Avukat intiharları

2019 yılında 4, pandeminin başladığı 2020 yılında 3, 2021 yılında 7, içinde bulunduğumuz 2022 yılının ilk dört ayında 3’ü stajyer avukat toplam 7 meslektaşımız yaşamına son verdi

Avukat intiharları

Bugünlerde yine meslektaşlarımızın yaşamlarına son vermelerini konuşuyoruz. Konuşuyoruz çünkü meslektaşlarımızın, daha geniş bir açıyla baktığımızda mesleğin işçileşmesi ya da dünyanın her geçen gün kapitalist ekonomik sistemin bir sonucu olarak daha da yaşanmaz hale gelmesine halen bir çözüm üretilemedi. Ancak en geniş çerçeveden bakıp oturmak da faydasız. Bir yerden başlamak, sorunlara bir yerden çözüm üretmek lazım.

Sorunları çözmek için ise sorunların temel kaynağına inmek gerekir. Bunları araştırmak, tespit etmek ve tespitlere göre çözüm önerileri üretmek gerekir. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde avukat intiharları, şiddet olayları ve sosyo-ekonomik sorunların araştırılması için komisyon kurulması talebinin reddedilmesinin üzerinden 18 gün geçtiğini duyurdu sosyal medya hesabından.

Sadece basında yer alan haberlerden birkaç veri derlemeye çalıştım. İnternette “avukat” ve “intihar” kelimeleri üzerinden yaptığım tarama sonuçlarına göre;

İlk intihar vakası 2006 yılının Temmuz ayına ait. 26 yaşında yaşamına son veren meslektaşımızın “Artık acı da çekmek istemiyorum” notu aslında çok şey anlatıyor. Aynı yıl yaşamına son veren 24 yaşındaki diğer meslektaşımızın üzerinden “Yavaş yavaş delirdim kimse fark etmedi, hayat çok zor, ailemi çok seviyorum” yazılı not çıktı.

2019 yılında 4, pandeminin başladığı 2020 yılında 3, 2021 yılında 7, içinde bulunduğumuz 2022 yılının ilk dört ayında 3’ü stajyer avukat toplam 7 meslektaşımız yaşamına son vermiş.

Sayılara baktığımızda geçen yılın tamamında yaşamına son veren meslektaş sayısı ile yılın ilk 4 ayında yaşamına son veren meslektaş sayısı eşit.

Yine 2021 yılında yaşamına son veren 7 meslektaşımızın 4’ü 30 yaşının altında. 2022 yılının ilk dört ayına baktığımızda daha vahim bir tablo karşımıza çıkıyor. Yaşamına son veren 7 meslektaşımızın 6’sı 31 yaşının altında.

2006-2021 yılları arasında 56 meslektaşımızın yaşamına son verdiğine dair haberler var. Yaşamına son veren meslektaşlarımızın en az yüzde 66’sı 35 yaşın altında.

Özellikle genç meslektaşlarımız yaşamlarına son veriyor. Ne kadar acı bir durum bizler açısından!

Tabi bu veriler sadece basından derleyebildiğim haberlere istinaden. Elbette atladığım, kaçırdıklarım da vardır. Verileri elimden geldiğince genişletmeye ve daha sağlıklı veriler çıkarmaya çalışacağım.

Ölümleri anlamak ve dinlemek

Hukuk fakültesi lise sonda eşit ağırlık öğrencilerine ulaşabileceklerini en iyi bölüm olarak anlatılıyor. Ancak meslektaşlar gerçeklerle ancak staja başlayacakları zaman yüzleşiyorlar. Staj kaideleri, stajda ücretsiz emek sömürüsü, asgari ücretin altında çalışmak zorunda bırakılma, sigortasız çalışma, emeğinin karşılığını alamama gibi gibi…

Bunlara dair üretilen bir çözüm de yok. Maalesef birçok baronun yönetimi tabiri caizse ununu elemiş eleğini asmış, adliye koridoru bile görmemiş, rant ve itibar peşinde yöneticilerle dolu. Bu yönetim anlayışları bu şekilde sürdüğü sürece; bu yöneticiler stajyer, genç, işçi, işsiz meslektaşların sorunlarını çözmekten öte onlara salt “oy” gözüyle bakmaya devam edecek ve gerçek sorunlarımızı konuşamayacak, meslektaşlarımızın yaşamlarına neden verdiği araştırılmayacak. Sağkan aynı paylaşımın devamında, TBMM’nin kurulmasını reddettiği komisyonu kendilerinin kurup çalışmalarını kamuoyu ile paylaşacaklarını ifade etti. Umarım komisyon bir an önce kurulur ve çalışmalarının sonuçlarından hepimiz dersler çıkarırız.

Son olarak; niyetim, ölümleri hatırlayıp can sıkmak değil. Ölümleri salt bir veri olarak da görmüyorum. Ancak yaşamına son veren meslektaşlarımızı anlamak, dinlemek ve mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm bulmak zorundayız.

Bu yazı Anayurt Gazetesi ile eş zamanlı olarak yayımlanmıştır


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur