İkinci barolar zenginleştirilmek isteniyor

TBB verilerine göre; 2021 adli yardım ücreti 137 milyonun biraz üzerinde. Meblağı düşündüğümüzde 85 milyon nüfuslu, 160 bin avukat olan ülkemizde bir puan yaklaşık 6 bin 800 liraya tekabül ediyor. İstanbul 2 Nolu Barosu’nun geliri 1,3 milyon lira olması gerekirken kanun teklifindeki çoklu barolara yüzde 40’ının eşit paylaşılması maddesi ile 5 milyon liraya yükseliyor. Ankara’da ise 1 milyon liradan 2,3 milyon liraya yükseliyor

İkinci barolar zenginleştirilmek isteniyor

5 Nisan Avukatlar Günü’nde çoklu baro yasasının mimarı AKP’li Cavit Özkan’ın ilk imzasıcı olduğu Avukatlık Kanunu’nda değişiklikler öngören bir yasa tasarısı Meclis’e sunuldu. Teklifte temel iki madde var: Stajyer avukatların başka bir işte çalışmasına dair yasağın kaldırılması ve ikinci baroların gelirlerinin artırılması.

Teklifte Avukatlık Kanunu’nun 16.maddesine “Avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte sigortalı olarak çalışılması avukatlık stajının yapılmasına engel değildir” hükmü getirilmek isteniyor.

Staj dönemin sigortalı olarak başka bir işte çalışma yasağı olduğu için bir stajyer avukat çalıştığı büroda –gayri resmi olarak- emek ve mesaisinin karşılığı olarak uygulamada “harçlık” olarak nitelendirilebilecek bir ücret almaktadır. Bu ücretin miktarı ise asgari ücrete bile yaklaşamamaktadır.

Teklif ile stajyer avukatların sigortalı olarak çalışmasının önündeki yasak kaldırılırken stajyer avukatların “insanca geçinebileceği bir ücretle” çalışma talepleri göz ardı edilmekte. Stajyer avukatların sigortalı olarak çalışmasına dair yasağı kaldıran madde stajyer avukatlara dair asgari bir ücret belirlememekte ve stajyerler stajın yanı sıra ek bir işte çalışmaya itilmektedir. Teklifte “staja fiilen engel olmamak kaydıyla” ifadesinden ancak bunu anlayabiliyoruz. Teklif stajyerlerin mevcut çalışma şartlarını ve koşullarını iyileştirmiyor. Aksine stajdaki aynı düzen devam ediyor, geçimini sağlamak isteyen stajyer avukata ise bürodaki mesaini bitirdikten sonra ikinci bir iş yapabilirsin, gece çalışabilirsin denilmiş oluyor. Oysaki stajyer avukatlar meslektaşımızdır ve genel olarak haftanın altı günü 45 saatten fazla çalışmaktadırlar. Stajyer avukatların çalışma düzenini modern kölelik olarak nitelendirirsek, kanun teklifi stajyer avukatları daha büyük bir kölelik düzenine itiyor.

2020 yılının Temmuz ayında hiçbir baronun onayı olmadan, tüm itirazlara ve eylemliklere rağmen bir ilde birden fazla baronun kurulmasının önünü açan yasa tasarısı Meclis’ten geçmişti. Güncel durumda önce İstanbul’da sonrasında ise Ankara’da ikinci barolar kuruldu. İstanbul Barosu’na kayıtlı mesleki faaliyet yürüten 55 binin üzerinde avukatı varken iki nolu baroda son sicil numaralı avukatın siciline göre 2 bin 672 avukat var.[1] Ankara Barosu’na kayıtlı mesleki faaliyetini yürüten 22 binin üzerinde avukatı varken iki nolu baroda yine son sicil numaralı avukatın siciline göre 2 bin 110 avukat var.[2]

Yukarıdaki istatistikler önemli çünkü kanun teklifindeki ikinci esaslı değişiklikle, adli yardım hizmetleri için kullanılan ödeneğin barolar arasındaki dağıtım esasları belirlenmekte. Buna göre paranın barolar arasındaki dağıtımında puanlama sistemi getiriliyor. Bu puanlama sistemine göre; her baroya 5 temel puan veriliyor. İlave olarak her 50 avukata bir puan, il nüfuslarına göre her beş bin nüfus için 1 puan veriliyor. Bu puanlar toplanarak ilin puanı elde ediliyor. Sisteme bu bağlamda baktığınızda genel hatlarıyla sade ve makul gibi. Ancak kanun maddesinin bu kısmından sonraki kısmına baktığınıza; çoklu baro varsa her beş bin nüfusa göre belirlenecek puanın yüzde 40’ı o ildeki barolar arasında eşit olarak kalanı ise o ildeki baroların avukat sayısına göre dağıtılması öngörülüyor. Getirilmek istenen sistem az avukat sayısına sahip olan iki nolu barolara açıkça bir imtiyaz ve ayrıcalık tanıdığı gibi o ildeki diğer avukatların elde etmesi gereken gelirleri de ikinci baroya veriyor.

Örneklem ve İstatistikler[3]

Daha iyi anlaşılabilmesi açısından örneklem yapacak olursak; Gaziantep’in nüfusu 2 milyon, avukat sayısı ise 2 bin 644, bu puanlama sistemine göre Gaziantep’in puanı 458 oluyor.

İstanbul’un nüfusunu 15 milyon ve avukat sayılarını yukarıdaki gibi baz aldığımızda; kanun değişikliğine göre 55 bin avukatlı İstanbul Barosu’nun puanı 3 bin 422 olurken, 2 nolu baronun puanı 742 oluyor. İldeki nüfustan gelecek puan ile ilgili olarak yüzde 40’lık eşit dağıtımı ortadan kaldırıp avukat sayılarına göre “adil” bir puanlama yaptığımızda ise İstanbul Barosu’nun puanı 3 bin 966 olurken, 2 nolu baronun puanı 197 oluyor. Bu sisteme göre en basitinden İstanbul 2 Nolu Barosu Gaziantep ilindeki avukatlardan yüzde 162 daha fazla gelir elde edecek. Gelir dağılımı sadece İstanbul özelinde oranladığımızda yüzde 376 daha fazla bir gelire tekabül ediyor.

Ankara’nun nüfusunu 5,6 milyon ve avukat sayılarını yukarıdaki gibi baz aldığımızda ve gelir dağılımını sadece Ankara özelinde oranladığımızda Ankara 2 Nolu Barosu yüzde 226 daha fazla bir gelir elde edecek.

TBB verilerine göre; 2021 adli yardım ücreti 137 milyonun biraz üzerinde. Meblağı düşündüğümüzde 85 milyon nüfuslu, 160 bin avukat olan ülkemizde bir puan yaklaşık 6 bin 800 liraya tekabül ediyor. İstanbul 2 Nolu Barosu’nun geliri 1,3 milyon lira olması gerekirken kanun teklifindeki çoklu barolara yüzde 40’ının eşit paylaşılması maddesi ile 5 milyon liraya yükseliyor. Ankara’da ise 1 milyon liradan 2,3 milyon liraya yükseliyor.

İmtiyaz

Kanun eliyle emek sömürüsü, bir zümreyi zengin etme olarak nitelendirilebilecek bu yasa tasarısı -adli yardım ücretlerinin azlığı ve oradaki emek sömürü bir yana- ikinci bir sömürü düzeni yaratmakta, ikinci baroları zenginleştirme amacı taşıdığı gibi Anayasa’nın 10.maddesinde yazan “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye, sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükmüne de açıkça aykırılık içermektedir. Çoklu baro yasasına karşı çıktığımız ve oradan aldığımız güçle emeğimize açıkça el konulmaya çalışılan bu yasa tasarısına da karşı çıkmalıyız.

Dipnotlar:

[1] İstifa edenler ve varsa vefatlar dahil

[2] İstifa edenler ve varsa vefatlar dahil

[3] Hesaplamalarda ortaya çıkan küsuratlar yazılmamış ya da yuvarlanmıştır.

Bu yazı anayurtgazetesi.com ile eş zamanlı olarak yayımlanmaktadır


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur