Hindistan, eyalet seçimleri, ‘süreç olarak faşizm’ – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

Nüfusunun kabaca yüzde 80’i Hindu, yüzde 20’si Müslüman olan UP’de işsizlik, yoksulluk hızla artıyordu. Covid-19 tam bir felaket oldu, ölenleri “yakacak” yer kalmamıştı. Son günlerde bataklıklara atılmış yüzlerce cesede ait fotoğraflar ortalıkta dolaşıyordu. UP, köylülerin geçen yılın sonunda patlak veren, Modi rejimini geri adım atmaya zorlayan büyük protesto hareketinin merkezlerinden biriydi

Hindistan, eyalet seçimleri, ‘süreç olarak faşizm’  – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

Başbakan Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nden (BJP) adaylar eyalet seçimlerinde, beş eyaletten dördünde kazandılar. “Süreç olarak faşizm” ilerlemeye devam ediyor.

BJD, Modi ve “Yeni Hindistan”

Modi, dinci ve milliyetçi Hindutva hareketinin örgütü, Rashtriya Swayamsevak Sangh (RSS) içinde yetişti. RSS, kast sistemini savunuyor, başta Müslümanlar olmak üzere dini, etnik azınlıkları hedef alıyor, Hindistan’ı bunlardan temizlemek istiyor. Hindutva hareketinin bir diğer özelliği de akılcılığın ve bilimin yerine “itikadı” öne çıkarmasıydı.

Modi, 2014 yılında başbakan olduktan sonra Hindutva hareketinin ideolojisi, RSS militanlarının uyguladığı şiddetle de beslenerek Hindu nüfus içinde egemen olmaya başladı. Artık, “Yeni Hindistan”da medyayı da ele geçiren Modi rejiminde dinci, milliyetçi ırkçı düşünceyi ya da hükümeti eleştirenler sık sık RSS militanlarının şiddet eylemlerine maruz kalıyorlar. Hinduizmi aşağıladığı, Hindu bir kadınla ilişki kurduğu (“Seks Cihadı”) inek eti yediği iddiasıyla linç edilenler bile oluyor.

Kongre Partisi’nin çokkültürlü Hindistan projesine, büyük sermaye karşısında göreli bağımsızlığını koruma geleneğine karşın, “Yeni Hindistan”, azınlıkları, özellikle de Müslümanları hedef alan bir kutuplaştırma politikası izliyor. Modi yönetiminin, büyük sermaye ilişkilerine gelince, durum adeta etle tırnak gibi. Modi rejimi, “yeni faşizmin”, klasik faşizme (lider, parti, hareket, ideoloji ve büyük sermaye ilişkisi) en yakın örneklerinden birini oluşturuyor ve “süreç olarak faşizmi” geri dönülemez bir noktaya doğru ilerletmeye çalışıyor.

Salt “ekonomi” değil ne yazık ki

Eyalet seçimleri bu bağlamda, özellikle Hindistan’ın en kalabalık eyaleti olan Uttar Paradeş’te (UP) çok önemliydi. UP son dört yıldır, BJP’nin en radikal siyasetçilerinden, Modi’nin yerine geçme olasılığı yüksek, Hindu rahip Yogi Adityanat tarafından yönetiliyordu. Aslında “yönetiliyordu” demek biraz abartılı oluyor. Nüfusunun kabaca yüzde 80’i Hindu, yüzde 20’si Müslüman olan UP’de işsizlik, yoksulluk hızla artıyordu. Covid-19 tam bir felaket oldu, ölenleri “yakacak” yer kalmamıştı. Son günlerde bataklıklara atılmış yüzlerce cesede ait fotoğraflar ortalıkta dolaşıyordu. UP, köylülerin geçen yılın sonunda patlak veren, Modi rejimini geri adım atmaya zorlayan büyük protesto hareketinin merkezlerinden biriydi.

Bu ortamda gidilen seçimlerden önce yapılan kamuoyu yoklamaları, seçmenin öncelikle, hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk gibi ekonomik sorunlardan yakındığını, gösteriyor, birçok analist, Yogi’nin yeniden seçilmesinin çok zor olduğuna, hatta kaybetme olasılığına bile inanıyordu. “Böyle derin bir ekonomik ve sağlık krizi ortamında, kutuplaştırma, din ve kast propagandası artık işlemiyor” gibi yorumlara rastlanıyordu. Bu beklentilerin aksine. Yogi eyalet başkanlığı seçimlerini, Kongre Partisi (Türkiye’deki CHP’ye benzetilebilir) ve diğer partiler karşısında belirgin bir farkla kazandı. “It is the economy stupid” (“Aptal, esas sorun ekonomi!”) klişesinin (kaba materyalizmin) kültürel zeminde (dini/etnik kimlik) kutuplaşmış toplumlarda geçerli olmadığı bir kez daha görüldü. Kutuplaşma bir kez yerleşti mi, seçmen tüm sorunları hep “biz ve onlar” ikileminin merceğinden okuyor ve kendi tarafının daha yardımcı olacağını düşünerek oy veriyor.

UP seçimlerinde de Yogi, kampanyasında, pandemi, ekonomi gibi sorunları arka plana attı, “Ram’ı getiren (Hindu tanrısı Ram için bir tapınak yapılıyor) sorunları çözer” sloganına dayanarak dört yıldır işlediği, “80 ve 20”  “Hindu- Müslüman” kutuplaşmasını, din, kast ve Hindu milliyetçiliği konularını işledi, üstü kapalı olarak Müslümanları hedef gösteren “yasa ve düzen”, “suçluları (Hindu-Müslüman evlilikleri/ilişkileri, ineklere saygısızlık, hatta kesip yemek) disiplin altına almak” gibi temaları sistemli biçimde işledi. Bu kampanya, seçim öncesinde en yoksullara, “Modi’nin tuzunu yiyorum, oyumu ona veriyorum” sloganı eşliğinde, yalnızca Hindu nüfusu kapsayan bir gıda yardımı kampanyasıyla desteklendi. Bu yardımlar seçim sonrasında bitiyordu ama Hindu seçmen devam eder umuduyla oyunu Yogi’ye, Modi’nin siyasi projesine verdi. Alınacak dersler olabilir sanırım.

Kaynak: Cumhuriyet

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur