Konteynerde kadın olmak

Yangının ilk anından itibaren bizzat sahada yardım çalışmalarına katılan gönüllü bir avukat olarak, yangın bölgesindeki kadınların sorunlarını birebir gözlemleyerek kendi çapımda destek olmaya çalıştım, çalışıyorum. Ancak konteyner hayatlarda kadın olmak çok zor

Konteynerde kadın olmak

Türkiye tarihinin yaşanan en büyük yangını olarak kayıtlara geçen Manavgat ve köylerindeki yangın, yangın uçaklarının olmaması nedeniyle 10 gün sürdü. Manavgat ve çevresi 10 gün boyunca cehennemi yaşadı, cayır cayır yandı. Ve yangından sonra Manavgat’ta konteyner hayatlar başladı. Evini yangında kaybedenlere verilen konteynerlerde.

7269 Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 4. Maddesi, ilgili tüm bakanlıklara, İçişleri Bakanlığı’na, Çevre ve Şehircilik (şimdi bir de İklim Değişikliği Bakanlığı oldu) Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Tarım ve Orman Bakanlığı’na afet meydana gelmeden önce alınacak tedbirler, yapılacak hazırlıklar, çalışmalar ve önceden hazırlanarak muhafaza olunacak vasıtalar konusunda açıkça sorumluluk yüklerken, koskoca ülkemizde yangın anında müdahale edecek hiçbir yangın söndürme uçağımızın olmayışı, olanların da kullanıma hazır halde bulundurulmayışı açıkça yasa ve hukuka aykırıdır. Buna göre devletin yangının söndürülemeyişinde İdare Mahkemesinde tam yargı davasına konu olabilecek ağır hizmet kusuru vardır.

Anayasa’nın 169. Maddesinde ‘’Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz….’’ şeklinde açık hüküm vardır. Yangının başladığı aynı gün yani 28 Temmuz 2021 Çarşamba günü 31551 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan  ‘’Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’’da yer alan orman alanlarının Turizm Bakanlığı’na devredilebileceğine ilişkin hükümler dikkat çekici ve çok kaygı vericidir.

Gerçekten akıl tutulması yaşamamak imkansız. Koskoca ülkede yangını söndürecek bir uçak yok ve 10 gün boyunca her yer cayır cayır yanıyor, üstelik yangın söndürme için gerekli tüm önlemleri almak ve tüm ekip ve ekipmanları (uçaklar dahil) önceden hazırda tutmak devletin asli görevi iken.

7269 Sayılı Kanunun 29. Maddesi gereği yanan, ağır hasar gören binalar için konut yaptırılacağı ya da inşaat kredisi verilebileceği hükme bağlanmışken, vatandaşları kaç liraya yapacağı ve kaç yıl ödemeli olacağı sonra belli olacak denilerek boş taahhütnamelere imza attırarak nasıl olacağı belirsiz sadece TOKİ’nin yapacağı evlere zorunlu tutmak yasa ve hukuka aykırıdır. Aslolan devletin mağdur vatandaşların evlerini bedelsiz yapmasıdır. Bunu da yapamıyorsa nakdi yardım sağlayarak onların evlerini yaptırmalarına destek olmasıdır.

Manavgat yangınından itibaren 6 aya yakın bir süre geçmesine rağmen yangınzedelerin çilesi bitmedi. Geçici barınma yeri olarak yangınzedelere verilen konteynerlerin çok büyük bir kısmı önceki depremlerde kullanılan ve herhangi bir bakım ve onarım yapılmadan kırık dökük gönderilen konteynerler. Üstelik başlarını sokacakları bir dam olması için her şeylerini kaybetmiş bu insanlara konteynerler gönderildiğinde, elektrikleri bağlanırken, elektrik bağlama parası alınmayacağı, hatta evleri yapılana kadar konteyera bağlanan elektrikten ücret alınmayacağı söylenmesine rağmen, konteynerde kalan yangınzedelere elektrik bağlama parası da yansıtılmış yüksek rakamlı elektrik faturaları gönderilmeye başlanması tam anlamıyla vahim ötesi kabul edilemez bir durumdur.

Yangının ilk anından itibaren bizzat sahada yardım çalışmalarına katılan gönüllü bir avukat olarak, yangın bölgesindeki kadınların sorunlarını birebir gözlemleyerek kendi çapımda destek olmaya çalıştım, çalışıyorum. Ancak konteyner hayatlarda kadın olmak çok zor.

Önceden iyi kötü başınızı sokabileceğiniz bir eviniz olduğunu, ama bir anda gelen yangınla eviniz dahil hiçbir şeyiniz kalmadığını düşünün. Anısı olan tüm eşyalarınızın, tüm kıyafetlerinizin, yatak yorgan, tabak çanak, bardaklarınızın bile yok olduğu, hayvanlarınızın da yanarak kül olduğu,  yaşamınızı idame ettirmek için iğneden ipliğe her şeyinizin yandığını, en başta başınızı sokabileceğiniz bir dama ihtiyacınız olduğunu…

10 gün boyunca sönmeyen yangınla birlikte Manavgat’a kül yağdı. Üzerinize yağmur gibi yağan külün kim bilir hangi insanın, hangi hayvanın, hangi ağacın külü olduğunu düşünerek, çıldırmadan direnmeye ve ayakta kalmaya çalıştığınızı düşünün.

Ve tüm bu yoksunluklar ve dram içinde yine de ayakta durmak, yoktan var etmek, çocuklarınıza kol kanat germek, tüm temel ihtiyaçlarınızı karşılamak zorunda olan bir kadın olduğunuzu. Yangının dehşet verici ürkütücülüğünün travmasını her an içinde yaşayan, en ufak bir is ya da duman kokusunda irkilerek korkmaya başlayan çocuklarınızı yatıştırmaya çalıştığınızı. Kendi travmalarınızı bastırmaya çalışarak güçlü kalmaya çalıştığınızı.

Konteynerde kadın olmak; deli gibi yağan yağmura, dondurucu soğuğa, fırtınaya, su basmasına rağmen sığınılan o küçücük metal kutuda hem çocuklarını hem ailesini yaşatmaya çalışmak demek. Konteynerde kadın olmak, maddesel anlamda her şeyini yitirmek, ekmeğe, suya, en temel ihtiyaç maddelerine, hijyenik pede bile erişmek için çabalamak demek. Konteynerde kadın olmak; ne zaman ne şekilde ve ne kadar bedelle yapılacağı belli olmayan ve bir muammaya dönüşen evlerin yapımı için biteviye beklemek demek.

Konteynerde kadın olmak, her şeyini yitirip yine de bir umut için çırpınmak demek.


Av. Umut Şener Çiftci: Antalya Barosu Kadın Hakları Ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Üyesi, 25 yıldır Manavgat’ta avukatlık yapıyor


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur