Avrupa’ya taşeron işçi götürme pazarının yarattığı yıkım: Çoğunluğu Türkiye’de 174 işçi nasıl insan kaçakçılığı mağduru oldu?

Türkiyeli bir firmanın taşeron olarak Belçika’ya gönderdiği işçiler, tespit edilen usulsüzlükler üzerine işsiz kaldı. Ana şirket tarafından kontratları iptal edilen ve taşeron firmanın maaşlarını ödemediği işçiler Türkiye’ye dönmeye zorlanıyor

Avrupa’ya taşeron işçi götürme pazarının yarattığı yıkım: Çoğunluğu Türkiye’de 174 işçi nasıl insan kaçakçılığı mağduru oldu?

Son dönemlerdeki ekonomik kriz sebebiyle Türkiye’yi terk etmek isteyen kalifiye işçi sayısındaki artış, işçilerin umutları üzerinden para kazanmak isteyen şirketlerin de iştahını kabarttı. Türkiye menşeli Ankitech isimli bir şirketin çeşitli dönemlerde kafileler halinde Belçika’nın Antwerp kentine taşeron olarak gönderdiği işçiler, aracı şirketlerin düzenledikleri sahte belgeler sebebiyle işlerini kaybetti. Belçika’ya gelebilmek için borçlanan ve hatta kredi çeken işçiler ise çalışmak zorunda olduklarını belirterek direnişe geçti.

İşveren taşeronu suçladı, işçiler mağdur oldu

İş müfettişlerinin Belçika standartlarının altında ödeme yapıldığını ve sözleşmelerde işçilerin iradesi dışında oynamalar yapıldığını tespit etmesi üzerine ana işveren Borealis hakkında açtığı soruşturma, şirketin suçu taşeronlara atıp ihaleyi iptal etmesiyle sonuçlandı. Taşeron firmanın maaşlarını ödemediği ve sözleşmeye bağlı çalışma izinleri olan işçiler ise bir gecede işsiz kaldı, alacaklarının ödenmeyeceği söylendi. Taşeron firmanın tuttuğu evleri acilen boşaltmaları ve Türkiye’ye dönmeleri istendi. İki aydır herhangi bir gelirleri olmayan işçiler, Belçika sendikalarının ve sosyalist partilerin dayanışmasıyla geçinebiliyor.

İşçiler nasıl insan kaçakçılığı mağduru oldu?

Pek çok işçiyi mağdur eden ‘tezgâh’ şöyle işliyor. Bir Avusturya firması olan ve pek çok ülkelerde yatırımları bulunan Borealis firması, maliyetlerden kısmak için çeşitli işleri taşeronlara havale ediyor. İtalyan-Fransız ortaklığı Irem, kendi bünyesinde kurduğu Irem General Contractor isimli bir alt şirket aracılığıyla çeşitli ülkelerden işçiler topluyor ve kimi zaman onları asgari ücretin düşük olduğu Romanya gibi ülkelerden çıkardığı çalışma izinleriyle Avrupa’ya getiriyor; kimi zaman da Ankitech gibi Türkiyeli firmalarla yaptığı anlaşmalarla Türkiyeli işçileri Avrupa’da istihdam ediyor.

Borealis şantiyesinde çalışan ve aralarında Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Filipinler ve Ukrayna’dan gelen işçilerin de olduğu toplam 174 işçi, yaşananlar üzerine topluca polise gitti ve bir süre sonra “Progressive Lawyers” isimli avukat grubu işçilerin yasal sürecini yürütmeye başladı. Flaman mahkemesi işçilerin “insan kaçakçılığı mağduru” olduğu yönünde karar verdi. Usulen, bu kararın ardından işçilere finansal destek, barınma imkanı, iş arama kolaylığı ve danışmanlık gibi hizmetler sunan Orange Card verilmesi gerekiyor. İşçilerden 55 tanesi bu kartı hızlıca aldı, ancak bu süreç geri kalan işçiler için devam etmedi.

Taşeron zinciri

İşçiler, Antwerp’te düzenledikleri yürüyüşler ile tıkanan bu süreci protesto ediyor ve seslerini Flaman ve Belçika Federal Hükümetlerine duyurmaya çalışıyor.

İşçilerin avukatı Jan Buelens’e göre bu, Belçika’nın bugüne kadar yaşadığı en büyük insan ve işçi kaçakçılığı vakası. Yaşananların tipik bir taşeronlaştırma hikayesi olduğunu belirten Buelens, çokuluslu şirketler tarafından yürütülen taşeron zincirini şöyle anlattı:

Burada bir taşeron zinciriyle uğraşıyoruz. Borealis adında büyük bir şirket var ve faaliyetlerinin çoğunu Irem gibi diğer taşeron şirketlere ihale ediyor. Irem, genel yüklenici. Ve Irem’in “Irem Genel Yüklenicilik” adında başka bir şirketi daha var. Ankitech’i de dördüncü taşeron şirket olarak kullanıyorlar. Türkiyeli işçiler bir Türk şirketi olan bu firmada istihdam edilmiş.

Avukat Jan Buelens’e göre, Belçika mevzuatı işçilerin alacaklarını ana şirket olan Borealis’ten istemenin önünü kapatıyor. Buelens, üst şirketin işçilerin maaşlarının ödenmesinden ve çalışma koşullarının Belçika standartlarında olmasından sorumlu olması gerektiğini, ancak bunun için yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu, bunun için mücadele ettiklerini söyledi.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan DİSK, “21. yüzyılda insan kaçakçılığına karşı mücadelemiz sürecek” dedi.

İşçiler 23 Eylül 2022, Cuma günü, saat 11.00’de, Brüksel’deki Flaman Hükümeti binası önünde bir eylem yapacak.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur