TVF kamu şirketlerine hiç iyi gelmedi – Çiğdem Toker (Sözcü)

"2026 yılında imtiyaz sözleşmesi dolacak ve altyapısının tamamı yeniden devlete dönecek olan Türk Telekom'un yüzde 55 hissesi karşılığında Varlık Fonu'nun ne kadar bir bedel ödeyeceği ve bu işlemi yapmasındaki kamusal yararın ne olduğu tartışmalıdır”

TVF kamu şirketlerine hiç iyi gelmedi – Çiğdem Toker (Sözcü)

Başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olduğu bir anonim şirket olan Türkiye Varlık Fonu (TVF), kamu bankaları ile kamu sermayeli çok önemli şirketleri yönetiyor. Nasıl yönettiği saydam değil. Çünkü bu şirket Sayıştay denetimine tabi değil. Bağımsız, özel denetim geçerli. İlgili raporlar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sürekli gecikmeli geliyor.

Geçen hafta, komisyonun CHP’li üyelerince hazırlanan muhalefet raporuna yer verip devam edeceğimi belirttim.

Bugün aynı rapordaki iki önemli veri ve saptamayı paylaşacağım. Biri fon bünyesine alınan bazı kuruluşların zararlarının büyümüş olduğu:

–Çaykur; 2017 yılında 267 milyon TL, 2018 yılında 657 milyon TL, 2019 yılında 635 milyon TL, 2020 yılında 547 milyon TL zarar etti.

–BOTAŞ 2017 yılında 3.3 milyar TL kâr ederken, 2018 yılında 2.5 milyar TL, 2019 yılında 5.6 milyar TL, 2020 yılında 26 milyon TL zarar etti.

-PTT: 2017 yılında 641 milyon TL, 2018 yılında 215 milyon TL kâr ederken, 2019 yılında 1.2 milyar TL, 2020 yılında 741 milyon TL zarar etti.

Türk Telekom’a ne oluyor?

Rapordaki diğer önemli tespit, 17 yıl önce özelleştirilen ve kamuya zararı çoktan ortaya çıkmış Türk Telekom’a dair. Türk Telekom’un imtiyazı 2026’da sona eriyor. Raporda, hal böyleyken Türk Telekom’un neden TVF tarafından satın alınmak istendiği sorgulanıyor.

TVF geçen ay, Telekom’un yüzde 55 payı için LYY Telekomünikasyon A.Ş ile görüşmelerin başlandığını duyurmuştu. TBMM’deki komisyona sunulan muhalefetin TVF raporunda, 21 yıllık işletme imtiyazı ile Türk Telekom’u 6.5 milyar dolara alan OGER gurubunun satın alma bedelinin önemli kısmını Türk bankalarından aldığı krediyle ödediği hatırlatıldı.

Şu iki veri rapordan:

– 1 Ekim 2021 tarihi itibarıyla toplam piyasa değeri yaklaşık 2.9 milyar dolar.

– Bankalara ait olan yüzde 55 hissenin piyasa değeri ise bu hesaplamaya göre, yaklaşık 1.6 milyar dolar.

Ve devam edelim:

“Eğer Varlık Fonu söz konusu hisseleri piyasa değeri üzerinden satın alacak olursa, yaklaşık 1.6 milyar dolar ödemesi gerekeceği açıktır. Bu tutar bankaların söz konusu krediden kaynaklanan alacaklarını karşılamaya yetmeyecektir. (…)

2026 yılında imtiyaz sözleşmesi dolacak ve altyapısının tamamı yeniden devlete dönecek olan Türk Telekom’un yüzde 55 hissesi karşılığında Varlık Fonu’nun ne kadar bir bedel ödeyeceği ve bu işlemi yapmasındaki kamusal yararın ne olduğu tartışmalıdır.”

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış Anayasa’ya aykırı

20 Ocak akşamı SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin ödül törenindeydik. Pera Müzesi’ndeki umut dolu törende “21. Yüzyılda İlham Veren Kadınlar 2021 Ödülleri” sahiplerini bulurken flaş haberi, avukat Selin Nakıpoğlu verdi. Danıştay Savcısı, İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararı ile çıkılmasının hukuka aykırı olduğu yönünde görüş bildirmişti. Salonda büyük bir alkış koptu.

Danıştay Savcısı Elmas Mucukgil’in görüşü çok temel iki hukuk kaidesine işaret ediyor. Önce şunu hatırlatalım: “Usulüne uygun şekilde yürürlüğe konan uluslararası anlaşmaların yürürlükten kaldırılması aynı usule tabidir.”

Dolayısıyla:

– Anayasa’da yasayla düzenlenmesi öngörülen konuda Cumhurbaşkanlığı kararı çıkarılamaz.

– Kanun koyma değiştirme, uluslararası anlaşmaların onaylamasını uygun bulma görev yetkisi TBMM’nindir.

Bu ülkede Anayasa’nın yıllardır fiilen askıda olduğuna tanıklık etsek de Anayasa’yı hatırlatan karar ve görüşler umudu ve cesareti büyütüyor.

Darısı esas karara.

Kesintiler kıtlık ve enflasyon

Türkiye enerjide ciddi bir belirsizlik ve kriz içinde. İran’ın teknik arıza gerekçesiyle gaz veremeyeceğini bildirmesi bir dizi sorunu tetikledi. Gaz akışı yeniden başladı denilse de organize sanayi bölgelerine (OSB) giden kesinti yazıları, sorunun sürdüğünü gösteriyor.

OSB’lerde üç gün uygulanacak elektrik kesintileri, her alandaki üretimi doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Tarımdaki girdi maliyetlerinde artışın gıdada ciddi arz sorunlarına yol açacağı söyleniyordu. Buna elektrik kesintilerinden kaynaklanan üretim kayıpları eklenirse tablo iyice iç karartıcı hale geliyor.

Gerçek neden açıklanmalı

Doğalgaz, hem sanayi üretimi, hem ısınma, hem aydınlatmada hayati öneme sahip. Gaz akışında sorun yaşanması, vatandaşın üşümesi, fiyatların artması, karanlıkta kalma gibi bir dizi soruna aynı anda yol açıyor.

Dolayısıyla doğalgaz kesintisinin gerçek nedenini bilmek vatandaşın hakkı. İran gazında sıkıntı aşıldıysa OSB’lerde neden elektrik kesintisi yapılıyor?

Kaynak: Sözcü

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur