Diyarbakır Barosu’ndan Kürtçe müzik yapan sanatçıların konserlerinin engellenmesine tepki: “Dil salt bir iletişim aracı değil, bir kimliktir”

Kürtçe müzik yapan sanatçıların konserlerinin yasaklanmasının ardından Diyarbakır Barosu bir açıklama yaparak "Dil salt bir iletişim aracı değil, bir kimliktir" dedi

Diyarbakır Barosu’ndan Kürtçe müzik yapan sanatçıların konserlerinin engellenmesine tepki: “Dil salt bir iletişim aracı değil, bir kimliktir”

Aynur Doğan ve Mem Ararat gibi Kürtçe müzik yapan sanatçıların konserlerinin yasaklanmasının ardından Diyarbakır Barosu bir açıklama yayımladı. Kürt diline ve kültürüne yönelik asimilasyon politikasının devam ettiğini söyleyen Baro, Türkiye’nin de taraf olduğu anlaşmalara atıfta bulunarak yasakların keyfi ve hukuksuz olduğunu ifade etti.

Açıklamanın sonunda ise şunlar söylendi:

Gerek uluslararası gerekse yerel yargı makamlarının kararlarında da ifade özgürlüğü; yalnızca lehte olduğu kabul edilen, zararsız ya da ilgilenmeye değmez görülen bilgi veya düşünceler için değil, aynı zamanda devletin veya nüfusun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de uygulanacağı kabul edilmiştir. İfade özgürlüğüne yönelik bu kabul; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olup bunlar olmaksızın demokratik toplumdan bahsetmek de mümkün değildir.

Sanatçının; özgürce düşünmesi, tasarlaması, eserlerini ortaya koyması veya yaygınlaştırması ve bunun devlet veyahut başkaları tarafından müdahaleye uğramaması sanatçının sanatsal ifade özgürlüğünün gereğidir. Nitekim Türkiye’nin de taraf olduğu Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesiyle taraf devletler ‘yaratıcı faaliyetler için zorunlu olan özgürlüğe saygı göstermeyi’ taahhüt etmişlerdir. Aynı şekilde Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve Anayasanın 26. maddeleri ifade özgürlüğünü, Anayasanın 27. maddesi ise sanat hürriyetini güvence altına almıştır. Anayasa’nın 64. maddesiyle de devletin, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korumak ve bunun için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz.

Bu çerçevede ilgilileri darbe dönemlerini aratmayacak bu tür sanata, dile ve yaşam tarzlarına yönelik ifade özgürlüğü hakkına, çok dilliğe ve farklılıklara saygı duymayan yasaklayıcı anlayışı terkelmeye, hukuk içinde kalacak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. Bu hukuksuz uygulamalara yönelik gerekli yasal yollara başvuracağımızı ve sürecin takipçisi alacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur