı altında Anayasanın imzalanmasının yıldönümü dolayısıyla düzenlediği toplantıda İSNA’nın sorusuna yanıtında Gaşt-e Erşad’ın (İrşad Devriyesi) kapatılacağını ima etti ve pek çok haber kanalı bunu Mahsa Amini’nin ölümüne yol açan bu kurumun kapatılacağı şeklinde duyurdu. Ancak molla rejiminin temel kurumlarından Gaşt-e Erşad’ın kontrolü yargıda değil İçişleri Bakanlığında ve haberlerde öne sürüldüğü gibi kesin bir kapatma kararı bulunmuyor.

Muntazeri, örtünme zorunluluğunun kaldırılmadığını, yargının halk arasındaki davranışları gözlemeye devam ettiğini, sadece sokaktaki özel devriyelerin dağıtıldığını söyledi.

Muntazeri’nin sözlerinin diğer üst düzey yetkililer tarafından onaylanan ve resmi nitelik taşıyan bir karar mı yoksa yetkililerin esnemeye başladığını propaganda eden bir reklam kampanyası mı olduğu açık değil.

Muntazeri, parlamentonun zorunlu örtünme konusundaki görüşlerini iki hafta içinde açıklayacağını söyleyerek, zorunlu örtünme kuralının değiştirilebileceğini veya iptal edilebileceğinin sinyalini de verdi.

İslam Cumhuriyeti yetkilileri ülke çapındaki protestoların sona erdiğini iddia ederken, muhalefet halkı 5, 6, 7 Aralık’ta (14, 15, 16 Azar) ülke çapındaki grevlere katılmaya davet etmeye devam ediyor.

Direnişçilerin Telegram kanallarında Muntazeri’nin sözlerine yer verilmezken eylemlerin devam ettiği, cenazelerin kaldırıldığı, tutuklamaların arttığı, asıl sorunun yoksulluk olduğu paylaşılmaya devam ediyor.

İran’da zorunlu başörtüsü uygulama sorumluluğunun “rehberlik devriyelerinin askıya alınması” veya “kabul edilmemesi” hakkında “şeffaf olmayan ve muğlak” ifadeler var.

İffet ve kapsamlı örtünme planı ile polis içinde teşkilatlanan Gaşt-e Erşad’ın kapatıldığı iddiasının bir çarpıtma olduğu söyleniyor.

Öte yandan parlamentonun bugünkü (4 Aralık) kapalı toplantısına dair bu görüşmenin detayları henüz açıklanmadı. Genel olarak bu toplantı hakkında konuşan tek kişi yönetim kurulu sözcüsü. Nizamuddin Musavi’ye göre, bu ortak toplantıda bilgi, güvenlik, sağlık ve tedavi bakanları ile program ve bütçe teşkilatı başkanı, özellikle ekonomi alanında uzmanlık alanları ve tıp alanındaki eksiklikler hakkında raporlar sundu. Hükümet yetkililerinin raporunun ayrıntılarını vermemekle birlikte, milletvekillerinin ve hükümetin “cevaplanması gereken geçerli şikayetler, şikayetler ve itirazlar olduğuna inandığını, bunların çoğunun ekonomi ve geçim alanlarında olduğunu” söyledi. Nizamuddin Musavi, İran’da yetmiş günden fazla süredir devam eden protestolar hakkında diğer hükümet yetkilileri gibi bir açıklama yapmadan, bu protestoları “rahatsızlık” olarak nitelendirerek, hükümetin ve parlamentonun “en iyi çözüm yolunu” vurguladıklarını söyledi.

Bazı haber siteleri bugünkü toplantıda Gaşt-e Erşad hakkında konuşulduğunu ve Muntazeri’nin sözlerine atıf yaparak iki hafta içinde bu konunun açıklığa kavuşacağını iddia ediyor.

Fars haber ajansından sızdırılan belgeler, İran İslam Cumhuriyeti’nin 115 askeri personelinin devrimci ayaklanmaya eşlik etmekten tutuklandığını bildirirken, devrimci protestoculara ağır cezalar verildi ve siyasi tutukluların koşulları kötüleşmeye devam ediyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki Alman temsilcisi Hanna Neumann, İrşad devriyesinin kapatıldığı haberini “propaganda gösterisi” olarak nitelendirerek, infaz, keyfi tutuklama ve cinsel saldırının günümüzün acı gerçeği olduğunu söyledi.

Hediye Levent’in YouTube programına katılan Arif Keskin’in de anlattığı gibi, İslam Cumhuriyeti bu direnişi bitiremiyor. Sokaktaki eylemler her yere dağılmış ve yayılmış, insanların olduğu her yer itaatsizlik eylemleri haline dönüşmüş durumda. Normal öğretmenler molla öğretmenleri yanına almıyor. Bulundukları her yerde insanlar eylemde. Toplumsal anlamda meşruyeti yüksek. Devletten sızan bilgiye göre 7 milyon kişi ülkede bir şekilde direnişe katılmış. Kararlılık ve psikolojik ortam itaatsizliği yayıyor.

Öğrenci günü kapsamında yapılması planlanan eylemlere kadın örgütleri, kürtler, işçiler, sağlık emekçileri, öğretmen sendikaları, üniversiteliler, liseliler, ortaokullular çağrı yapmıştı çarşambaya kadar geçen haftadaki denemelerden daha büyük bir genel grev olacak. Öğrenciler okullarda zehirlenmiş ve yemekhaneden müdürlük binalarına kadar yemek tepsilerini dizerek çeşitli üniversitelerde eylemler yapmıştı. Resmi haber ajansı ISNA’daki veriye göre son 10 gün içinde toplam 1200 öğrenci zehirlendi. Bu da öğrenci günü kapsamında düzenlenmesi planlanan eylemlere ket vurmak için veya göz dağı vermek için yapılmış olabilir.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Öğrenci Günü’ne denk gelen çarşamba günü Tahran Üniversitesi’ni ziyaret edecek.


İran, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana çeşitli “ahlak polisi” biçimlerine sahipti, ancak resmi olarak Gaşt-e Erşad olarak bilinen en son versiyon, şu anda İran’ın İslami davranış kurallarını uygulamakla görevli ana teşkilat.

2006 yılında, dönemin cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın döneminde kadınların uzun giysiler giymesini gerektiren ve şort, yırtık kot pantolon ve müstehcen sayılan diğer giysileri yasaklayan kıyafet yönetmeliğini uygulamak için devriyelerine başladılar. Bu dönemde Tahran’ın eski polis şefi olan Ahmadreza Radan, “ahlak polisinin” misyonunu “uygunsuz başörtüsüne karşı mücadele” olarak tanımladı.

Şah Muhammed Rıza Pehlevi ülkeyi daha terk etmeden önce “Sizin devrim sesinizi duydum” demişti. Bu sefer ne Cumhurbaşkanı Reisi ve Hammaney benzer hataya düşmek istemiyor. Protestocular ve bozguncular diye ikiye bölerek tarif ettikleri eylemcilere dair bu şekilde bir yorum yapmıyor.

Hükümetteki bazı yetkililer kademeli reformların olabileceğine dair bir süredir söylemlerde bulunsa da eylemler devam ediyor.

1979 İslam Devrimi’nin dayattığı şeriat kanunlarına karşı kadınların İran’da zorunlu örtünmeye karşı verilen mücadelesi

Sosyal medya kısıtlamaları vs sebeplerle İran’da kadınların direnişleri dünya basını tarafından görülmedi. Ancak 29 Aralık 2017’de İran’da başlayarak 100 şehre yayılan geniş protestolar sonrasında sosyal medyada gündem olan bir görüntüyle farkına varıldı. Bu görüntüde genç bir kadın Tahran’ın İnkılap Meydanı’nda bir trafo üzerine çıkıp beyaz başörtüsünü çıkararak bir sopayla sallıyor ve sessiz bir biçimde zorunlu başörtüsü takma dayatmasını protesto ediyordu. Tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan bu genç kadının eylemi dünya basını tarafından İran’daki halk eylemlerinde yapılmış simgesel bir olay gibi lanse edildi. Bu eylem protestoların başlamasından iki gün önce, 27 Aralık Çarşamba günü Beyaz Çarşambalar (#WhiteWednesdays) eylemleri kapsamında yapılmıştı.

İlk aşamada Masih Alinejad, 2014 yılında Facebook’ta #MyStealthyFreedom adıyla bir sayfa açarak İranlı kadınları zorunlu örtünmeye karşı çıkmaya ve başörtüsüz resim ve videolarını bu sayfaya göndererek yayımlamaya davet etti. Bu sayfa kısa bir zamanda milyonlarca takipçiye ulaştı ve bu sayfa üzerinden pek çok kadın açık ve gizli kimliklerle başörtüsüz resim ve videolarını paylaşmaya başladı. Eylemlerin ikinci aşamasında ise 2016 yılının başlangıcıyla birlikte, yine Masih Alinejad’ın öncülüğünde durum İran’daki bu hareket Beyaz Çarşambalar hareketine evrildi. Bu aşamada kadınlar haftanın her çarşamba günü başörtüsüz görüntülerini sosyal medya üzerinden paylaşmaya ve zorunlu örtünmeye tepkilerini ortaya koymaya devam ettiler.

İran’da 29 Aralık 2017’de başlayan halk protestoları ise bu eylemlerin dünya çapında duyulmasına sebep oldu: “İnkılap Meydanı Kızları”. Tahran’ın İnkılap Meydanı’nda genç bir kadının beyaz başörtüsünü salladığı görüntüler dünya çapında gündem olunca, kadın tutuklandı. Bunun üzerine protestoya başlayan İranlı kadınlar haftanın her günü İran’ın farklı noktalarından başörtüsüz resim ve videolarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya başladılar ve eylemin üçüncü aşaması ilk kez İnkılap Meydanı’nda trafo üzerine çıkan genç kadına referansla İnkılap Meydanı Kızları adını aldı. İran devleti bu eylemlere karşı ilk aşamasından itibaren reaksiyon gösterdi ve gelinen bu noktada sivil itaatsizlik eylemlerine katılan kadınlar resmi ağızlardan sert biçimde uyarıldı ve tutuklamalar başladı.

İran devletinin tehditleri ve hukuki yaptırımları bu eylemleri azaltmadı, hapis tehlikesine rağmen kadınların direnişleri arttı. 31 Ocak 2018 tarihi itibariyle de bazı kadınlar başörtülerini çıkarmadan ellerinde başka bir başörtüsü sallayarak bu eylemlere destek veren görüntüler paylaşmaya başladılar. Bu eylemlerin amacı İran’da kadınların başörtüsü takmasının tamamen önüne geçmek değil, dileyenin başörtüsü takıp dileyenin takmadığı özgür bir ortam yaratılması talebi.

İran devletinin ve devlete bağlı radikal unsurların sokaklarda zorunlu başörtüsüne karşı eylem yapan kadınlarla karşı karşıya gelmesi ve şiddet vakalarının artmasıyla birlikte kadınlar her alanda kamera kaydı yapıp sosyal medyada paylaşarak radikal unsurları deşifre etmeye başladı. Böylelikle Kameram Benim Silahım (#MyCameraIsMyWeapon) hareketi şekillendi. Bugünlerde ise kadınlar sosyal medya üzerinden zorunlu örtünmeye dair tecrübelerini anlatarak Hadi Konuşalım (#LetUsTalk) hareketini yükseltmeyi sürdürüyorlar.

Ancak iki kadının beraber yaşaması nedeniyle lezbiyen olduklarını kabul ettikten sonra aldıkları idam cezası ve Mahsa Amini’nin hayatını kaybetmesinin ardından İran’da kadınların İrşad devriyelerine karşı başlattıkları eylemler Molla rejimini hedef alan bir halk isyanına evrildi.

13 Eylül Salı günü 22 yaşında Saqez’li genç bir kadın olan Mahsa (Zhina) Amini, İran’da abisiyle yolda yürürken Gaşt-e Erşad diye bilinen “ahlak” polisleri tarafından durdurularak kıyafet kuralları nedeniyle uyarılmak isteniyor. Kıyafet kurallarına uymadığı iddiasıyla gözaltına alındığında, erkek kardeşiyle akrabalarıyla buluşmak için başkenti ziyaret ediyordu. Mahsa Amini’yi “bilgilendirme dersi” için götüreceklerini ve bir saat sonra serbest bırakacaklarını söylediler. Amini’nin kardeşi de karakola gidince, içeriden “çığlık sesleri” duyduğunu ve hemen ardından ambulans çağrıldığını belirtti. “Vozara” gözaltı merkezine götürülen Mahsa Amini’nin devriye aracındaki memurlar tarafından darp edildiği, ayrıca gözaltı merkezinde saldırıya uğradığı öğrenildi.

Götürüldüğü Kasra Hastanesi’nde muayene için bekletiliyor. Amini komaya girdi. Amini’nin hastane yatağında ağzında tüplerle baygın yatarken, kulaklarından kan gelen ve göz çevresindeki morluklarla ilgili video ve fotoğrafları sosyal medyada gündem oldu. Otopsi yapıldıktan sonra rapor paylaşılmadı. Adli Tıp Kurumu, ölümden 3 hafta sonra ayrıntılı rapor yayımlayabileceklerini söyledi. Devlet yetkilileri Mahsa Amini’nin epilepsi hastası olduğunu iddia etti. Ölümün nedeni olabileceğini söyledi. Mahsa Amini’nin beyin ölümünün kafasına aldığı ağır darbeler sonrası kafatasının kırılması sonucu olduğu iddia edildi. Ayrıca ölüm haberinden sonra polisler hastane önünü ablukaya aldı.

İran’da Tahran polisi tarafından 14 Eylül Çarşamba günü işkenceye uğrayan ve ardından beyin sarsıntısı geçiren Mahsa Amini, yaşamını yitirdi. Mahsa Amini’nin yaşamını yitirdiği haberini ailesi duyurdu.

Öte yandan temmuz ayında Ulusal Tesettür ve İffet Günü’nde kadınlar başörtülerini çıkararak sokaklarda, caddelerde, toplu taşımada videolar çekerek sosyal medyada paylaşmıştı.

İran cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de temmuz ayında İran’ın başörtüsü ve bekaret yasasını yeni kısıtlamalarla uygulamak için bir emir çıkarmıştı. ‘Uygunsuz başörtüsü’ üzerindeki baskının yanı sıra, hükümet ayrıca yüksek topuklu ve çorap giyilmesine karşı bir emir yayımladı. Bu emir aynı zamanda kadınların boyunlarını ve omuzlarını örtmelerini de zorunlu kıldı. İrşad devriyelerine de yasaya uygun davranmaları ve “gereken şekilde” uygulamaları yönünde uyarı yapıldı.

2022 yılının başında İranlı kadınlar sosyal medyada başlatılıp hızla yükselerek #LetUsTalk etiketiyle dünya medyası gündemine de giren başörtüye karşı. Kadınlar başörtülü ve başörtüsüz fotoğraflarını ve videolarını paylaşarak zorunlu örtünmeye dair yaşadıkları tecrübelerini ve düşüncelerini anlatmıştı.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur