“Eğitim, adları istismar ile anılan, demokrasi ve laiklik karşıtı cemaat, tarikat, vakıfların eline bırakılamaz”

Eğitim Sen, Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının beyanları sonucu ortaya çıkan çocuk istismarı hakkında basın toplantısı yaptı. Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, "Eğitim, adları istismar ile anılan, demokrasi ve laiklik karşıtı cemaat, tarikat, vakıfların eline bırakılamaz" başlıklı basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı'na eğitim sistemi dışında bırakılan çocukların neden takip edilmediğini sordu

“Eğitim, adları istismar ile anılan, demokrasi ve laiklik karşıtı cemaat, tarikat, vakıfların eline bırakılamaz”

Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının beyanları sonucu ortaya çıkan çocuk istismarı hakkında, bugün (9 Aralık) Eğitim Senliler Ankara’da bulunan Genel Merkez binasında Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenledi.

Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, “Eğitim, adları istismar ile anılan, demokrasi ve laiklik karşıtı cemaat, tarikat, vakıfların eline bırakılamaz” başlıklı basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’na eğitim sistemi dışında bırakılan çocukların neden takip edilmediğini sorarak şunları söyledi:

Eğitime erişen çocukların şiddete ve istismara maruz kalma durumunda ilgili mekanizmalara erişimi daha kolay olmaktadır. Ancak Türkiye’de milyonlarca kız çocuğu eğitimin dışında bırakılmıştır. Eğitime devam etmeyen kız çocukları şiddet, istismar riski altında yaşamlarını sürdürmekte, çocuk yaşta evliliğe maruz bırakılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021-2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışındadır.  Açık öğretimde okuyan kız çocuğu sayısını ise 636 bin 270 olarak belirten istatistikler, toplamda 1,5 milyonu aşkın kız çocuğunun eğitim sisteminin dışında bırakıldığını göstermektedir.

Anayasa’nın 42. maddesinde “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmü belirtilmiştir. Devletin eğitim ve öğretim alanındaki yükümlülükleri ise MEB eliyle yaşama geçirilmektedir. Ancak 6 yaşında evlendirilen kız çocuğunun eğitime erişip erişemediği bilinmemektedir, zorunlu eğitimin ise dışında bırakıldığı düşünülmektedir. Bu durumda, Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyoruz,  eğer okula gidememişse MEB bunu neden takip etmemiştir?

Toplumu ve özellikle eğitim sistemini ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına uygun olarak dini kurallara göre yeniden düzenleyerek ‘dindar ve kindar’ bir nesil yaratmak isteyen AKP iktidarı; MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı ve dini tarikat ve cemaatler ile iş birliği içinde eğitimi dinselleştirmeye çalışmaktadır. Bu anlayışla,  kadını ve kız çocuklarını eğitimden dışlayan, eve kapatan, güçsüzleştiren ve sömüren bu cinsiyetçi, mezhepçi, ayrımcı anlayışın okulların içine girmesine izin vererek, bunlara aktarılan özel ve sınırsız kaynaklarla özel yurt ve evlerde çocukları tecavüze, istismara ve şiddete açık hale getirmektedir. Üstelik siyasi iktidarın şiddet ve istismar faillerinin elini kolaylaştıran yasal düzenlemeleri ve özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismardan yargılananları koruyan ve cezasız bırakan yargı kararları mağduriyetleri derinleştirmektedir.

MEB’in görevi çocuk ve gençleri tarikat ve cemaatlerin eline bırakmak değil, insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan hakları ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır.

Özellikle kız çocuklarının durumu ile ilgili derhal çözüm bekleyen ciddi sorunların var olduğu Türkiye’de, çözüme dair yaklaşımların sistematik, yapısal ve sürdürülebilir olması gerekmektedir.

Bu nedenle;

  • İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme iptal edilerek, sözleşme etkin biçimde uygulanmalıdır.
  • Kız çocuklarının ilköğretimde okul terklerinin azaltılması için önlemler alınmalı, okullaşma oranları yükseltilmeli ve eğitim öğretim müfredatı, cinsiyet eşitliği perspektifi esas alınarak yeniden düzenlenmelidir.
  • Risk altındaki kız çocuklarının belirlenmesi ve korunmaları için gereken erişim ve müdahale ilgili mekanizmalar tarafından derhal sağlanmalıdır.
  • Siyasi iktidar, Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu aracılığıyla uluslararası sözleşmelere atılan imzaların gereğini yapmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi tüm kademelerde ve üniversitelerin tüm bölümlerinde ders olarak okutulmalıdır.

6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, ataerkil zihniyetinizi kabul etmiyoruz! Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz. Laik, eşit ve demokratik bir eğitim, çocuklarımıza özgür bir dünya bırakma mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur