Suruç Katliamı davası 5 Aralık’a ertelendi: “Karşımıza hesap soracak bir sanık getirin”

Suruç davasının 23. duruşmasında söz alanlar mahkeme heyetinin yukarıdan aldığı talimatla hareket ettiğinin altını çizdi. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun dinlenmesi talebini yineleyen davaya katılanlar, karşılarında hesap soracakları bir sanık olmasını istedi. Duruşmada, IŞİD'e bomba temin eden Azzo Halaf Süleyman El Aggal Suruç, Ankara ve Sultanahmet katliamlarıyla bağlantısının olmadığını iddia ederken, diğer tanıklar ise daha önce IŞİD hakkında verdiği bilgileri reddetti

Suruç Katliamı davası 5 Aralık’a ertelendi: “Karşımıza hesap soracak bir sanık getirin”

Suruç katliamının firari sanıkları İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi’nin yargılandığı davası Urfa’nın Hilvan ilçesindeki hapishane kampüsünde görüldü. 5 Aralık’a ertelendi.

Duruşmaya Suruç Aileleri İnisiyatifi üyeleri, katliamda yaralı olarak kurtulanlar, Suruç İçin Adalet Platformu üyesi avukatlar, HDP Urfa milletvekilleri Ayşe Sürücü ile Nusrettin Maçin, Cumhuriyet Halk Partisi (Urfa) Milletvekili Aziz Aydınlık, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanı Okan Danacı, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), KESK Urfa ve Diyarbakır Şubeler Platformları, TMMOB Urfa İKK, Öğrenci Faaliyeti, Urfa Tabip Odası, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Urfa Adliyesi’nde 18 Şubat tarihinde görülen ilk duruşmada ESP ve SGDF’nin müdahillik talebi kabul edilmişti. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada KESK, TMOOB Urfa İKK, Urfa Barosu, ÖHD, İHD, TİP, EMEP, DBP ve HDP adına duruşmaya katılan temsilciler müdahillik talebinde bulundu. Ardından Suruç aileleri, yaralıları ve tanıkları söz aldı.

Babası İsmet Şeker’i katliamda yitiren Yağmur Şeker, katliama dair bildikleri olduğunu söyleyen dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun mahkeme salonuna gelmesini ve hesap vermesini istedi. Şeker, “İlhami Bali hakkında birçok haber çıkıyor buraya gelip hesap versinler. Suruç için adalet mücadelesi yürütüyor buraya gelenler. Bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

Katliamda eşi Cemil Yıldız’ı kaybeden Sultan Yıldız, 23 duruşmadır faillerin hiçbirinin yargılanmadığının altını çizdi. Dönemin başbakanı Davutoğlu’nun, 7 Haziran-1Kasım arasında yaşananlara ilişkin söylediklerini hatırlatan Yıldız, “Hiç kimse gelmedi. Ömer Aslan IŞİD bayrağı açıyor. Ama sonuç yok. Biz aileler katillerin yargılanmasını istiyoruz. Bu sanık koltuklarında katillerin olmasını istiyoruz, avukatlarımızın sorgulamasını istiyoruz. Bugüne kadar bunları konuşuyoruz. Bu nasıl bir adalet nasıl bir vicdan artık bu mahkemenin adaletin yerini bulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Katliamda oğlu Çağdaş’ı kaybeden kendi de yaralanan Feti Aydın ise katledilen 33 düş yolcusunu anarak sözlerine başladı. Katledilenlerin devlet tarafından suçlu gösterilmesine tepki gösteren Aydın, “Onların suçu bir halka el uzatmaktı. Bizleri yüzde 50 suçlu görenler daha fazla suçlu. Biz halklara yardım etmeye devam edeceğiz. Diğer sanıklar göz göre göre ortada geziyor. Avukatlarımız kazıya kazıya belgeleri ortaya çıkardı. Bunların sanık sandalyesinde oturmasını istiyorum. Bir katliam olmuş 33 kişi katledilmiş, yüzlerce insan yaralanmış. Bunca mahkemedir hiçbir şey yok. Ankara, Suruç, Amed katliamına ilişkin kamera görüntülerini neden siliyorlar. Suçlu kim artık ortaya çıkarsınlar. Adalet size de lazım olacak. Adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Dönemin başbakanı Davutoğlu katliamlardan sonra oylarımız arttı dedi. O da suçlu. Ellerimiz yakasında olacak” dedi.

Suruç Katliamında yaralanan HDP Kadıköy İlçe Eş Başkanı Koray Türkay, katledilen 33’leri andı. Kendisinin de ağır yaralandığını hatırlatan Türkay, tedavi sürecini ve maruz kaldığı psikolojik, fiziksel işkenceleri anlattı. “Bizler bu davanın siyasi bir dava olduğunu biliyoruz” diyen Türkay’a mahkeme heyeti “somut konuşursanız iyi olur” uyarısı yaparak sözünü kesti.

Türkay, şöyle devam etti:

Bu davanın içerisindeki en önemli tanık iki ifadede gizlidir. Birincisi, ‘400 sandalye verin bu iş çözülsün’ diyen, ikincisi Davutoğlu’nun 7 Haziran-1 Kasım’a ilişkin sözleri. Avukatlarımız somut deliller ortaya koydu ama hiçbiri dikkate alınmadı. Bu katliam dönemin belli siyasi çıkarları açısından tetiğe basılmıştır. Biz aileler, yaralılar, tanıklar ve tüm demokratik kitleler bakımından katiller ve işbirlikçiler yargılanmadan bu dava kapanmayacak. Bu davanın bütün siyasi uzantılarını araştırarak bu davada adalet ve hukuk nezdinde bir adım atılır.

SDGF Eş Başkanı Okan Danacı katliamın üzerinden geçen yedi yıla rağmen sözlerinin mahkemede tükendiğini kaydetti. Davada herkesin talebinin Davutoğlu’nun dinlenmesi olduğunu hatırlatan Danacı, “Biz o dönemi her davada anlatıyoruz. Mahkeme heyetinin artık Davutoğlu’nu dinlemek için peşine düşmesi gerek. İlhami Bali’nin her yerde arandığı söyleniyordu. Üzerine ifadeler veriliyordu. Halbuki devlet tarafından korunduğunu öğrendik. Konya’da nasıl tedavi gördü, adaletin tesisi söz konusu ise mahkeme heyetinin araştırması gerek. 7 yıldır taleplerimiz karşılanmıyor. Biz üzerimize düşeni yaptığımızı biliyoruz. Yedi yıldır mahkeme heyetinin duruşu değil bizim, gençlik örgütlerinin, kurumların, emek örgütleri ile adalet mücadelesi vererek bu dava buraya geldi” ifadelerini kullandı.

Katliamda ağır yaralanan Çağla Seven de şöyle konuştu:

Suruç katliamı burada olan ailelere, tanıklara değil ülkeye yapılan bir katliam.” SGDF öncülüğünde düzenlenen Kobanê’yi Yeniden İnşa Kampanyası’nın barış ve kardeşlik ile örgütlendiğini hatırlatan Seven, “Burada sizin göreviniz adalettir. Tek sanık olmaması utanç vericidir. Ben hala ameliyat oluyorum ama katil ortada yok. Bir katliam yaşanıyor ama katiller ne hikmetse yok. Üzerimize gaz atanlar nerede? Hiçbiri ortada yok ben ağır yaralandım, koltukta götürüldüm ambulans neden engellendi? Belki de ölmeyeceklerdi. Beni GBT’ye tutanlar beni suçlu gördüler katili değil. Yakup Şahin getirilsin. Davutoğlu sağda, solda, Meclis’te bir yerlerde konuşacağına gelsin burada konuşsun. İçişleri Bakanlığı sayfasında dosyalar yayınlanıyor ama avukatlar ulaşamıyor sırf bunları talep ettiğimiz için biz yargılanıyoruz. 33’leri anmaya, onlar için burada olmaya devam edeceğiz. Yaralarımızı daha fazla kanattı bu mahkeme.

Suruç Katliamında hayatını kaybeden Uğur Özkan’ın babası Mehmet Özkan, mahkeme heyetine görevini yapması konusunda uyarıda bulundu. 23 duruşmada katillerin yargılanması gerekeceğine katliamın üstünün örtbas edilmek istendiğini anımsatan Özkan, “Yıllardır bize işkence uyguluyorsunuz, avukatlarımıza dava açıyorsunuz. Bu savaştan mağdur olan çocuklara yardım etmeye çalışıyordu oğlum ama ‘terörist’ olarak görülüyor. Teröristler ise Konya’da başka yerlerde geziyor. Sizde baskı altındasınız biliyoruz ama görevinizi yapmanız gerek. Adalet mülkün temelidir yazıyor bizde adalet istiyoruz. Bastonla da gelsem bırakmayacağım peşini” dedi.

Suruç Katliamında hayatını kaybeden Emrullah Yurtgül’ün babası Yusuf Yurtgül ise “Mahkeme ne karar verirse versin yukarıdan talimat geliyor” ifadelerin kullandı.

Söz alan ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, saldırının ESP’ye dönük bir saldırı olduğuna dikkati çekti. Gümüştaş, “Buna rağmen bizim müdahil olma talebimiz yıllarca kabul edilmedi. Bu dava sadece 33 yoldaşımızın acılı ailelerinin bir davası değil. Yargılanmaları bütün taraflara açık olması gerekir. Müdahillik talebinde bulunan bütün demokratik kitle örgütü ve siyasi partilerin talebi kabul edilmeli. Onlarda bu davanın tarafı. Yargılama boyunca bir çok delil mahkemeye sunuldu ve nasıl bir organizasyon olduğu ortaya çıktı. İlhami Balı nasıl Türkiye denetiminde bulunan İdlip’te kalıyor? 7 yıldır bir adalet mücadelesi veriyoruz. Rojava’da yeniden işgalci bir savaşa hazırlık yapılıyor. 32 kilometrede neler olacağını, davaya eklenen ve İlhami Balı’nın bulunduğu İdlip’ten bağımsız görmüyoruz. Bu saldırılar karşısında 7 yıldır boyun eğmedik, bunun için mücadele edeceğiz. Herkes çocuklarının savaşa gitmesine karlı söz söylemeli” dedi.

HDP Milletvekili Ayşe Sürüçü, katliamın yaşandığı dönemde Kobanê’de süren savaşı hatırlattı. Sürücü, “Kobanê halk özgücüyle IŞİD’i yendi. 20 Temmuz’da yıkılan bir kentin yaralarını sarmak için yola çıktılar. Suruç’tan sonra süreci başladı. Suruç ve diğer katliamların birbirinin aynısı olduğunu görüyoruz. 7 yıldır adil bir yargılama istiyoruz” dedi.

Müdahillik talebinde bulunan, İnsan Hakları Derneği, DBP, HDP, Emek Partisi, TİP, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası, TMMOB Urfa İKK, İMO Urfa Şubesi, ÇMO Urfa Şubesi, ÖHD ve Urfa Barosu, “Suruç katliamıyla sadece o gün Amara Kültür Merkezinde toplanan gençler hedeflenmemiştir. Suruç katliamıyla tüm toplum ve bizlerin varlık hakkı hedeflenmiştir. O nedenle bu davaya müdahiliz” dedi.

Duruşma, IŞİD’in gerçekleştirdiği Suruç ve Sultanahmet katliamlarına bomba temin eden Azzo Halaf Süleyman El Aggal’ın tanık olarak dinlenmesiyle devam ediyor.

Aggal, IŞİD’e bomba temin ettiği ortaya çıkmasına rağmen Suruç, Ankara ve Sultanahmet katliamlarıyla bir alakasının omladığını iddia etti.

Daha sonra Mustafa Dokumacı’nın eşi Ulkar Mammadova ve Mohammad Alrashed tanık olarak dinlendi. Tanıklar daha önce IŞİD’e dair verdikleri bilgileri inkar etti.

Aranın ardından mahkeme kararını açıkladı. Daha önce tespit edilen motorsiklet sahiplerinin talimatla beyanlarının alınmasına, İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi’nin Türkiye’ye iadesi talebinin; MİT ve Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’na yazılacak müzekkere sonucu değerlendirilmesine, Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinletilmesi talebinin müzekkere yanıtları geldikten sonra değerlendirilmesine, İlhami Bali’nin tedavi evraklarının dosyaya celbi için Cihanbeyli Devlet hastanesine müzekkere yazılmasına karar verildi. Müdahale talebinde bulunan demokratik kitle örgütlerinin bu taleplerinin reddine karar verildi.

Dava 5 Aralık’a ertelendi.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur