İkizköylülerden Akbelen’de ‘maden yapılabilir’ diyen bilirkişiler hakkında suç duyurusu

İkizköy Çevre Komitesi, Akbelen Ormanı'na kömür madeni açılabilmesinin uygun olduğuna dair rapor sunan bilirkişi heyeti hakkında ‘‘görevi kötüye kullanma’’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu

İkizköylülerden Akbelen’de ‘maden yapılabilir’ diyen bilirkişiler hakkında suç duyurusu

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye (YK Enerji) termik santralına kömür sağlamak amacıyla tahsisinin iptali için açılan davada İkizköylülerin hukuk mücadelesi sürüyor.

3. bilirkişi heyeti, Akbelen Ormanı için hazırladıkları raporda, ormanın kömür madenciliğine açılabileceğine uygun olduğu konusunda kanaat bildirdi. Raporun gerçeği yansıtmayan bilgiler içerdiğini ifade eden İkizköy Çevre Komitesi, bilirkişi heyeti hakkında suç duyurusunda bulundu.

Komite, heyette yer alan 6 bilirkişi hakkında ‘‘görevi kötüye kullanma’’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunurken bilirkişilerin raporunun karara esas alınamayacağı için yeni bir bilirkişi heyeti ile yeniden keşif talep etti.

Raporda çevresel etkilere dair değerlendirme yok

İkizköy Çevre Komitesi bilirkişi raporuna yaptığı itirazda, sundukları uzman görüşlerinin bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını, raporun bilimsellikten uzak olduğunu belirterek şu noktalara dikkat çekti:

  • Muğla Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 24.06.2022 tarihli yazısının İnceleme Raporu, tüm eksikliklerine rağmen 56 adet zeytinli tarla olduğunu tespit etmiştir. Dava konusu işlemin uygulanacağı alanda zeytinliklerin olduğu tartışmasız ortadadır, bu da tek başına işlemin hukuka aykırı olduğunu göstermeye yetmektedir.Buna karşılık Bilirkişi Raporunda tarımsal çevre ve ziraat mühendisliği açısından yapılan değerlendirmelerde; “bölgedeki zeytin ağaçlarının çoğunun 70’li yıllarda verilen maden ruhsatlarından sonra dikildiğinden korunması gerekmez” denebilmiş, bilimsel dürüstlükten uzaklaşılmış, zeytinciliği koruyan kanunun arkasından dolanmaya çabalanmıştır.
  • Orman Mühendisliği açısından maalesef bilirkişi raporunda Akbelen Ormanının bir “odun ormanı” olduğu belirtilerek ormana bakış açısının sadece maddi (parasal) olduğu kabul edilmiştir. Oysa orman, içerisindeki zengin canlı varlığıyla, yaydığı oksijenle, oluşturduğu yeraltı barajı ile çok önemli bir ekosistemdir ve yeniden oluşması, aynı sayıda veya daha fazla ağaç dikilmesiyle hemen oluşmamaktadır. İnsan ömrüyle ölçülemeyecek kadar uzun zamanda ormanlaşabilmektedir. Aynı zamanda bilirkişinin belirttiği gibi ekonomik kaybın, “rehabilitasyon/biyorestorasyon çalışmaları yapıldığı takdirde” olmayacağı anlaşılıyor ki uygulamalarda, bu rehabilitasyonun yapılacağının garantisi yoktur.
  • Bi̇yolojik çeşitlilik flora ve fauna yapısı açısından bu rapor, bir önceki bilirkişi raporuyla taban tabana zıttır. Alanda bulunan endemik bitki ve küresel ölçekte tehlike altında olan bitkiler daha önce şirket tarafından hazırlatılan raporda da yer almış olsa da bilirkişi “…Dava konusu orman alanının ve yakın çevresi yasal/resmi olarak herhangi bir koruma statüsüne sahip değildir.” demiştir. Önceki bilirkişi raporunda ise “Alanda yürütülecek maden faaliyeti sonucunda şüphesiz ki söz konusu orman ve içerisinde var olan ekosistem geri dönüşümü olmayacak şekilde ortadan kalkacaktır” şeklinde çarpıcı bir değerlendirme yapılmıştır. Eldeki raporda tam olarak bunun aksi söylenmekte olduğu halde önceki raporu çürütecek hiçbir bilimsel değerlendirmeye yer verilmemiştir. Akbelen Ekolojik Koridor niteliğinde olan mutlaka korunması gereken bir bölgedir.
  • Raporda hem dava konusu bölgede akifer (su veren jeolojik birim) olmadığı belirtilmiş hem de düşük akifer olduğu ve hatta bazı yerlerin akifer olduğu anlatılmıştır. Bilirkişi, bu birimlerin su vermediğini iddia etmiştir. Oysa bu birimde açılmış çok sayıda sondaj kuyusu ve keson kuyu bulunmaktadır. Bölgede köylülerin kullandığı çok sayıda kuyu bulunmaktadır ve bu suyu köylüler tarımda kullanmaktadır. Jeoloji Bilirkişisi, bölgedeki yer altı sularının maden nedeniyle azalarak tükenecek olmasının hangi jeolojik nedenlerle uygun olduğunu ise hiçbir yerde belirtmemiştir. Ayrıca, madencilik faaliyetinin Muğla’nın Bodrum ilçesinin içme suyu kaynağı su kuyularını olumsuz etkileyeceği “TKİ Geli-Akbelen Karacahisar ( Milas-Muğla) Linyit Sahaları ve Yakın Dolayındaki Hidrojeolojik Koşulların Mevcut Verilere Dayanılarak Linyit Madenciliği ve Bodrum İçme Suyu Kuyuları Açısından Değerlendirilmesi” raporunda açıkça ortaya koyulmuşken ilgili bilirkişi bu raporu dikkate almamıştır.
  • Çevre Mühendisliği Bilim Dalı Değerlendirmesi başlıklı bölümü ise 184 sayfalık raporun sadece 2 sayfasını oluşturmaktadır. Bu iki sayfa içinde de Akbelen Ormanı’nın maden ocağına dönüşmesi halinde çevresel etkilerinin ne olacağına ilişkin hiçbir değerlendirme yoktur.
  • Dava konusunun maki̇ne mühendi̇sli̇ği̇/enerji̇ si̇stemleri̇ mühendi̇sli̇ği̇ açısından değerlendi̇ri̇lmesi̇nin davamızla ne ilgisi olduğu tarafımızdan anlaşılamamıştır. Raporun bu bölümü, bilirkişi deliline başvurmanın amacı ile bağdaşmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkla alakası olmayan hazır bilgiler kes/yapıştır yöntemiyle rapora dönüştürülmüştür.

“Haklı davamızdan ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz”

İkizköy Çevre Komitesi son olarak şunları söyledi:

1 Mart 2022 tarihinde, o gün resmi gazetede yayınlanan ve zeytin ağaçlarının enerji ihtiyacı için kesilebileceğini öngören Maden Yönetmeliği’nin gölgesinde yapılan ikinci bilirkişi keşfi sonrasında yayınlanan raporda dört akademisyen Akbelen Ormanı’nın kömür için yok edilmesinin geri dönülemez tahribatlara neden olacağını belirtirken, üçüncü bilirkişi keşfi sonucu kullanılan rapor ve değerlendirmelerin tümü YK Enerji tarafından hazırlatılan rapor ve şemalara dayandırılarak yapılmıştır. Akbelen Ormanı’nı korumak için 495 gündür tuttuğumuz nöbetteki gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz. Herhangi bir bilimsel anlayış ve yaklaşımdan uzak hazırlanan bilirkişi raporunu hazırlayan kişilerle ilgili delilleri, verileri çarpıtarak ve gizleyerek, somut gerçekliğe aykırı bilirkişi raporu düzenleyerek, bilirkişilik görevini kötüye kullandıklarından suç duyurusunda bulunduk. Kömür madeninin ve santralin yıkıcı etkilerini yıllardır iliklerimize kadar yaşayan biz İkizköylüler, haklı davamızdan ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Yaşam alanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz, Akbelen Ormanı’nı vermeyeceğiz! Sizler de #AkbelenİçinAdalet diyerek, change.org/ikizkoydireniyor imza kampanyamızı imzalayıp paylaşarak ve nöbet alanına gelerek bizim mücadelemize destek olabilirsiniz.

Ne olmuştu?

Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işleten, Limak Holding ve İÇTAŞ ortaklığındaki YK Enerji, İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nın 740 dönümlük bölgesini, termik santrallere linyit sağlayan açık maden ocağına katmak için gerekli izinleri almış (Kasım 2020) ancak İkizköylüler’in direnişiyle karşılaşmıştı. 17 Temmuz’da sabah saatlerinde Akbelen Ormanı’na giren Orman İşletmesi kesim ekibinin 30’a yakın ağacı kesmesi üzerine  İkizköylüler ormanda 24 saat nöbet tutmaya başladı.

Akbelen Ormanı’nın kesim izninin iptali için açılan davada mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti 7 Eylül 2021’de bölgede keşif gerçekleştirmişti. Bölgede ilk yapılan keşifte hakimin avukatlara hakaret etmesi nedeniyle avukatlar Arif Ali Cangı, İsmail Hakkı Atal ve Şiar Rişvanoğlu reddi hakim başvurusunda bulunmuştu. 1 Mart’taki ikinci bilirkişi inceleme öncesi Resmi Gazete‘de yayımlanan maden yönetmeliğindeki değişiklikle birlikte tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlarında madencilik faaliyetlerinin önü açılmıştı. Mayıs ayında hazırlanan bilirkişi raporunda madencilik faaliyetlerinin orman ekosistemini tamamen yok edeceği kabul edildi ancak bölgedeki tüm kömürün çıkarılabilmesi için de Akbelen Ormanı’nın madenciliğe açılması gerektiği savunuldu. Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine 8 Ağustos’ta üçüncü bilirkişi keşfi yapıldı.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur