Kaçış hareketi: “Şefkat ve dikenli tel karışımı bir durum” – Kristian Stemmler

Savaş sebebiyle göç eden mültecilerin durumu daha da kötüleşiyor. Mülteciler birinci ve ikinci sınıf mülteciler olarak ayrılıyor

Kaçış hareketi: “Şefkat ve dikenli tel karışımı bir durum” – Kristian Stemmler

Ukrayna’dan kaçıp Polonya’nın Medyka kentine gelenler (Fotoğraf: REUTERS/Bryan Woolston)

Kristian Stemmler’in Almanya’da faaliyet yürüten insan hakları örgütü Pro Asyl Avrupa Bölüm Başkanı Karl Kopp ile söyleşisi:

Ukrayna’daki savaş sebebiyle, Avrupa Birliği, mülteciler için atan bir kalbinin olduğunu keşfetti ve en azından Ukraynalılar için sınırları açmaya başladı. Sınırların böyle ani açılışı sizi şaşırttı mı?

Sınırların bu şekilde açılması, savaş felaketinin arka planında yatan farklı bir siyasi bağlantıya işaret ediyor. En hafif tabirle uluslararası hukuku çiğneyecek kadar inatçı davranmış olan Polonya ve Macaristan gibi devletlerin Ukrayna gibi doğrudan komşuları olan ülkelerden kaçan insanlara, koruma arayanlara sınırlarını açacakları öngörülebilir bir durumdu. Ancak beni asıl şaşırtan, bu ülkede, “Kitlesel Akın Yönergesi” gibi berbat bir isimlendirmeyle anlamlandırılan 2001 AB Geçici Koruma Yönergesi’nin ilk kez uygulanması oldu. Ukrayna’dan kaçan insanların acil olarak konumlandırılması, iş piyasasına erişimlerinin sağlanması, sosyal yardımlar vb. haklarının sağlanması iyi. Şu çok önemli: Savaştan etkilenen mültecilere fiili olarak, hedefledikleri ülkeyi özgürce seçme hakkı veriliyor. AB’de koruma arayan 1,4 milyondan fazla kişi resmi olarak kaydedilmiş vaziyette. Ve daha milyonlarca insan gelecek.

Ukrayna vatandaşı olmayan, örneğin orada öğrenci olan birçok insan da Ukrayna’dan kaçmak istiyor. Onlara ne oldu?

İşte bu durum bizi çok endişelendiriyor. AB’nin bu yönergesi sadece Ukrayna vatandaşları, iltica başvuruları onanmış mülteciler ve Ukrayna’da sürekli ikâmet edenler için geçerli. Örneğin, bu yönerge kapsamına girmeyen ve Almanya’da mahsur kalan on binlerce öğrenci var. Federal İçişleri Bakanlığı onlara, kendilerine gelmeleri ve yönlerini bulabilmeleri için istisnai bir vize vermelidir.

Sınırlarda yaşandığından bahsedilen ırkçı olaylar hakkında bir bilginiz var mı?

Polonya’ya girerken veya Polonya’dan ayrılırken gerçekleşen ırkçı olaylar ve uygulamalar var. Çeşitli Afrika ülkelerinden gelen öğrenciler trenlerden indirildi ve kaçmaları engellendi. Ayrıca Polonya’da sağcı bir çetenin saldırısına uğradılar. Bu dayanılmaz bir durum. Birinci ve ikinci sınıf mülteci yoktur.

Ancak bu durumu farklı değerlendirenler de var. Televizyon kanalı ARD’nin “ağır ama adil” (hart aber fair) adlı programında, gazeteci Gabor Steingart, Ukraynalıların kültürümüzün bir parçası olduğunu, onların da Hıristiyan olduklarını, yani Suriye, Afganistan ya da Somali’den gelen mültecilerden farklı olduklarını açıkladı.

Açıktır ki, bu tür ifadelerin arkasında ırkçı klişeler ve dar görüşlü-bağnaz, Avrupa merkezli bir okuma mevcut. Suriye ya da Afganistan’dan kaçan mülteciler, ikinci sınıf savaş kurbanları olarak yansıtılıyor. İnsanlar nereden kaçarlarsa kaçsın, ten renkleri ne olursa olsun hepsi korunmayı hak ederler. Hâlâ yaşanmakta olduğu gibi, sınırda bulunan hiç kimse şiddetle geri püskürtülmemelidir.

Mültecilerin aylar boyunca ve acımasız bir şekilde geri püskürtüldüğü ve Polonya Devleti’nin şimdilerde bir duvar inşa ettiği Belarus sınırındaki Polonya sınır muhafızlarının uygulamalarını kastediyorsunuz.

Evet. Tüm Avrupa duvarlar ve çitler inşa ediyor. Ukrayna’ya karşı sürdürülen bu saldırgan savaşla birlikte sorunlar azalmadı, sadece yeni konumlar belirdi. Bu röportajı dört hafta önce yapsaydık, iltica hakkı içeriğindeki yeni düzenlemelere ilişkin konuşuyor olacaktık. Avrupa duvarlar inşa ediyor ve sadece bu inşanın maliyetini kimin karşılaması gerektiğini tartışıyor. Avrupa’nın tüm dış sınırlarında uluslararası hukuk ihlâl edilmektedir. En ciddi insan hakları ihlâlleri yaşanmakta ve suçlar işlenmektedir: Şiddet yoluyla, bazen ölüme sebebiyet verecek geri püskürtmeler gerçekleşmekte ve Polonya hastanelerindeki koruma arayan insanlar Belarus’a geri gönderilmekte.

Tüm bunlar yaşanırken, yani aynı zaman dilimi içerisinde, Ukraynalıların Polonya’da böyle hoşgeldiniz denilerek karşılanması şizofrenik bir durum değil mi?

Şefkat ve dikenli tel karışımı bir durum bu. Ancak Polonya sivil toplumu, Polonya-Belarus sınır bölgesindeki mültecilere de yardım ediyor. Bu bölgede zorluk çıkaran ve gaddarlık gösterenler, siyasi liderlerdir. Şimdi Ukrayna’dan gelen insanlara yardım ediliyor olması muhteşem. Ancak Afganistan, Suriye, Irak ve diğer ülkelerden kaçıp, korunma arayışıyla buraya gelen 1000’den fazla kişinin Polonya hapishanelerinde dayanılmaz koşullarda tutulduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu insanları unutmamalıyız. Onların serbest bırakılmaları gerekir. İnsan onuru ve dayanışması bölünemez.

7 Mart 2022

[Junge Welt’teki Almanca orijinalinden Ganime Gülmez tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir.]

 

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur