Tahir Elçi anıldı: “Aramızdan ayrılışının yedinci yılında barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi yineliyoruz”

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 7 yıl önce katledildiği Dört Ayaklı Minare önünde, kitlesel bir katılımla anıldı. Ayrıca İstanbul'da Bakırköy Adliyesi önünde, İzmir Adliyesi önünde açıklamalar oldu. İzmir Barosu ve HDP birer yazılı açıklama yayımladı

Tahir Elçi anıldı: “Aramızdan ayrılışının yedinci yılında barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi yineliyoruz”

Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 7 yıl önce katledildiği Dört Ayaklı Minare önünde, kitlesel bir katılımla anıldı. Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Devletin aydınlatamayacağı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır” dedi.

Tahir Elçi katledildiği yerde anıldı: “Devletin aydınlatmadığı cinayet vardır”

Diyarbakır Borusu eski Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde katledildiği yerde anıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde toplanan kitle buradan Kürtçe “Em te ji bîr nakın”, Türkçe “Seni unutmayacağız” pankartıyla Elçi’nin katledildiği Sur ilçesi Dört Ayaklı Minare’ye yürüdü. Ölümünün 7’nci yılında katledildiği yerde düzenlenen anmaya Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı yöneticileri, Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren ve yönetim kurulu üyeleri, çeşitli illerin baro başkanları, Türkiye Barolar Birliği (TTB) katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Diyarbakır İl Eş Başkanı Gülistan Atasoy ile çok sayıda kişi anmada yerini aldı.

Yürüyüşte, “Hepimiz Tahir Elçi’yiz”, “Tahir Elçi Nemir e”, “Biz bu kurşun sesini nerde olsa tanırız” ve “Tahir Elçi cinayeti faili meçhul kalmayacak”, dövizleri taşıyan kitle, sık sık “Şehid namirin” ve “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganları atıldı. Kitle, Dört Ayaklı Minare önüne geldiğinde de Ahmet Kaya’nın seslendirdiği “Diyarbakır Türküsü” ve Tahir Elçi’nin katledildiği gün, “Bu tarihi bölgede; birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede; insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz” kullandığı ifadeler dinletildi.

Elçi’nin anısına saygı duruşunun ardından konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, “Diyarbakır Barosu başkanı Av. Tahir Elçi, tam 7 yıl önce bulunduğumuz bu yerde, bu kadim kentin tarihi ve kültürel mirasını korumak; savaşa, operasyona ve çatışmaya karşı barışın sesini yükseltmek istediği esnada aramızdan alındı. Değerli bir hukukçu ve insan hakları savunucusunun aramızdan alındığı 28 Kasım 2015 tarihi, aynı zamanda Türkiye’de yeni bir karanlık dönemin başlangıç tarihi olmuştur. Bu tarihi alanda başlayan çatışmalar o günden sonra yıkıcılığı artarak devam etmiş, insan hakları ihlallerinde dramatik bir yükseliş görülmüş, temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, on binlerce insan yerlerinden ayrılmak zorunda bırakılmış, ülkenin en önemli ve can yakıcı meselesi olan Kürt meselesinde yeniden güvenlikçi politikalara dönülmüştür. Karanlık bir dönemin başlangıcı olan bu cinayetin üzerinden 7 yıl geçmiş olmasına rağmen failler hala tespit edilememiş veya cezalandırılmamıştır. Elçi ailesinin, hukuk camiasının ve toplumun adalet duygusu maalesef hala tatmin edilememiştir. İlk andan itibaren yargı makamlarının isteksiz tutumu, soruşturma aşamasındaki skandal gelişmeler; bizlere bu cinayetin aydınlatılmasını istemeyen bir iradenin varlığını göstermiştir. Bütün bu isteksizliklere rağmen Diyarbakır Barosu ve Elçi Ailesinin avukatlarının ısrarı neticesinde, cinayetin üstünden dört buçuk yıl geçtikten sonra vasat bir iddianame hazırlanmış ve yargılama süreci başlamıştır” dedi.

Mahkeme heyetinin bugüne kadar gerçekleşen altı celsedeki tutum ve davranışları kurmuş oldukları ve vazgeçtikleri ara kararları ile soruşturma aşamasında kendisini gösteren cinayetin aydınlatılmasını istemeyen bir iradenin varlığına dair kanaatlerinin pekiştirdiğini söyleyen Eren, “İlk celseden beri biz katılanlara yönelik tutumu, soruşturma aşamasında yaşanan ve yargılama esnasında açığa çıkan hukuksuzluklara karşı kayıtsız tutumlarını hukuk adına kaygıyla izliyoruz. Özellikle bir önceki celsede dönemin başbakanının tanık olarak dinlenmesi yönündeki karardan savcılığın talebi üzerine duruşma tarihini beklemeden vazgeçmiş olması, dava duruşmasının 8 ay sonraya bırakılması hukuk adına büyük bir skandal ve dava dosyası açısından da dışsal bir müdahaleyi gözler önüne sermiştir. Bütün bu hukuksuzluklara rağmen buradan tüm ilgililere bir kez daha hatırlatmak istiyoruz; Tahir Elçi cinayetini alelade bir cinayet olarak görmenize, davasına da sıradan bir dava olarak bakmanıza asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’de son yüzyıldır yaşanan birçok politik cinayetin aydınlatılmadığının farkında olduğumuz gibi, bu tür cinayetlerin tüm yönleri ile aydınlatılmasının güçlü bir siyasi irade ile mümkün olacağını da çok iyi bilmekteyiz. Zira yaşadıklarımızdan çıkardığımız bir sonuç olarak şunu açık ve net bir şekilde ifade edebiliriz; devletin aydınlatamayacağı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır. Bu davanın, siyasi ağırlığına ve Tahir Elçi’nin isminin hatırasına yaraşır bir şekilde sürdürülmesi, siyasetin de yargı kurumunun da boynunun borcudur” diye konuştu.

Türkiye’de, insan hakları rejiminin tesis edildiği, siyasetin derinleştirdiği kutuplaşmanın çekildiği, Kürt meselesinin demokratik ve evrensel değerler ölçüsünde çözüme kavuşturulduğu bir toplumsallık, Tahir Elçi’nin de özlemi olduğunu ifade eden Eren, sözlerini şöyle tamamladı:

Diyarbakır Barosu olarak böyle bir geleceği inşa etme yolunda üst üste koyduğumuz her taşın, içinde yaşadığımız topluma olan sorumluluğumuz kadar, değerli başkanımıza olan sözümüzün bir gereği olduğunu da biliyoruz. Bu vesileyle bugüne kadar yaşananlardan gerekli derslerin çıkarılarak hepimiz için iyi olanı hayata geçirmenin siyaset kurumunun en önemli görevi ve sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Bizler; ömrünü ağır insan hakları ihlalleriyle mücadeleye adayan, son nefesinde bile şiddete karşı barış ve demokrasiyi savunan edebi başkanımızın aramızdan alınışının yedinci yılında, kendisini bir kez daha saygıyla anıyor, barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi, onun aziz hatırası önünde bir kere daha yineliyoruz.

Eren’den sonra Türkan Elçi eşi için kaleme aldığı yazıyı okudu.

Daha sonra söz alan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Gürkan Altun, “Hepimize merhaba demek istiyorum. Tabii en büyük merhaba Tahir Başkana, Tahir Başkan merhaba! Gerçi yazılacak çok kelime, söylenecek çok söz var Tahir Başkanının ardından. Ama Türkan Elçi’nin dizeleri, sözleri o kadar güçlüydü ki ardından ne söylesek, hiçbir anlamı olmayacak. Tahir Elçi adı gibi elçiydi, barışın elçisiydi. Barış için son nefesini verdi. Ama o da bu kadim kent gibi, o da binlerce yıldır buralarda bulunan tarihi, kültürel binalar, yapılar, eserler gibi binlerce yıl burada var olmaya devam edecek. Bir barış güvercini olarak, gökyüzünde salınıp salınıp duracak. Şu an eminim üstümde salınıyor ve bir farkı var onun Dört Ayaklı Minare’den veya karşımızda duran kilisede, camiden artık kimse onun ayaklarına kurşun sıkamayacak. O hep gökyüzünde ve bütün mermilerden uzak uçacak. Hiç kimse ona ve onun temsil ettiği barışa dokunamayacak. Tahir başkan sesi çıkmayanların sesiydi, göremeyenlerin gözüydü belki. O beyaz Toroslarla alınıp götürülen 12 yurttaşımızın da sesiydi ve duymayanlara duyurmaya, görmek istemeyenler göstermeye çalıştı. Tahir başkan aynı zaman iyi bir hukukçu ve bir baro başkanıydı. Kendisiyle aynı dönemde başkanlık yapamadım belki ama 2015 yılında Eskişehir’de baro başkanımızın yargılandığı duruşmada, bir meslektaş nasıl savunulur? Bana ve orada bulunan tüm meslektaşlarıma gösterdi. Türkiye’nin karış karış her yerinde bir hukuksuzluk gördüğünde sesini çıkardı, sözünü söyledi. Hep barıştan yana oldu. Kendisini sevgiyle, saygıyla rahmetle anıyorum. Ve bizim vicdanlarımız da mahkum olduğumuz, geceleri uyumadığımız, kendimizi suçladığımız ortamda, gerçek suçluların da umarım bizlerinde görebileceği bir süreçte cezalarını almalarını bekliyoruz. Bu konuda da buradaki meslektaşları ve dostları ellerinden geleni yapıyorum. Am bunu artırmak, kamuoyu baskısını da artırmak bizlerin elinde, Temmuz ayındaki duruşmada daha etkin bir şekilde savunmanın ve yurttaşın gücünü, barışın sesini yükselterek sonuç almayı diliyorum” diye belirtti.

Türkan Elçi’nin Tahir Elçi için kaleme aldığı yazı şöyle:

Yine sonbahar, yine Kasım, yine yüzlerce el karataşa karanfil ekmeye geldik. Her sonbahar minarenin ayakları altında biraz daha karanfil birikiyor. Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara düşen karanfiller. Zulümden kuşların bile göğü terk ettiği bir zamanda ‘insanlık’ diyen sesimiz susturuldu. Taşa düştük, sokak kırıldı, mahalle yıkıldı, düş bitirildi. Vicdan diyen dilimiz topa tutuldu. Çocuklar karton kutulara konuldu. Bomba duyduk, kurşun gördük. Ölüm sessizliğinde gün bitirdik, yasaklarda ay geçirdik, yıl devirdik. Bugün kısılmak istenen sese ses vermek için daha da gür haykırmak için, çok ses, çok nefesle karataşa karanfil bırakmaya geldik. Bugün karanfiller bizi anlatacak. Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara düşen karanfiller. Topluma kini, nefreti, ölmeyi, öldürmeyi adres gösterenin karşısında olduğumuzu, yaşam hakkının kutsallığını, onurlu bir yaşamı talep ettiğimizi, hakkımız olan adaleti istemekten vaz geçemeyeceğimiz karanfiller anlatacak. Bizi, karanfiller anlayacak.

Silah, çatışma, operasyon, istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara düşen karanfiller. Savaşı lanetlemekten, kendimiz için dilediğimiz kadar başkaları için de hakkı olan iyi bir yaşamı ve huzuru dile getirmekten geri durmayacağız. Her yıl bu sokakta bu temennilerle gelen vicdanların sesi biraz daha çoğalacak. Çoğaldıkça karanfiller de çoğalacak. Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara düşen karanfiller. Bizi yalnızlaştırmak ve bu çıkmaza hapsetmek isteyenlere yalnız olmadığımızı ve çok ses çok nefes olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz/Kayrılan kollanan kanat gerilen cürmümeşhutların saklı yüzlerinin ifşası için feverandayız.

Adalet hakkımız için, hukuk için figandayız. Sesimizi duymak istemeyenlere bizi karanfiller anlatacak. Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara düşen karanfiller. Kendinden olmayan mahallelere kin eken, nefret biçenlere, insanı insana kırdırtanlara, hak yiyenlere, ölüm karşısında susanlara, bugün yine göğe sığınan minareyi işaret ediyoruz. Zalimlerin zulmüne şahit olan minareyi, minarenin ayaklarının altında karanfiller birikiyor. Ellerimizle gözlerimizle, sesimiz ve nefesimizle biz birikiyoruz. Her yıl biraz daha karanfil çoğalacak, biz biraz daha çoğalacağız. Biz çoğaldıkça zulüm azalacak. Silah, çatışma, operasyon, istemiyoruz sesinin değdiği kara taşlara dikilen karanfiller.

Konuşmaların ardından kitle, Tahir Elçi’nin katledildiği yere karanfil bıraktı. Anma programı Elçi’nin Yeniköy Mezarlığı’ndaki kabri başında sona erdi.

İstanbul’da Bakırköy Adliyesi önünde eylem

Tahir Elçi, katledilişinin 7. yılında İstanbul’da meslektaşları tarafından anıldı. Bakırköy Adliyesi önünde gerçekleşen anma etkinliğinde, Elçi’nin miras bıraktığı adalet mücadelesini büyütme sözü verildi.

Anmada Adalet İçin Hukukçular, Avukat Dayanışması, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, Sosyal Hukuk Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı basın açıklaması yaptı.

Ortak basın metnini ÖHD İstanbul Eş Şube Başkanı Esra Bilen okurken Elçi’nin arkadaşı Kemal Aytaç ve İstanbul Barosu avukatlarından Türkan Kurtulmaz konuşma yaptı.

Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçtiğini ve katillerinin bulunamadığını söyleyen Bilen, “Bütün bir ömrünü insan hakları ve barış mücadelesine vakfetmiş, Diyarbakır Barosu başkanıyken göz göre göre gelen bir siyasi cinayette yitirdiğimiz Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçti. Katıldığı bir televizyon programında, fikirlerinin resmi siyasal ideoloji ile bağdaşmaması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından haksız bir soruşturmanın şüphelisi konumuna getirilen, daha sonra hukuka aykırı bir şekilde hakkında yakalama kararı çıkarılan Tahir Elçi’nin katledilmesine giden yolun da bu soruşturma süreciyle başladığını gördük. O nedenle her yıl olduğu gibi bu yıl da meslektaşımızın katledilmesini protesto etmek ve meslektaşımızı anmak için katliamın başladığı yer olarak Bakırköy adliyesinde bir araya geliyoruz” diye konuştu.

Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasının geldiği aşama bile katliamın faillerine işaret etmeye yeteli olduğunu söyleyen Bilen şöyle devam etti:

Zira açılan dava dosyasında başlayan yargılamada mahkeme, bir yargılama faaliyeti yürütme amacı ile hareket etmemekte olduğunu katılan tarafın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla talep ettiği tüm talepleri reddederek ve siyasi atmosferin etkisiyle Ahmet Davutoğlu’nun dinlenilmesinden vazgeçerek göstermiştir. Dava dosyasında yaşanan olumsuz durum bir yana savcılıklar tarafından başlatılan başka soruşturmalarda Tahir Elçi’nin cenaze töreni terörist cenazesi olarak değerlendirilmiş. Bu bile devletin Tahir Elçi şahsında tüm muhalif avukatları konumlandırdığı yeri göstermektedir.

Geride kalan yedi yıl içerisinde, meslektaşımızın bugün aramızda olmayışının siyasal sorumluları; savaş politikasında derinleşirken, hukuku ve tüm yargı mekanizmalarını tekçi yönetim anlayışının en temel enstrümanı olarak belirlediler. Rejim, avukatlara ve avukatlık mesleğine dönük; siyasal, ekonomik tüm ideolojik saldırılarını hayata geçirdi. OHAL KHK’ları ile yeni bir rejim inşa edilirken; avukatlar olarak hakkımızda açılan sayısız davalarla, müdafii kısıtlılığı, gözaltı ve tutuklama politikalarıyla karşı karşıya kaldık. Pek çok arkadaşımız mesleğini icra edemez hale gelirken, pek çok arkadaşımız da objektif delillerden yoksun bir şekilde aylarca tutuklu kalmış ve hatta haklarında onlarca yılı bulan hapis cezalarına hükmedilmiştir.

Bilen, “Tahir Elçi katliamının yıldönümü vesilesiyle bir kez daha tekrar ediyoruz. Yürüttüğümüz hak mücadelesinden vazgeçmeyecek, Tahir Elçi’yi ezilen bir halkın başı dik onurlu bir hukukçusu olarak asla unutmayacağız” diyerek sözlerini bitirdi.

Tahir Elçi’nin insan hakları savunucusu olduğunun altını çizen Kemal Aytaç, “Elçi, demokrasiyi savunan değerli bir meslektaşımızdı. Hiçbir maddi çıkar gütmeden Diyarbakır’dan Ankaraya her yerde insan hakları için koşturdu. Bugün yaşasaydı geçen gün yaşanan kadınların haklarının gasbedilmesinin karşısında dururdu, hayvan katliamının karşısında dururdu. Tahir Elçi’nin taşıdığı değerler, ortaya koyduğu tavır ölümsüzdür” diye anlattı.

Ardından söz alan Türkan Kurtulmaz, “Tahir Elçi faili meçhul cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmak için uğraşırken kendisi bir faili meçhul cinayete kurban gitti. Bilirkişi raporlarında kurşunun ne taraftan sıkıldığı, sıkan kişinin ne tarafa kaçtığı belli. Söyleyeceğimiz sözler havada uçuşan sözler olmamalı, hep bir ağızdan adalet talep etmeliyiz” dedi.

İzmir Adliyesi önünde eylem

ÇHD, ÖHD ve İHD İzmir Şubeleri tarafından İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi.

Ortak basın açıklamasını okuyan ÖHD İzmir Şube Eşbaşkanı Şükran Öztürk, Tahir Elçi’nin öldürülmesinin üzerinden yedi yıl geçtiğini hatırlatarak, “Geçen yedi yılda Elçi ailesinin, avukatların, hukuk örgütlerinin ve tüm demokratik kamuoyunun tüm azim ve çabasına rağmen devletin cinayeti çözmekteki isteksizliği yüzünden Tahir Elçi’nin katilleri hâlâ cezalandırılmadı” dedi.

İzmir Barosu: “Davanın takipçisi olacağız”

İzmir Barosu, Diyarbakır Sur’da Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümünün 7’nci yılında yazılı açıklama yayımladı. Tahir Elçi davasının takipçisi olacakları ifade edilen açıklamada, “Yaşamını adadığı değerlerin sözcüsü olmaya devam edeceğiz” denildi.

Açıklamada, “Kentte yaşanan çatışmalarda zarar gören kültürel varlıklara dikkat çekmek için Sur’da, Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaparken kurşunlara hedef olan yalnızca Tahir Elçi değil, aynı zamanda barış ve demokrasi talebi ve özlemi olmuştu” denildi.

Olay sonrası yürütülen soruşturma ve incelemenin yetersizliğinden söz edilen açıklamada, “İddianame olaydan dört buçuk yıl sonra hazırlanmış, yargılama beş yıl sonra başlayabilmişti. İki yıldır devam eden davada, olayın aydınlatılmasına yönelik talepler reddedilmekte, gerçeğin ortaya çıkması için verilen hukuksal mücadele sürekli olarak engellenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “İzmir Barosu olarak insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün savunucusu, barışın elçisi, dostumuz ve meslektaşımız Tahir Elçi’yi sevgi ve özlemle anıyor; ölümündeki karanlık güçlerin ortaya çıkarılmasını sağlamak için davasının takipçisi, yaşamını adadığı değerlerin sözcüsü olmaya devam edeceğiz” denildi.

Ankara’da basın toplantısı

HDP: “Kötülük koalisyonu”

HDP, Tahir Elçi’nin Türkiye’nin içerisine sürüklendiği karanlık ve kaotik dönemin başladığı bir süreçte katledildiğini belirterek, “Tahir Elçi’yi katleden güçler, Türkiye halkına karşı bir kötülük koalisyonu olarak bugün de varlığını sürdürmektedir” açıklaması yaptı.

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Özdoğan ve Serhat Eren imzasıyla yapılan açıklamada, “Katliamdan dört buçuk yıl sonra göstermelik olarak hazırlanan iddianameyle açılan davadan ve yargılama süreci boyunca mahkemenin uygulamalarından da açıkça görmekteyiz ki; yaşamı cezasızlık politikasına karşı mücadeleyle geçmiş Tahir Elçi’nin katillerinin yargılandığı dosyada, amaç failleri bulup cezalandırmak değil bundan önceki benzer dosyalarda olduğu gibi dosyayı sürüncemede bırakıp cezasızlıkla sonlandırmaktır. Yargılama boyunca mahkeme heyeti, suikastı aydınlatacak tüm talepleri reddetmiş, saldırının sorumluları ve bunların bağlantılarının açığa çıkarılmasını engellemeye yönelik tutum izlemiştir” ifadelerine yer verildi.

Tahir Elçi’nin Türkiye’nin içerisine sürüklendiği karanlık ve kaotik sürecin de başladığı bir süreçte katledildiği belirtilen açıklamada, “Tahir Elçi’yi katleden güçler ile bu güçleri koruyan, aklayan ve arkasında duran siyasi irade ve yargı mekanizması, Türkiye halkına karşı bir kötülük koalisyonu olarak bugün de varlığını sürdürmektedir. Sevgili Tahir Elçi’yi rahmetle anıyoruz. Hayatının son anına kadar hukuk, adalet ve insan hakları mücadelesi vermiş olan Elçi’nin bıraktığı mirasın takipçisi olarak hukuk ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Başta Tahir Elçi cinayeti olmak üzere benzer siyasi cinayetlerdeki katillerin, azmettiricilerin ve sorumluların peşini bırakmayacak, hukuki ve siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz” denildi.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur