“Kestim kara saçlarımı” – Oya Açan (Alınteri)

“Kestim kara saçlarımı” ardından çığ gibi büyüdü öfke. Kadınlar sokağa çıktı, erkekler sokağa çıktı, herkes sokaklara döküldü. Doğu Kürdistan'dan başka yerlere yayıldı isyan, Tahran'dan Meşhed'e uzandı

“Kestim kara saçlarımı” – Oya Açan (Alınteri)

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön

Yasaktı yasaydı töreydi dön

İçinde dışında yanında değilim

İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi

Bu nasıl yaşamaydı dön.

Kestim kara saçlarımı -n’olacak şimdi-

 

Bir şeycik olmadı deneyin lütfen

Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın. [Gülten Akın]

“Kestim kara saçlarımı”, hem de o kadar sevdiğim ve özendiğim, beni ben yapan çizgilerden biri olan saçlarımı… Neden mi, bir teli bile görünmesin diye!.. İstediğiniz bu mu, daha ne kadar üstümüze geleceksiniz?!. O zaman saldıracakları, kadınları suçlayacakları bir şey kalmaz değil mi? Hep kendimizi savunmak, insan olduğumuzu kanıtlamak zorundayız bu zebanilere!

İster protesto deyin buna ister meydan okuma… Saçlarımı çok severdim oysa. Ama özgürlüğü daha çok seviyorum, özgürlüğü istiyorum. Hayal olmasın, avuçlarımın içine alabileceğim kadar gerçek olsun… Bütün kadınlar bunu istiyor, o yüzden dünyanın hemen her yerinde saldırıya uğruyorlar.

Birkaç ay önce İsrail askerleri Al Jazeera televizyonunun Filistinli kadın muhabiri Şirin Ebe Akile’yi katletti. Daha dün Azerbaycan askerleri sağ yakaladıkları Ermenistan askeri Anus Apetyan’ı önce öldürdü, sonra tecavüz etti, bedenini parçaladı.

“Kestim kara saçlarımı”, gericilikten ve aşağılanmaktan yılmış genç kadınlar olarak saçının bir teli göründü diye dövülerek katledilen Masha’yı andık. Yüzümüzü gizleme gereği duymadan hınçla vurduk makası saçlarımıza. Baş örtülerimizi ateşe verdik, içten içe tutuşan onlardı ama hayatlarımızı cehenneme çeviren gerici molla rejiminin temellerini yakmak istedik. “İnsanları kendi cennetinize zorla götüremezsiniz!” dedik, “Diktatöre ölüm!” dedik, “Hedefimiz bu rejimdir!” dedik.

“Kestim kara saçlarımı” ardından çığ gibi büyüdü öfke. Kadınlar sokağa çıktı, erkekler sokağa çıktı, herkes sokaklara döküldü. Doğu Kürdistan’dan başka yerlere yayıldı isyan, Tahran’dan Meşhed’e uzandı.

Genel greve durdu çalışanlar; insanlar işe gitmedi, dükkanlar açılmadı. Halk evlere dönmedi hâlâ; ateş açıldı üstümüze, ölenler yaralananlar oldu. Tutuklamalar, tehditler, taciz telefonları yağmaya başladı her yandan… dönmedik.

Biz kara saçlarımızı kestiğimiz için olmadı elbette bütün bunlar. Sadece çıbanı patlatan acı bir tecrübeydi Masha Amini’nin katledilmesi; binlerce binlerce Masha yok edildi yıllar içinde. İslamın “örtünün” emrine uymadıkları için, kadın olduklarını “unuttukları”, insan olduklarını hatırladıkları ve birbirlerine sık sık hatırlattıkları için, erkek egemen İslami iktidara karşı çıktıkları için…

Yılların öfkesi bu, yılların birikimi… Kadınların, işçilerin, gençlerin, Kürtlerin, ayrımcılığa uğrayan herkesin tepkisi onlarca yıldır birikti, kabından taşacağı günü bekleyerek mayalandı.

“Yasaktı yasaydı töreydi…” diye işledi ruhumuza yıllardır hükmünü yürüten bu gerici zihniyet. Bedenimizi kuşattılar, özlemlerimize barikat ördüler, tercihlerimizi yasakladılar. Serpilip boy vermesinden ve ayağa kalkmamızdan korktukları için kadın olma bilincimize saldırdılar asıl! Teslim alınmaya çalışılan onurumuzdu, insan olma, insandan sayılma çabamızdı, hayatımız boyunca bunlara karşı savaştık!

“Bu nasıl yaşamaydı” diye ilk kez sormuyoruz kendimize. Tüm dünyada kadınların payına yoksulluk ve acı düşüyor. Neredeyse aynı şiddeti, aynı ölümleri yaşıyoruz.

Ama artık başka bir yaşamın ancak örgütlenmekten, bütün bu sömürüye ve baskıya karşı eylemli bir tarzda ayağa kalkmaktan, hayatı durdurmaktan geçtiğini daha iyi biliyoruz. Bunu daha önce de yaptık, yine yaparız. Çünkü ancak böyle varolabildiğimizi, görünür olduğumuzu, dikkate alındığımızı yaşayarak öğrendik ve hiç unutmayacağız!

Kaynak: Alınteri

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur