Orta sınıfta da olağanüstü hal – Mustafa Sönmez (Al-Monitor)

Şoke edici fiyat artışları karşısında orta sınıf da her tür mal ve hizmet tüketiminde kısıntılara gitmek zorunda kalıyor

Orta sınıfta da olağanüstü hal – Mustafa Sönmez (Al-Monitor)

2021 yılını yüzde 36 tüketici enflasyonu ile kapatan Türkiye’de 2022’ye de ağır zamlarla girilmesi, sadece alt sınıfları değil, orta sınıfı da sert biçimde vurdu. Bu tüketici talebinde gözle görülür, hissedilir daralmayla ortaya çıkıyor.

Yılbaşından itibaren devreye giren yüksek oranlı zamların etkisiyle özellikle orta sınıfın gıda, ulaştırma, konut, eğlence, kültür, seyahat harcamalarında hissedilir bir azalma gözleniyor.

Orta sınıf talebindeki daralmanın yanında Omicron’un hızla yayılmasına bağlı olarak dış turizmin yanında iç turizmdeki hareketliliğinin yavaşlaması, piyasaları olumsuz etkiliyor.

Yeme-içme sektöründe ciro kayıplarının hızlandığı, alışverişlerde ani düşüşlerin yaşandığı piyasalardan gelen duyumlar arasında. Perakende sektörü temsilcileri, durgunluğun artarak süreceği görüşünde. Diğer yandan akaryakıt, otoyol ve köprü zamlarıyla birlikte trafik yoğunluğunda da gözle görülür bir azalma yaşanıyor.

Hazır giyim sektöründe indirim dönemine girilmesine rağmen alışverişin hissedilir derecede yavaşladığı bildiriliyor. Yeme-içme mekânlarında da doluluk hızla geriliyor. Özellikle alkol fiyatlarına yapılan sert zamların yeme-içme mekânlarında buluşmaları bıçak gibi kestiğine dikkat çekiliyor.

Akaryakıt zamlarının etkisi ise trafik yoğunluğunda kendini gösterdi. İstanbul’daki trafik yoğunluğundaki ani azalış, yine orta sınıfa dikte edilen olağanüstü hâl ile açıklanıyor. Otomobil fiyatlarındaki yüzde 50’leri bulan ve devam edecek artışların ise orta sınıfı daha çok kitle ulaşım araçlarına yönlendireceğinden söz ediliyor.

Hiperenflasyona gidiş riski, orta sınıfın tüketici kredisi kullanma eğilimlerini de olumsuz etkiliyor. İhtiyat ön planda. Orta sınıfı da içine çeken sert talep daralmasının, 2022’nin özellikle ikinci çeyreğinde ani bir ekonomik duraklamayı davet etmesinden endişe ediliyor. Bu, işsizlikte yeni bir dalganın da eşikte olması demek.

İktidardaki AKP’nin 19 yıllık tarihinin en sert enflasyonu yıllık yüzde 36 ile 2021’de yaşanırken fırtınanın 2022’ye de taşındığı ve belki de daha sertinin bu yıl yaşanacağı genel kabul gören bir tahmin. 2022 Ocak ayına bırakılan elektrik, doğalgaz zamları, kent içi ulaşım fiyatlarının yüzde 36’lık oranda artırılması, devletin ürettiği mal ve hizmetlerde yine aynı oranda “fiyat ayarlamalarına” gidilmesi, ocak enflasyonunun aylık yüzde 15 oranında gelmesi ihtimalini güçlendirdi. Bu, 2021 Aralık’taki aylık yüzde 13,5’luk tüketici fiyat artışının daha da üstünde bir aylık artış oranı. Ocak ayını takip eden iki ayda yine çift haneli artışlar bekleniyor. Bu, yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 70-80 arası bir tüketici enflasyonu ile yüz yüze kalmak demek.

Bu ekonomik darbenin, öncelikle sayıları 3,8 milyonu bulan iş arayan işsizleri ve 4 milyonu aşan iş aramayan işsizleri nasıl şoke edeceği ortada. Yarısına yakını asgari ücret ile çalışan ücretli sınıf için de patlayan enflasyon ayrı bir şok. Yıl biterken aldıkları yüzde 50 zam ile net aylıkları 4 bin 250 TL (yaklaşık 300 USD) olan asgari ücretliler, bununla enflasyona karşı korunabileceklerini umuyorlardı. Ama öyle görünmüyor. Asgari ücretlilerin aldıkları zam daha mart bitmeden enflasyona kalkan olmaktan çıkacak ve bu kesim yeniden reel gelir kaybı ile yüz yüze gelecek.

Enflasyondan mağduriyet burada bitmiyor. Asgari ücretin üzerinde ücret alan mavi ve beyaz yakalılar, kırda ve kentte kendi işini yapan girişimci kesim, yani geniş anlamda orta sınıf, azgın enflasyondan sert darbeler almaktan kaçamıyor. Öyle ki bu kesimin yaşam standartları bir anda değişti; tüketim kalıplarını revize etmek zorunda kaldılar.

Orta sınıfa dâhil edilebilecek görece yüksek ücretli kesimin, enflasyon oranında zam almaları, örgütlenme güçlerine bağlı. Bunlardan kamu çalışanı olanlar enflasyon farkı alabiliyorlar ama özel kesimde sendikalı olan ve toplu sözleşme hakkını kullanabilenler toplam ücretlilerin yüzde 2-3’ü oranında olup azınlık durumunda. Örgütsüzlük, bu kesimi enflasyonla baş başa bırakıp hissedilir bir reel gelir kaybına uğratacak gibi. Tarımda ve tarım dışında, kentlerde kendi işini yapan orta sınıfta da ayakta kalma mücadelesi yoğun. Döviz ve faiz fiyatlarındaki artış arasına sıkışan bu kesim, özellikle ekonomideki belirsizliklerden ağır kan kaybına uğruyor.

Şoke edici fiyat artışları karşısında orta sınıf da her tür mal ve hizmet tüketiminde kısıntılara gitmek zorunda kaldı. Otomobil değiştirme umudu geçen yıl yüzde 50 dolayında artan ve daha da artacak fiyatlar karşısında bir başka bahara kalırken, eldeki otomobili kullanmak bile artan akaryakıt fiyatları ve köprü, otoyol geçiş ücretleri karşısında lüks olmaya başladı. Bu durum, arabaları parka çekip kitle ulaşım taşıtları kullanmaya yönlendirdi orta sınıf insanlarını. İstanbul’da trafik yoğunluğunun yılın ilk günlerinde düşmesi de bunun göstergesi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sözcüsü Murat Ongun şöyle konuştu: “Benzine gelen zamlardan dolayı insanlar arabalarını kullanamaz oldu. İstanbul’da son bir haftadır trafik yoğunluğu azaldı.”

Orta sınıfın gündelik harcamaları da değişiyor. Yeme-içme mekânlarında buluşmalar, artan fiyatlar ve özellikle içkiye getirilen ağır zamlarla iyice seyrekleşiyor. Hükümetin içki ve sigaraya yaptığı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zamları, ayrı bir öfkeye yol açıyor. Son artışla birlikte 25 liralık (1.8 USD) bir paket sigaranın beşte dördü vergiye gidiyor. Son ÖTV artışı ile birlikte alkol oranı yüzde 45 olan bir 70’lik rakının ortalama raf fiyatı 255 TL (18,4 USD) oldu ve bunun dörtte üçü vergi olarak alınıyor. Yarım litrelik biranın mekân fiyatı yaklaşık 2,5 USD ve bunun üçte ikisi vergi olarak alınıyor. Kullanıcıların “yaşam tarzına müdahale” eleştirisine uğrayan bu yüksek zamlı fiyatlar, içki ve sigara satan büfelerin, yeme-içme mekânlarının tenhalaşmasına ve bu işyerlerinin ayakta kalma mücadelesiyle bunalmalarına da yol açıyor.

2021 yılında yüzde 75’in üstünde artış gösteren dolar fiyatı, orta sınıfın dış seyahat talebini de geriletti. Seyahat niyetleri hep askıda. Pandeminin caydırıcılığının yanında, artan döviz fiyatları ile dış seyahatte sert düşüşler gözleniyor. 2018’de 4,5 milyar doları bulan dış seyahat harcamaları, pandemi yılında 1 milyar dolara düşerken 2021’de eski düzeyine ulaşamadı ve 3 milyar doları biraz geçebildi.

Orta sınıfın banka kredi kullanım talebinde de ciddi düşüşler var. Tüketici kredilerindeki artış cari fiyatlarla 2021’de yüzde 20’de kalırken yüzde 36’lık tüketici enflasyonundan arındırıldığında gerçekte yüzde 16 dolayında bir reel gerilemeden söz etmek gerekir. Özellikle orta sınıfın ilgi gösterdiği konut ve otomobil kredilerinde reel anlamda önemli gerilemeler var.

Alt sınıfları olduğu kadar mavi ve beyaz yakalı ücretli orta sınıfları, kırdaki ve kentteki küçük girişimcileri etkisi altına alan yüksek enflasyon dalgasının 2022’nin tamamında ne tür ekonomik ve siyasi, sosyal davranış değişimlerine yol açacağı merakla izlenecek gibi.

Kaynak: Al-Monitor

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur