Bir burjuva ideolojisi olarak heteroseksüellik – M. Sinan Birdal (Evrensel)

Haziran ayı hakim cinsellik ideolojisine karşı cinsel özgürlük ve kurtuluş taleplerinin yükseltildiği Onur Ayı olarak kutlanıyor

Bir burjuva ideolojisi olarak heteroseksüellik – M. Sinan Birdal (Evrensel)

Haziran ayı hakim cinsellik ideolojisine karşı cinsel özgürlük ve kurtuluş taleplerinin yükseltildiği Onur Ayı olarak kutlanıyor. İktidarın bir süredir hedefe koyduğu, ancak boyun eğdiremediği “muhalif cinsellikler” Onur Ayı vesilesiyle daha fazla görünür ve tartışılır oluyor. Bu Onur Ayı’nda biraz farklı bir yol izleyerek heteroseksüellik üzerine odaklanmak istiyorum. Hakim cinsel düzenin temel normunu oluşturduğu için heteroseksüellik gündelik hayatta analize ihtiyaç duyulmayan, doğal bir kategori olarak kabul ediliyor. Halbuki tam da bu doğallık halesi eleştirel bir gözle ele almamız gereken bir ideolojiye işaret ediyor.

Tarihçi Jonathan Katz’ın Heteroseksüelliğin İcadı bugün cinselliğe dair temel referans noktalarını oluşturan kategorilerin nasıl ortaya çıktığını inceliyor (The Invention of Heterosexuality, The University of Chicago Press, 1995). Bir kelimenin, bir kavramın tarihinden ne öğrenebiliriz? Kitabın 2006 baskısının ön sözünde Katz bu soruyu cevaplarken dilin belirli tarihsel hazların üretiminde kullanılan araçlardan biri olduğunu vurguluyor. Katz’a göre insanlar belirli cinsellikler yaratmak için kelimeler kullanırlar ve dolayısıyla herhangi bir cinselliğin gerçekliği toplumsal olarak onu tanımlayan farklı kelimelerden ayrı düşünülemez. Bu yaklaşımın bir “söylem determinizmi” anlamına gelmediğini savunan yazar şöyle devam ediyor:

“Aslında, Karl Marx’tan etkilenerek ve esinlenerek, (‘heteroseksüel’ gibi) kelimeler, düşünceler ve ideallerin başlıca üretim araçlarımız arasında olduğunu düşünüyorum. Bu araçların mülkiyeti, denetimi ve bunların yeniden şekillendirilmesi mücadelemiz, heteroseksüelliğin diğer varolan cinselliklerin ve ileride ortaya çıkacak yeni cinselliklerin geleceği için anahtar rolü oynuyor.” (ix)

Katz’ın diyalektik materyalizme yaptığı atfın eserin genelini nasıl etkilediğini sona bırakarak öncelikle cinsellik tarihinde bir klasik haline gelmiş bu kitabı özetleyerek ele alacağım. Katz için heteroseksüel kelimesi cinsiyetler ve onların hazlarını belirli bir şekilde örgütleyen tarihsel bir biçimden ibaret. Bu yeni cinsel örgütlenme biçimi ise 19. yüzyıl sonunda burjuvazinin aristokrasiden tamamen bağımsızlaşıp güç ve istikrar elde etmesiyle ortaya çıktı: “Orta sınıfın inşası ve heteroseksüelliğin icadı el ele gitti” (41). Katz’ın bu iddiası kitabın yazıldığı dönemdeki revizyonist tarih yazımına meydan okuyor. 19’uncu yüzyıl cinsellik tarihini yeniden gözden geçiren bu tarih yazımı Viktoryen dönemin cinselliği bastırmaya çalıştığı iddiasını sorgular. Buna göre popüler inancın aksine Viktoryenler cinselliğe ve aşka neredeyse kutsal bir nitelik atfediyorlardı. Katz bu yaklaşımın 19’uncu yüzyıl başı ve sonundaki farklılıkları göz önünde bulundurmadığını düşünüyor. 19’uncu yüzyıl başında burjuvazi toplumsal yükselişini kendini ahlaken yozlaşmış olan aristokrasi ve alt sınıflardan ayırt ederek meşrulaştırmaya çalışıyordu. Dinen ve ahlaken ölçülülüğü ve doğruluğu temsil etmek burjuvazinin hem öz güvenini inşa edebilmesi hem de diğer sınıfları kendi iktidarına ikna edebilmesi için öne sürdüğü bir iddiaydı. Bu bağlamda burjuvazi kendini aristokrasi ve alt sınıfların sınır tanımayan cinsel pratiklerinden farklılaştıran, burjuva aile düzenini destekleyen yeni bir cinsellik tanımı geliştirmeye başladı.

Viktoryen ahlak anlayışında cinsellik üreme odaklıydı, cinsellik bir üretici güç olarak değerlendiriliyordu. Bu anlayışı günümüzde iktidar olan cinsellik anlayışıyla karşılaştırmak çok yersiz olmaz. Nitekim Viktoryen ahlak gibi İslamcı ahlak da toplumsal hiyerarşinin zirvesine oturmaya çalışan yeni bir sermaye fraksiyonunun, iktidarının doğal ve kutsal olduğunu kanıtlama çabasının bir ürünü. 19’uncu yüzyılın sonuna gelindiğinde ise burjuvazinin kendini kanıtlama ihtiyacı artık ortadan kalkmasıyla burjuva cinsellik alt ve üst sınıfların cinselliklerinden farklı bir cinsellik olarak değil, her sınıf ve millette ezelden beri varolan evrensel bir cinsellik olarak tanımlanacaktı. İlk olarak bambaşka anlamlarda kullanılan heteroseksüellik kavramı burjuvazinin bu ihtiyacına denk gelen bir kelime olarak yaygınlaştı. İktidarı sağlamlaştıkça burjuvazi iktidarını sadece üreticiliği değil aynı zamanda hazları ve zevkleriyle tanımlamaya başlayacaktı.

Katz’ın tarih yazımı mensup olduğu kuşağın politik tarihiyle doğrudan bağlantılı. Tarih yazma ihtiyacı Katz’ın katıldığı Gay Aktivistler İttifakının toplantılarında dile getirilmiş. Yani, eşcinsel tarih yazımı eşcinsellerin siyasallaşmasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor ve başlangıçta yine aynı dönemde heteroseksüel kadınlara odaklanan kadın tarihlerinden etkileniyor. Bu iki tarih yazımının ortaklaştığı nokta mevcut cinsel düzenin belirli tarihsel, toplumsal güçlerinin ürünü olduğunu vurgulamalarıdır. Biyolojik ve psikolojik determinizmin iddialarının aksine heteroseksüel-homoseksüel ayrımının toplumsal bir kurgu olduğunu öne sürmek bu cinsel kategorilerin kapsadığı, ifade ettiği cinsel hazların, pratiklerin gerçekliğini reddetmek anlamına gelmez. Katz hazların ve pratiklerin neden ve nasıl belirli biçimlerde örgütlendiğini inceler. Bu haz ve pratikler on binlerce yıldan beri mevcutken neden 19’uncu yüzyılın sonunda heteroseksüellik diye bir kavramın ortaya çıktığını sorgular.

Kaynak: Evrensel

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur