Birinci yılında Biden – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

Biden’ın bir yıllık deneyimi şunu gösteriyor: Halk sınıfları yararına ekonomik gelişmeler, talepler, beklenenin aksine, her zaman, halk sınıflarının desteğini alamayabiliyor...

Birinci yılında Biden – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

ABD’de Başkan Biden’ın yönetimi, birinci yılın sonunda, ara seçimler yaklaşırken oldukça bulanık bir görüntü sergiliyor. Halbuki Biden, göreve 6 Ocak kalkışmasından sonra “kutuplaşmayı azaltacak” algısıyla meşruiyeti daha da artmış olarak başlamıştı. Şimdi, kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Senato çoğunluğu, gittikçe artan oranda Trump’ın etkisi altına giren Cumhuriyetçi Parti’ye geçecek gibi görünüyor.

“Böyle olmamalıydı”…

Bugünlerde ABD medyasının kimi önde gelen yorumcuları arasında bir düş kırıklığı, “bu böyle olmamalıydı” duygusu yaygın.

Öyle ya, Trump, istikrarlı bir ekonomi politikasından, dış politika stratejisinden yoksundu. Pandeminin yönetimini yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra o “soruna” ilgisini kaybedince, salgın toplumsal felaket düzeyine yükselmişti. ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan, İran nükleer anlaşmasından çıkaran Trump, gezegenin geleceği ve uluslararası barış için büyük bir tehlikeydi. Trump döneminde ülkede ırkçılık, kadın düşmanlığı, komplo teorilerine inananların sayısı da artmış, siyasi/kültürel kutuplaşma daha da derinleşmiş, “süreç olarak faşizm” çok tehlikeli biçimde hızlanmıştı.

Biden yönetimi, halk sınıflarının ekonomik koşullarını iyileştirecek, pandemi krizini yönetecek bir iç politika ile işe başladı. Çocuk yoksulluğu, 1.9 trilyon pandemi destekleme fonu, her aileye gönderilen 1.400 dolar çek sayesinde belirgin biçimde geriledi. Biden 1.2 trilyon dolarlık altyapı yatırımları paketini kongreden geçirdi. Ekonomi görülmemiş bir hızla toparlandı, enflasyon artmaya başlarken istihdam da arttı, işsizlik azaldı, işçi ücretleri uzun yıllar sonra yeniden artmaya başladı.

Uluslararası alanda, ABD yeniden liderliği üstlenmeye ve demokrasiyi korumaya niyetli olarak geri geldiğini açıklıyordu. ABD iklim anlaşmasına geri döndü, İran’la yeniden görüşmeler başladı. Dahası, artık Beyaz Saray’da konularının uzmanı deneyimli politikacılardan oluşan bir yönetim vardı; devletin denetleme, dengeleme organlarının gücü restore edilmişti; istikrarlı bir yönetim altında herkes rahat bir nefes alabilirdi.

… Ama oldu.

Ancak, Cumhuriyetçiler, Biden’ın çok önem verdiği toplumsal harcamalar paketini, siyahların, göçmenlerin oy verme haklarını kısıtlayacak, seçimleri çalmayı kolaylaştıracak yeni uygulamaları engellemeye yönelik yasaları, iki Demokrat Partili sağcı senatörün yardımıyla bloke etmeyi başardılar. Bu resim, Afganistan’dan palas pandıras çıkışın, Delta versiyonu, ardından gelen Omicron’un basıncıyla değişmeye başladı. Aşılanmayı, pandemiden korunma kurallarına uymayı reddeden Trumpçı kesimin vaka sayısındaki hızlı artışta, sağlık sisteminin yeniden tıkanmasında büyük sorumluluğu vardı.

Kamuoyu yoklamaları, Biden’ın beğenilme oranının, Mart 2021’de, pandemi, ekonomik toparlanma, hatta silahlı şiddet olayları karşısında tavrı konularında, sırasıyla (yüzde olarak), 73, 60, 42 düzeyinde olduğunu gösteriyordu. Bu oranlar, aralık ayında 53, 41 ve 32’ye geriledi; Biden’ın, genel onaylanma oranıysa yüzde 56’dan yüzde 43’e… ABD genel seçmeni arasında Biden’ın yeniden aday olmasını isteyenlerin oranı yalnızca yüzde 28. Toplumsal kutuplaşmayı azaltma vaadine gelince, Biden’in toplumsal uzlaşma adına, Cumhuriyetçilerle sürekli görüşme çabalarına, Trump’ın ve aşırı sağın üzerine gitmemeyi tercih etmesine karşın, bugün seçmenin yalnızca yüzde 16’si Biden’ı başarılı buluyor. Yüzde 48’i, “aşırı sol” politikalarla kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğine inanıyor.

Biden’ın bir yıllık deneyimi şunu gösteriyor: Halk sınıfları yararına ekonomik gelişmeler, talepler, beklenenin aksine, her zaman, halk sınıflarının desteğini alamayabiliyor…

Böyle, kültürel ve siyasi zeminde, hatta duygusal olarak da kutuplaşmış, ortak değerler zemini çökmüş bir toplumda, bu ekonomik önlemlerin, taleplerin anlamlarının çarpıtılmasını önleyebilmek için, onları açıklayacak, değerlendirecek bir genel anlamlar/değerler sistemini güçlü bir biçimde savunmak gerekiyor. Kültür savaşlarını yok sayarak, “süreç olarak faşizmin” değerlerine taviz vererek, salt ekonomik taleplere dayanarak siyasi zaferler kazanmak ne yazık ki mümkün olmuyor. “Süreç olarak faşizmin” anlam ve duygu dünyasına taviz verenler mutlaka kaybediyor!

Kaynak: Cumhuriyet

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur