Başka çaremizin kalmadığı hakkında…

Mahkemeden beklediğiniz yanıt gelmiyorsa, havalar çok soğuk olabilir veya hakimler savcılar çok terliyor olabilir. Boşanmak istiyor ve celse celse zıplatılıyorsanız Putin Ukrayna’ya girmiş olabilir. Kiev’deki top sesleri boşanmanızın önündeki en büyük engeldir belki. Bir daha düşünün

Başka çaremizin kalmadığı hakkında…

Başlığa taşıdığım cümle bir dava dilekçesine ait. İnanması zor ama hakikat böyle. Bir dilekçe konusuna bu tarz bir cümle yazılır mı diye düşündüm, belgeyi gönderen arkadaşımın şaka yaptığını, mevcut hukuk düzenini mizahi bir yolla eleştirmek istediğini varsaydım. Ancak durum tam da dilekçede göründüğü gibiydi. Detayları okuyunca, bir avukatın hukuktan yaka silktiği, mesleğini yaptığına pişman olduğu, müvekkilinin ve meslektaşlarının gözünde küçük düştüğü/düşebileceği, bir iş davasının türlü bahanelerle toplamda 6 yıl uzadığını öğrendim.

Kırk yıl düşünsek, halimizi anlatacak böylesi bir başlıkla yetkililere dilekçe yazacağımız aklımıza gelmez. Aklımıza gelmeyen ne varsa başımıza geldiği için, yaratıcılıkta had hudut tanımaz vaziyete gelmişiz anlayacağınız.

Davalı ve davacı bilgileri dahil olmak üzere dilekçenin nereye gönderildiğini de paylaşmayacağım tabiî ki. Haber kaynağına etik bağlılık sebebiyle buraları es geçiyorum.

Gelelim dilekçenin konu başlığından bizi alıp götürdüğü içeriğine. Sayın avukat dilekçenin detayına öyle gerekçeler sıralamış ki okurken öfkeyle gülmemeniz elde değil. 6 yıldır uzayan davanın sebepleri arasında şunlar sıralanmış;

  • Darbe olduğundan yargının sekteye uğradığı
  • Pandemi sebebiyle yargının sekteye uğradığı
  • İş yükünün çok fazla olduğu
  • Adliyelerin taşındığı
  • Havaların soğukluğu/sıcaklığı
  • Ülkenin ekonomik durumu
  • Dünyada meydana gelen savaşlar

Bu maddeleri üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan aynen ekledim buraya. Sayın avukat, dilekçesinde elle tutulur tüm gerekçeleri bir bir sıralamış. Bunları okurken her maddede ‘yok artık’ nidasının yükseldiğini siz de evinizde deneyerek tecrübe edebilirsiniz.

Mahkemeden beklediğiniz yanıt gelmiyorsa, havalar çok soğuk olabilir veya hakimler savcılar çok terliyor olabilir. Boşanmak istiyor ve celse celse zıplatılıyorsanız Putin Ukrayna’ya girmiş olabilir. Kiev’deki top sesleri boşanmanızın önündeki en büyük engeldir belki. Bir daha düşünün. Ya da eksik sigorta primlerinizin yatırılması için dava açtınız ve aradan 6 yıl geçti, işinizden oldunuz, geçinmeye çalıştınız, 6 yıl önce neden dava açtığınızı bile unuttunuz diyelim; bir de gidip bakmışsınız ki, adliye yerinde yok. Evet, taşınmış. Adliye taşındığı için dilekçenize dönemiyoruz efendim.

Tüm bunlar sizi hukuk dairesinde fır döndürebilir bizim Türkiye’de. Sayın avukat artık davanın nihayetinden vazgeçmiş olacak ki; müvekkiline kendini inandırmaya odaklanmış sadece. Hukuku mukuku boş ver sayın müvekkilim, vallahi benden kaynaklı bir durum yok demekten de yıldığı için dilekçeye müvekkilin adını, telefon numarasını yazıp şunları belirtmiş:

Mahkeme başkanının müsait olduğu zamanda müvekkili şahsi cep telefonundan arayarak yargılama süreci hakkında bilgilendirmesini, vekil olarak hiçbir suçumun olmadığını belirtmesini, bundan sonra muhatabının kendisinin olduğunu söylemesini talep ve rica ediyorum.

Bu alıntıyı da aynen ekledim. İnanması zor durumlarda ya da revaçta tabirle ‘tımarhanede bugün’ başlığı altında bir T.C. vatandaşının rutini olarak sosyal medyada paylaşılabilecek bir vaka.

Yargı mensupları, yani bizim konumuza kahraman olanlar özelinde söylemek gerekirse; avukatlar, hukuktan bir yanıt beklemeyi geçmişler. “Orada kimse var mı?” noktasına gelmişler.

Olur da işiniz yargıya düşerse bin defa daha düşünün! Başınız derde girer veya yıllar sürer bu dava diye demiyorum bunları. Bir muhatap bulabilir misiniz ondan emin değilim. Dilekçenizi avukatınızla yazıp kuyuya atacaksınız en nihayetinde. Ses gelir mii, gelmez mii o artık pandemiye, darbeye, meteorolojiye, Putin’e bağlı. Dünyayı iyi takip edip Adliye’ye öyle gidin velhasıl. Yoksa başka çaremizin kalmadığı hakkında konulu dilekçeyle kendinizi ağlanacak haline gülen insan halinde görebilirsiniz.

Hukukun işlemediğini sayın avukat kendisine sunulan gerekçelerle sıralamıştı ama ben de siz de bal gibi biliyoruz hukukun neden kilitli kapılar arkasında olduğunu. Bu bir dava örneği sadece. Hukuktan bir emsal. Markete gidin, pazara gidin, kiralık ev arayın, aylık faturalarınıza bakın, salı günleri TBMM grup toplantılarını izleyin, benzin fiyatlarına göz atın, ekmeğe, süte, pideye, domatese bir bakın bakalım!

Sonra…

Yazın siz de…

Başka çaremizin kalmadığı hakkında…


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur