Cumartesi Anneleri 889. haftada Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu: “41 yıldır kemik ve mezar arıyoruz”

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilenler için adalet istedikleri nöbetin 889. haftasında 10 Nisan 1981 tarihinde gözaltına alınan ve kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 889. haftada Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu: “41 yıldır kemik ve mezar arıyoruz”

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilenler için adalet istedikleri nöbetin 889. haftasında 10 Nisan 1981 tarihinde gözaltına alınan ve kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu.

İlk söz alan Nurettin Yedigöl’ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, kardeşinin gözaltına alındığının bilinmesine rağmen kaybedildiğini ifade ederken “Abimin mezarını istiyoruz, kemiklerini istiyoruz” dedi.

Abisinin ardından Nurettin Yedigöl’ün avukatı Eren Keskin söz aldı. Keskin, Yedigöl’ün işkence gördüğüne dair çok sayıda tanık olduğunu ifade ederken iç hukuk yollarında da Anayasa Mahkemesi’nden de bir sonuç alınmadığını söyledi.

Nurettin Yedigöl’ün tanıklarından Ümit Efe’nin okudğu Cumartesi Anneleri’nin açıklaması şöyle:

Sosyalist kimliği ile tanınan 26 yaşındaki Nurettin Yedigöl, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 10 Nisan 1981 tarihinde İdealtepe’de bir ev baskınında gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Gayrettepe’deki ünlü işkence merkezi 1. Şube’ye götürüldü. Orada Honduras’ta işkence eğitimi alan K Gurubu tarafından sorgulandı. İfade vermeyi reddettiği için ağır işkenceye maruz kaldı.

Çok sayıda kişi Nurettin ile aynı yerde tutulduklarını ve onun gözaltında işkence edilerek öldürüldüğüne tanık olduklarına dair savcılığa ifade verdi.

Ailesi; Emniyet Müdürlüğüne, Askerî Savcılığa, Sıkıyönetim Komutanlığına, Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğine, Cumhurbaşkanlığına ve Başbakanlığa başvurarak oğullarının akıbetinin açıklanmasını talep etti. Başvurdukları her yerde Nurettin’in gözaltına alındığı reddedildi.

Nurettin Yedigöl’ün gözaltında kaybedilmesi ile ilgili farklı tarihlerde yapılan suç duyuruları sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. Ancak etkin olmaktan uzak soruşturmaların hepsinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. Karara yapılan itirazlar da reddedildi.

Anne Zeycan Yedigöl, son çare olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AYM, 10 Aralık 2015 tarihli kararında; Devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü, himayesi altındayken kaybolan kişinin nerede olduğunu ve akıbetini açıklamadığı sürece potansiyel olarak devam eder tespitinde bulundu. Ayrıca bu tür suçlamalarda yargılamanın zamanaşımına uğratılarak sonuçsuz bırakılmaması gerektiğine vurgu yaptı.

Ancak AYM kendi tespitlerine, evrensel hukuka ve teamüllere sırtını dönerek “Başvurunun zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna” karar verdi. Böylece, iç hukuk yollarını tamamen kapattı. Ülkesinde etkin başvuru yolu bulamayan Zeycan Yedigöl AİHM’e başvurdu.

Kısacası 41 yıllık süreçte Yedigöl Ailesi’nin tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Faillerin ve tanıkların isimleri belli olmasına rağmen etkili soruşturma yapılmadı. Nurettin’in akıbeti karanlıkta bırakıldı, onu kaybedenler cezasızlıkla korundu.

Kaç yıl geçerse geçsin Nurettin Yedigöl ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 190 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur