Ankara 1 Mayıs’ında kürsü direnişteki EnerjiSA işçilerinin: “Hepimiz aynı mücadelenin içinde kardeş oluyoruz, sınıf kardeşleri”

Ankara'da son yılların en kitlesel 1 Mayıs'ında işten hukuksuz şekilde atıldıkları için direnişe geçen EnerjiSA işçileri de kürsüden konuşma yaptı

Ankara 1 Mayıs’ında kürsü direnişteki EnerjiSA işçilerinin: “Hepimiz aynı mücadelenin içinde kardeş oluyoruz, sınıf kardeşleri”

Ankara’da son yılların en kitlesel 1 Mayıs’ında işten hukuksuz şekilde atıldıkları için direnişe geçen EnerjiSA işçileri de kürsüden konuşma yaptı.

ANKARA’DA SON YILLARIN EN KİTLESEL 1 MAYIS’I: POLİS ENGELLERİ DİRENİŞLE AŞILDI

Bir aydır Başkent Elektrik Genel Müdürlüğü önünde direnişlerini sürdüren EnerjiSA işçileri, Ankara’dan İstanbul’a yürüyerek direnişlerini İstanbul’da bulunan Sabancı Kuleleri’nin önüne taşıdı.

Mitinge katılanların da alkışlarıyla destek verdiği EnerjiSA işçileri kürsüden yaptığı konuşmada şunları dedi:

Yaşamı üreten işçiler, sınıf kardeşlerimiz hepinizi güzel günlere olan inancımızla, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Yüreği, bilinci, aklı işçiden yana olanlar, kaderleri mücadeleye yazgılı olanlar hepinize merhaba!

Bizler ortaklığı işçi olanlarız, hepimiz bütün farklılıklarımıza rağmen aynı sınıfın mensuplarıyız. Hepimiz emek üretiyoruz, fabrikalarda, madenlerde, enerji tesislerinde, depolarda, hastanelerde, okullarda, yollarda, parklarda… Kısacası hayatın her alanında…

Bütün yaşamı her yeniden ve yeniden üretiyoruz ama maalesef hak ettiğimiz hayatları yaşayamıyor, hepimiz ay sonunu düşünüyor, hepimiz geleceğe umutsuzlukla bakmak zorunda bırakılıyoruz.

“Ne kira ödeyebiliyoruz ne faturaları”

Asgari ücret düzeyinde ücretlerle ne kira ödeyebiliyoruz, ne faturaları yetiştirebiliyoruz ne de buzdolabını doldurabiliyoruz. Kısacası yaşayamıyoruz…

Biz bu duruma isyan etmekte son derece haklıyız ve bu memleketin dört bir yanında farklı iş yerlerinde, farklı iş kollarındaki işçiler olarak gösterdik ki “Bu düzen böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek!”

2015’te yarattığımız Metal Fırtına’dan geliyoruz. Herkesin gözünü işçilere tekrar dikmesine vesile olan Flormar direnişinden geliyoruz. Üçüncü Havalimanı işçilerinin isyanından geliyoruz. Pandemide Kod 29 zulmüne kafa tuttuğumuz meydanlardan geliyoruz. Soma’dan, Ermenek’ten geliyoruz. Gaziantep Başpınar’dan tekstil işçilerinin isyanından geliyoruz. Trendyol’dan, Yemeksepeti’nden geliyoruz. Migros depolarından geliyoruz. Hastane önlerinde örgütlediğimiz grevlerden geliyoruz ve en son Sabancı Kuleleri’ne dayanan EnerjiSa işçisinin iş ve ekmek mücadelesinden geliyoruz!

“Hepimiz tek bir davada ortaklaşıyoruz”

Hepimiz tek bir davada ortaklaşıyoruz arkadaşlar, hepimiz aynı mücadelenin içinde kardeş oluyoruz, sınıf kardeşleri!

Bu memlekette işçilerin üzerine kurulan prangaları parçalama, kendi kaderimizi elimize alma mücadelesi bu. Bunun için örgütleniyoruz, sendikalaşıyoruz, mücadele ediyoruz. İnsanca yaşamak, güvenceli çalışmak istediğimiz için. Yıllardır bizi esir almış olan siyasete, sarı sendikalara, patron medyasına, patron düzenine kafa tutuyoruz. Kendi sendikalarımızda birleşiyoruz ve gerekirse kendi siyasetimizi yapıyoruz. İşçi sınıfının siyaseti. Ekmeğin ve hürriyetin siyaseti.

Emekçi halkın düşmanları diyorlar ki: “İşçiler biz olmadan yaşayamazlar.” “Eğer biz olmasaydık” diyorlar; “düzeni korumak için, iş vermek için ve insanları çalışmaya zorlamak için hiç kimse olmazdı. Eğer biz olmasaydık, her şey çöker ve devlet parçalara bölünür”

Patronlar ve onların siyasi sözcüleri tarafından yapılan bu tarz konuşmalar; biz işçileri bölmek ve kafalarımızı karıştırmak amaçlıdır. Biz sıkı bir disiplinle yan yana gelmek zorundayız. Aramızda hiçbir ayrım yapmadan mücadeleye atılan sınıf kardeşlerimizi desteklemek kavgalarına omuz vermek zorundayız!

Çünkü arkadaşlar bugün istisnasız hepimizin yaşadığı geçim derdi, yoksulluk, iş yerlerinde performans baskısı ve sömürü ancak ve ancak mücadele edilerek değiştirilebilir. Peki kime karşı mücadele edeceğiz. Öncelikle hepimiz tek tek iş yerlerinde örgütlenmeli ve mücadeleye atılmalıyız. Ancak derdimiz tek bir patronla, yalnızca kendi patronlarımızla değil koca bir patron sınıfıyla ve maalesef bugün devlet politikalarını, hükümet politikalarını oluşturan da bu patron sınıfıdır. Öyleyse yalnızca kendi patronumuzla mücadele etmeyeceğiz bu düzen karşısında onun yetkilisi, sorumlusu kimse ona karşı da mücadele edeceğiz ve haklarımızı alacağız.

Eşit, özgür ve barış içinde yaşadığımız bir ülke kurma gücü yalnız ve yalnızca işçi sınıfının yani bizim elimizdedir. Öyleyse kuralım daha iyi bir düzeni, kurmak için yürüyelim. Hepinizi tek tek saygı ve sevgiyle selamlıyorum.


Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur