Öğrencilerimizi gericiliğe ve karanlığa terk etmeyeceğiz!

Gericiliğin bu kadar dalga dalga yayıldığı, hayatımızın içine kadar girdiği, kurumsallaştığı bir dönemde tarihsel bir görevle karşı karşıyayız. Öğretmenler hiç tereddütsüz laik, bilimsel eğitimin bayrağını en ileri dikmek zorundadır

Öğrencilerimizi gericiliğe ve karanlığa terk etmeyeceğiz!

Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara’nın ardında bir video mesaj bırakarak yaşamına son vermesi ile cemaat yurtları tekrar gündeme geldi. Adana Aladağ’da yanan öğrencilerden, dönemin aileden sorumlu bakanı Sema Ramazanoğlu’nun “bir kereden bir şey olmaz” dediği Ensar Vakfı’ndaki öğrencilere taciz, tecavüz vakalarına ve Antalya’da yine cemaat yurdunda kalan bir öğrencinin vahşice katledilmesi ile gündeme gelen bu cemaat-tarikat yurtları, bilimsel laik demokratik eğitim hakkının vazgeçilmez olduğunu biz kez daha zihinlerimize kazıdı. Bu durum AKP iktidarının yıllardır planlı programlı, ilk dönemlerinde gizli ajandasında yer alan bir gündemi iken ustalık dönemi ile birlikte pervasızca hayata geçirdiği neoliberal İslamcı politikalarının sonucudur.

Adım adım dinci gerici politikalarını neoliberal politikaların sosu yaparak yürüten AKP-MHP Saray iktidarı cemaat ve tarikatlara bağlı vakıflarla (Ensar, TÜGVA, TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti vb.) yaptığı ikili protokollerle öğrencileri bunların kucağına atarken, diğer yandan en son Milli Eğitim Şurası’yla okul öncesi eğitimin Diyanet’e bağlı kurumlara bırakılması ile laik eğitimin temelini oluşturan Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun köküne kibrit suyu dökmekten başka bir şey olmadığını yaşadığımız günlerden geçiyoruz. Diyanet’in Kuran kurslarının yanına okul öncesi eğitimi de eklemesiyle eğitimde gelinen nokta belli: dinsel eğitim.

Gericiliğin bu kadar dalga dalga yayıldığı, hayatımızın içine kadar girdiği, kurumsallaştığı bir dönemde tarihsel bir görevle karşı karşıyayız. Öğretmenler hiç tereddütsüz laik, bilimsel eğitimin bayrağını en ileri dikmek zorundadır.

Laik ve bilimsel eğitimde dini değil pedagojik eğitim esastır. İnsan bilinci ile doğrudan temas halinde olan eğitim alanının dinselleştirilmesi öğrencilerimizin kendi seçimlerini yapması önünde engeldir ve baskı kurar. Eğitimde dinsel olanın kapsam dışı bırakılması çocuklarımıza objektif bir dünya görüşü sağlarken aynı zamanda her türlü eşitsizliğe karşı güvence sağlar.

Eğitim alanı dinsellikten arındırılmalı

Daha önceleri eğitimde tarihsel bir yeri olan Milli Eğitim Şuraları’nın yirmincisi kısa süre önce yapıldı. Bugüne kadar eğitimin toplumsal bileşenlerini katarak tümünü kucaklarken AKP dönemi itibariyle yandaş sendika ve tarikatların isteklerini yerine getirmek üzere bir süreç olarak işletilmiş ve Şura’ya katılımı daraltan-tektipleştiren yönetmelik değişikliği yapılmıştır. Bu Şura, Saray’ın yaşadığı meşruiyet krizinin, yoksulluğun, eğitimdeki yıkımın örtülmesine dönük bir şura olmuştur. Dinci gerici Milli Eğitim Şuralarına, tarikat vakıflarına karşı laik, bilimsel eğitim şiarıyla hareket etmek zorundayız.

Dinci-gerici eğitim ile cinsiyet eşitsizliğinin ve patriyarkanın yeniden üretilmesine, dindar kindar nesil yetiştirilmesine karşı eğitimin dinsel olandan ve gericiliğin tahakkümünden arındırılması mücadelesi laik eğitimin inşa sürecinin bir parçasıdır.

Eğitim alanının dinsel olandan arındırılması ve gericiliğe karşı laiklik mücadelesi soyut bir mücadele alanı olmaktan çıkartmalı; eğitim alanında “Saray” tarafından örgütlenen, gerici kadrolarla kurumsallaştırılan/meşrulaştırılan tarikat ve cemaat yurtlarını teşhir etmek, kapatılması için fiili meşru militan bir çizgiyi örgütlemek öncelikle tüm eğitim emekçilerinin aynı zamanda toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğundadır.

Gerici cemaat ve tarikat yurt ve evlerini de zincirin halkalarına eklediğimizde iktidarın toplumu getirmek istediği yer açıktır. Dindar ve kindar nesil yaratma projesi olarak gündeme gelen 4+4+4 eğitim sistemi ile bu gerici yapılanmaları bir bütünlük içinde değerlendirdiğimizde Saray iktidarının varmak istediği yerin çok açık olduğunu görüyoruz. Lakin halkın hakları mücadelesinde temel başlıklarından biri olan eğitim hakkı mücadelesinin, kurmak istediğimiz eşit, özgür, demokratik bir toplumsal düzenin, sosyalist halk devriminin temel yapı taşlarından biri olduğu devrimci öğretmenlerin düsturu olacaktır.

Tek çıkış yolu laik, bilimsel, parasız, anadilinde, demokratik eğitim

Sarayın icazeti ile eğitimde ciddi yer edinen İHH, TÜRGEV, Ensar gibi dinci örgütlenmelerle imzalanan protokoller iptal edilip öğrenci ve velilerimizin finans kaynağı olmasının engellenmesi, aynı zamanda cihatçı-şeriatçı seferberliğin parçası haline getirilmesine izin vermeyecek eylemin ve mücadele çizgisinin örgütlenmesi cemaat ve tarikatların eğitim sistemindeki hegemonyasını kıracaktır.

Taciz ve tecavüzlerin arka planında olan, söz dinlemeyi ve itaatkarlığı pekiştiren gerici cinsiyetçi eğitim politikalarına karşı; toplumsal cinsiyet eşitliğine uymayan müfredatlar toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun olmalı, zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.

Barınma bir haktır ve tüm öğrencilere nitelikli barınma yanında laik, eşitlikçi, demokratik barınma sağlamakla yükümlü olan devlettir.

Dindar ve kindar nesil yetiştirmenin hayatta karşılığı yoktur. Öğrencilerimizi gericiliğe ve karanlığa teslim etmeyeceğiz. Laik, bilimsel, parasız, anadilinde, demokratik eğitim için akıl ve bilim zorunlu tek çıkış yoludur.

Devrimci öğretmen olarak geçmişten bugüne taşıdığımız değerlerimizin ışığında bugün bilimsel laik anadilinde nitelikli parasız eğitim mücadelesinin eşit özgür demokratik bir toplum mücadelesinin, sosyalist halk devrimi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındayız.

Devrimci öğretmenler olarak öğrencilerimizin eğitim hakkı mücadelesini verirken onların cemaatlerin tarikatların eline bırakmamanın, barınma hakkı mücadelesinin de bir başlık olarak kendi mücadele alanımıza tercüme edilmesinden geçtiğinin bilinciyle hareket etmek için başta hem kamu hem özel sektör alanlarındaki sendikalarımız olmak tüm mücadele alanlarımızda seferberlik halinde olacağız.


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur