“Tüm göçmenleri hedef gösterip, erkek şiddetinin esas nedeni olan erkek egemen sistemi görünmezleştiren bu ikiyüzlülüğe izin vermeyeceğiz”

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde #SınırsızKadınDayanışması etiketiyle sosyal medya çalışması yapıldı

“Tüm göçmenleri hedef gösterip, erkek şiddetinin esas nedeni olan erkek egemen sistemi görünmezleştiren bu ikiyüzlülüğe izin vermeyeceğiz”

Kadınların, çeşitli kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin, siyasi partilerin bileşeni olduğu Sınırsız Kadın Dayanışması Kampanya Grubu katılımıyla mülteci ve göçmenlere yönelik artan şoven saldırılara, ırkçılığa, şiddete karşı 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde #SınırsızKadınDayanışması etiketiyle sosyal medya çalışması yaptı. Kadına yönelik suçlar üzerinden mülteci karşıtlığının fitilinin ateşlenmesinin kadına yönelik şiddetin esas sebeplerini görünmez kıldığını belirten Sınırsız Kadın Dayanışması, çözüm önerilerini de sıraladı.

“Kadına yönelik şiddetin milliyeti; kadın dayanışmasının sınırı olmaz!” diyen Sınırsız Kadın Dayanışması hashtag çalışmasında şu ifadeleri kullandı:

Göçmen düşmanlığı, ırkçılığı, kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı tescilli siyaset esnafları kadınların güvenliğini öne sürerek ırkçılıklarına meşruiyet zemini yaratmaya çalışıyor. Göçmenlerin ve mültecilerin hedef gösterilmesi ile toplumun her kesiminde ekonomik, toplumsal, siyasal sorunlara karşı biriken öfke yanlış yere kanalize ediliyor, iktidarın sorumluluğunu kamufle ediyor. Göçmenlere yönelik nefret kadınların güvenliği üzerinden yükseltilirken, yaşadığımız güvenlik sorunlarının kaynağı görünmezleştiriliyor. Evleri, sokakları, toplu taşıma araçlarını ve tüm mekânları bizim için güvensiz hale getiren esas sorunlar ve mücadele ettiğimiz koşullar konuşulmuyor. Tüm göçmenleri hedef gösterip, maruz bırakıldığımız sistematik erkek şiddetinin esas nedeni olan erkek egemen sistemi görünmezleştiren bu ikiyüzlülüğe izin vermeyeceğiz!

#SınırsızKadınDayanışması hashtag kampanyası ile şu çözüm önerileri sıralandı:

  • Türkiye, Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceyi kaldırıp savaştan ve zulümden kaçan herkese mültecilik statüsü tanısın.
  • AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması kaldırılsın. Avrupa devletleri, Türkiye’yi sınır bekçisi olarak tutma politikasına son versin ve kapılarını göçmenler için açsın.
  • Göçmenlerin yaşam ve sığınma hakkına saygı gösterilsin ve uygun sığınma koşulları sağlansın. Planlı ve kapsamlı bir göç politikası oluşturulsun.
  • Göçmenlerin pazarlık aracı olarak kullanılmasına son verilsin; hükümet, göçmenleri güvensiz geçiş yollarına yönlendirmekten ve keyfi olarak sınır dışı etmekten vazgeçsin.
  • Toplumun farklı ezilen kesimlerini de kapsayan Anayasanın eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı hükmü ve taraf olunan ayrımcılık karşıtı uluslararası mevzuat uygulansın.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı geri alınsın, hayatın her alanında tüm kadın ve LGBTİ+’ların şiddetten korunması için sözleşme etkili bir biçimde uygulansın.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı geri alınsın ve erkek şiddetinin bir zulüm çeşidi olarak görülmesi ve iltica nedenlerinden sayılmasını kabul eden İstanbul Sözleşmesi uygulansın.
  • Göçmen kadınlara, çocuklara dönük istismarlarda, anadillerinde şikâyet edebilecekleri mekanizmalar sağlansın, failler cezalandırılsın. Karakol, adliye, adli yardım büroları gibi yerlerde tercüman desteği 7/24 sağlansın.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı geri alınsın, hayatın her alanında tüm kadın ve LGBTİ+’ların şiddetten korunması için sözleşme etkili bir biçimde uygulansın.
  • Devlet, erkek şiddetine karşı göçmenleri de içeren kapsayıcı, koruyucu-önleyici bütünlüklü bir politika oluştursun.
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı geri alınsın ve erkek şiddetinin bir zulüm çeşidi olarak görülmesi ve iltica nedenlerinden sayılmasını kabul eden İstanbul Sözleşmesi uygulansın.
  • Devlet, erkek şiddetine karşı göçmenleri de içeren kapsayıcı, koruyucu-önleyici bütünlüklü bir politika oluştursun.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur