“Bu savaş Türkiye’nin savaşı değil Saray’ın ömrünü uzatma savaşıdır”

"Bu saldırı iktidar tarafından Türkiye’nin içerisine sürüklendiği derin buhranı, açlığı, yoksulluğu ve geleceksizliği milliyetçi hamasetlerle normalleştirmeye yöneliktir. Şimdiye kadar yapılan bu tür saldırıların maliyetini Türkiye halkları evlatlarının canıyla, daha fazla yoksullaşarak, demokrasiden ödün vererek, geleceksizliğe mahkûm edilerek ödemiştir"

“Bu savaş Türkiye’nin savaşı değil Saray’ın ömrünü uzatma savaşıdır”

HDP Merkez Yürütme Kurulu, TSK’nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yönelik olarak başlattığı “Kilit-Pençe” operasyonu ile ilgili yazılı bir açıklama yayımlayarak, “Bu saldırı iktidar tarafından Türkiye’nin içerisine sürüklendiği derin buhranı, açlığı, yoksulluğu ve geleceksizliği milliyetçi hamasetlerle normalleştirmeye yöneliktir” dedi.

Şimdiye kadar yapılan bu tür operasyonların Türkiye halklarının evlatlarının canına, daha fazla yoksullaşmaya, demokrasiden ödün vermeye, geleceksizliğe mahkûm edilmeye mal olduğunu vurgulayan HDP açıklamasında “savaş politikalarında ısrar edilmesi Türkiye halklarına karşı işlenen en büyük suçtur” denildi.

Kamuoyunu manipüle ederek gerçekleri, savaş ve çatışmanın insani ve ekonomik maliyetini gizleyen iktidarların, bu durumu hep kendi yönetimlerinin devamlılığı için kullandığını hatırlatan HDP, “Bu savaş da Türkiye’nin savaşı değil Saray’ın ömrünü uzatma savaşıdır, AKP-MHP’nin ikbal ve beka savaşıdır. Savaş esas olarak Kürt halkına yönelik yürütülse de Türkiye’nin tamamı bu savaştan zarar görmektedir” dedi ve savaş politikaları karşısında mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

AKP-MHP’nin ikbal ve beka savaşı

Açıklamanın tam metni:

AKP-MHP iktidarı Türkiye’yi felakete sürüklemek pahasına bir kez daha kendi geleceğini kurtarmak için savaş politikalarına sarıldı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yönelik gerçekleştirilen “Kilit-Pençe” askeri saldırısı meşru olmadığı gibi uluslararası hukuka da aykırıdır, Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarını işgal etmeye yönelik tehlikeli bir girişimdir.

Bu saldırılar şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye’nin herhangi bir sorununu çözmeyecek; aksine 40 yıldır tecrübe edildiği gibi Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlarını daha da derinleştirecektir. Bu saldırı aynı zamanda iktidar tarafından Türkiye’nin içerisine sürüklendiği derin buhranı, açlığı, yoksulluğu ve geleceksizliği milliyetçi hamasetlerle normalleştirmeye yöneliktir. Şimdiye kadar yapılan bu tür saldırıların maliyetini Türkiye halkları evlatlarının canıyla, daha fazla yoksullaşarak, demokrasiden ödün vererek, geleceksizliğe mahkûm edilerek ödemiştir. Bu gerçekler bilinmesine ve gerek uluslararası gerekse ulusal siyaset aklı ve raporlarda da açıkça ifade edilmesine rağmen savaş politikalarında ısrar edilmesi Türkiye halklarına karşı işlenen en büyük suçtur.

Ayrıca bu saldırılarda şimdiye kadar ciddi savaş ve insanlık suçları işlenmiştir. Ölümler, köylerin boşaltılması ve yakılması, gerçekleşen ekolojik yıkım bu iktidarın suçlarını ağırlaştırmaktadır. Kamuoyunu manipüle ederek gerçekleri, savaş ve çatışmanın insani ve ekonomik maliyetini gizleyen iktidarlar, bu durumu hep kendi yönetimlerinin devamlılığı için kullanmışlardır. Bu savaş da Türkiye’nin savaşı değil Saray’ın ömrünü uzatma savaşıdır, AKP-MHP’nin ikbal ve beka savaşıdır. Savaş esas olarak Kürt halkına yönelik yürütülse de Türkiye’nin tamamı bu savaştan zarar görmektedir.

Ukrayna ve Rusya savaşında “barış havarisi” kesilen AKP iktidarının foyası dün başlattığı saldırı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. AKP hem içeride hem de dışarıda savaşı körükleyen, savaştan nemalanan, gıdasını insani krizlerden alan bir partidir ve bunu da bir kez daha göstermiştir. Dün başlatılan saldırı iktidarın sahte barış diplomasinin de ifşasıdır.

Burada esas kritik nokta iktidarın ikiyüzlü barış yaklaşımından ziyade gerçekten barış isteyenlerin tutumudur. Ukrayna’daki savaşa karşı çıkanlar, sınır komşusu Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yönelik başlatılan askeri operasyonlara sessiz kalmamalıdır. Bu savaşa sessiz kalanlar bu ülkede faşizmin, yoksulluğun, tek adam rejiminin büyümesinin de sorumluluğunu paylaşmaktadır. Türkiye demokratik kamuoyuna ve muhalefete çağrımız bu tür saldırılar karşısında sessiz kalarak iktidarın ömrünü uzatma oyunlarına alet olmamalarıdır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi de esasen kendisini inkar anlamına gelecek bu tür saldırıların parçası olmaktan vazgeçmeli ve Kürt halkının özgürlük taleplerini işgal girişimlerine kurban etmemelidir.

HDP olarak, savaş politikaları karşısında, tüm kurum ve kuruluşları, siyasal ve toplumsal güçlerini savaşa karşı mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz. Barış isteyenler de en az savaşa cesaret edenler kadar cesur olmalı ve bu felakete dur demelidir, hem de en yüksek sesle!

Halkların Demokratik Partisi
Merkez Yürütme Kurulu
18 Nisan 2022

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur
Önceki içerik
Sonraki içerik