Dezenformasyon yasası yahut istibdat – Çiğdem Toker (Sözcü)

Amacı “yalan haberle mücadele” diye tanıtıldı. Birden fazla yasada değişiklik yapsa da kısaca “dezenformasyon yasası” olarak anılıyor

Dezenformasyon yasası yahut istibdat – Çiğdem Toker (Sözcü)

Amacı “yalan haberle mücadele” diye tanıtıldı. Birden fazla yasada değişiklik yapsa da kısaca “dezenformasyon yasası” olarak anılıyor.

AKP ile MHP’nin hazırlayıp Meclis’e getirdiği kanun teklifi, bu hafta genel kurulda görüşülecek. Bu metin şekil olarak bir kanun teklifi evet ama içerdiği öyle bir hüküm var ki, adeta “ferman” gibi.

29. madde, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlıklı yeni bir suç kuruyor. Maddenin içeriği ve kaleme alınış biçimi, yüksek düzeyde belirsizlik ve keyfilik içeriyor:

“Halk arasında, endişe, korku veya panik yaratma saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimsenin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması.”

Haberciliğin özü, zaten halkı ilgilendiren güncel ve doğru bilgiye dayanır. Dolayısıyla gazeteci (başına hiçbir sıfatı özellikle koymadım: Gazeteci) zaten “yanıltıcı bilgi”nin bile isteye yayılmasını istemez.

Bu madde hakkında iki temel sorunun cevaplanması zorunlu:

1. Bir bilginin ülkenin

“iç ve dış güvenliği”

“kamu düzeni”

“genel sağlığı”

Konularında gerçeğe aykırı olduğunu kim tespit edecek?

2. Diyelim ki bir bilginin gerçeğe aykırı olduğu tespit edildi. Peki bu bilginin kamu barışını bozmaya elverişli biçimde alenen yayıldığı nasıl ve kim tarafından belirlenecek?

“Kamu düzeni”, “kamu barışı” kavramlarının teknik uzmanları kimler?

★★★
Yüksek düzeyde belirsizlik içeren bu yeni suç maddesi ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getiriliyor.

Bugün daha bu yasa çıkmadan enflasyon araştırması yapan, hakikati halka duyuran akademisyenlerin kriminalize edildiği bir ortamdayız.

Yarın bu teklif yasalaştığında, basına yönelik kuşatmanın artması bir yana; herhangi bir yurttaşın enflasyon oranını, faiz politikasını, hayat pahalılığını eleştirdiği bir sosyal medya paylaşımı, memlekette bolca bulunan muhbir vatandaşlar marifetiyle, yargılama konusu olabilecek.

Daha da suskun bir toplum

Bu yasa:

– Vatandaşların sosyal medya paylaşımları nedeniyle derdest edilip daha “rahat” yargılanmasının önünü açmak,

– Hapse girme korkusu yayarak, yoksullaşan, alım gücü düşen vatandaşı daha daha suskun, daha çekingen hale getirmek,

– Basın, yayın kuruluşları açısından ağır bir otosansüre zemin yaratmak anlamlarına geliyor.

Basın meslek örgütlerinin, yaklaşım ve dünya görüşü farkı gözetmeksizin 29. maddeye karşı yan yana durmaları ve demokratik itiraz hakkını güçlü biçimde kullanması gerekiyor.

Çiftçinin kişisel verilerini ifşa

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Ödemiş’te çiftçilerle bir araya geldi. Sözün dönüp dolaşıp girdi maliyetlerine gelmemesi imkansızdı. Meliha Yılmaz, “Artık zarar etmiyoruz ki. Çünkü battık. Batan hayvancılık zarar eder mi? Artık zarar yok” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı derhal bir açıklama yaparak derdini anlatan üç kadın çiftçinin bilgilerini ifşa etti. Kaç hayvanları var, kaç lira süt desteği, kaç lira buzağı desteği almışlar, bir bir listeledi.

Sanki tarımı gözetmek, çiftçiye destek olmak devletin görevi değilmiş, sanki sağlanan destekler, Tarım ve Orman Bakanı’nın cebinden çıkıyormuş gibi.

Gübrede, mazotta yaşanan korkunç artışlar üreticiyi ayakta duramaz hale getirmemiş, sebze, meyve fiyatları eşi görülmemiş biçimde artmamış gibi…

Tek derdi ayakta durabilmek olan çiftçinin verilerini açıklamakta gösterdikleri bu tuhaf “cömertliği” keşke “ticari sır” ezberine sığınarak kamu kaynaklarını aktardıkları müteahhit şirketler için de gösterseler, diyecek oluyor insan ama sonra gerçeği hatırlıyor.

Bu açıklamanın bir yararı, yönetenlerin gerçeklikten ne kadar koptuğunu bir kez daha sergilemesi oldu.

Akkuyu’da tarım alanları kime kiralanacak

Okurum N.B.’den önemli bir e-posta geldi. Konusu, Akkuyu Nükler Güç Santrali’nin bulunduğu bölge olan Büyükeceli’de kurulu bir tarım kooperatifi. Adı: S.S Büyükeceli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi.

Ay sonunda, genel kurula gidilecekmiş. Okurum Genel Kurul gündeminin bir maddesini paylaşarak “Tarım alanları Rus şirketlerine mi kiralanacak?” sorusunu yöneltiyor. O madde şu:

“Kooperatif cam seralarını, çok eskimiş olması nedeniyle seraların sökülüp satılması ve yerinin uygun olan bir yere kiraya verilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi.”

Bir soru da buradan gelsin: Kooperatifin cam seralarını hangi şirkete vereceksiniz, hangi inşaat için? Bu serada tarım yapılmıyor mu? “Eskime”, kiralama için geçerli bir neden midir?

Kaynak: Sözcü

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur