Psikolojik harp gazetecisi Ertürk Yöndem “basın özgürlüğü mücadelesinde”

1980’ler ve 1990’larda TRT’de yaptığı, gazetecilikle ilgili en temel mesleki ilkeleri ayaklar altına aldığı propaganda yayınlarıyla tanınan Ertürk Yöndem, Ankara merkezli Gazeteciler Cemiyeti’nin (GC) Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor. Peki bu durum, Cemiyet’in savunduğu değer ve ilkelerle çelişmiyor mu?

Psikolojik harp gazetecisi Ertürk Yöndem “basın özgürlüğü mücadelesinde”

Ankara merkezli Gazeteciler Cemiyeti, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği genel kurulunda yeni yönetimini belirledi.

1980’ler ve 1990’larda TRT’de yaptığı, gazetecilikle ilgili en temel meslek ilkelerini ayaklar altına alan propaganda yayınlarıyla tanınan Ertürk Yöndem de yeni yönetimde yer aldı.

Hatta genel kurulun hemen ardından gerçekleştirilen ilk toplantıda Yöndem, başkan yardımcılığı görevine getirildi.

Dahası Yöndem, geçtiğimiz yıllarda da Cemiyetin yönetiminde yer almıştı.

Böylece 12 Eylül döneminde cuntacıların istekleri doğrultusunda programlar yaptığını açıkça söylemiş biri olan Yöndem, Türkiye medyasının ilk sivil toplum örgütü olmakla övünen ve basın özgürlüğü alanında çalışmalar yapan (Ankara) Gazeteciler Cemiyeti’nde yıllarca yöneticilik yapmış olacak.

“Ertürk Yöndem’in bir basın meslek örgütünde ne işi var?” sorusunu sormadan önce Yöndem’in kim olduğuna bakalım.

Ertürk Yöndem kimdir?

1944 Erzurum doğumlu Yöndem, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi’nin tiyatro bölümünde eğitim gördü. Bir dönem Yeşilçam’da yani sinema sektöründe çalıştı.

Cemiyet’in internet sitesindeki bilgilere göre 1971 yılında açılan sınavı kazanarak TRT’ye giren Yöndem, kurumda 1978 yılına kadar kameraman olarak görev yaptı.

1974’te, Genelkurmay Başkanlığı’nın verdiği savaş muhabiri kartıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki harekâtını izledi. Bir grup gazeteciyle birlikte Kıbrıslı Rum güçlere esir düştü ve beş gece hücrede kaldı.

1979 yılında TRT’de prodüktörlük sınavını kazanan Yöndem, ‘Olayların İçinden’, ‘Günün Olayı’ gibi programlar yaptı.

1980’den sonra ise ‘Haberden Habere’ adlı kuşak programına başlayan Ertürk Yöndem, 1987 yılında kuşağın adını ‘Perde Arkası’ olarak değiştirdi.

‘Perde Arkası’ 2002’ye kadar sürdü.

Yöndem yıllar içinde yaptıklarıyla, ‘psikolojik harp gazetecisi’ yorumlarına neden oldu.

Hatta basın dünyasında, ‘Ertürk Yöndem gazeteciliği’ denilen bir tanım ortaya çıktı.

“Onların istediği doğrultuda programlar yaptım”

Yöndem, verdiği demeçlerde 12 Eylül darbesini açıktan desteklemiş bir isim.

Örneğin 19 Eylül 2009’da Akşam gazetesinde yayımlanan söyleşisinde Yöndem şöyle diyor: “12 Eylül öncesini yaşamış biriyim. Her türlü olayı yaşadım. Hem yayıncı hem de vatandaş olarak gözlemledim. Bu ülkedeki acıları yaşamış biri olarak söylüyorum; 12 Eylül harekâtı olmalıydı ve oldu da.”

Yöndem aynı söyleşide, gazeteci olarak darbecilerin talebi doğrultusunda programlar yaptığını da anlatıyor: “Kenan Paşa’yı çok severim. Her zaman da ilişki içerisindeyiz. İhtilal döneminde, onların istediği doğrultuda programlar da yaptım. ‘Geçmişi Unutma’ adlı yapım, bu programlardan biridir. Programın şablonunu İhtilal Konseyi oluşturdu ben de zenginleştirdim. Yine 12 Eylül’ün yıldönümü programlarını da bu şekilde hazırladım.”

Solcu öğrencileri hedef gösterdi, İstanbul Üniversitesi’nde protesto edildi

Yöndem, 1980’lerin sonu ve 1990’larda, üniversitelerdeki solcu, devrimci, ilerici öğrencileri hedef gösteren yayınlar yaptı.

Bunun en çarpıcı örneği 1990’da yaşandı.

1 Aralık 1989’da silahlı, sopalı Ülkücü bir grubun İstanbul Beyazıt’taki, İstanbul Basın Yayın Yüksek Okulu’nu basmasını protesto eden devrimci öğrenciler barikat kurarak okulu altı saat süreyle işgal etti.

Polis müdahalesiyle çıkan çatışmanın ardından okul boşaltıldı, 200’ye yakın öğrenci gözaltına alındı. Onlarca öğrenci tutuklandı.

14 Ocak 1990’da, tutuklu öğrencilerin yargılandığı davanın ilk duruşmasından bir gün önce Yöndem’in ‘Perde Arkası’ programında ‘öğrenci olayları’ ele alındı.

Programda sanık durumundaki öğrencileri hedef alan, mahkemede onların aleyhinde kanaat oluşturmayı hedefleyen görüntü ve ifadeler yer aldı.

Programa gösterilen tepki, Cumhuriyet gazetesinde haber oldu.

Ayrıca 16 Ocak 1990’da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi kantininde toplanan İTÜ, Yıldız, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerine bağlı fakültelerin öğrenci derneği temsilcileri, Yöndem’in bu programını protesto etti.

Kürt karşıtı propaganda

‘Perde Arkası’ programını asıl üne kavuşturan ise Yöndem’in 1990’lardaki yayınlarında, devlet ile PKK arasındaki çatışmaları en temel evrensel gazetecilik ilkelerini çiğneyerek haberleştirmesi oldu.

Bu dönemde ‘Perde Arkası’ ile Güntaç Aktan’ın sunduğu ‘Anadolu’dan Görünüm’ programları ‘psikolojik harbi’ televizyon izlenen evlerin içine taşıdı.

Yöndem, Kürt yurttaşların en temel taleplerinin dahi bölücülük olarak görüldüğü ve bölgede PKK ile mücadele adına faili meçhul cinayetlerin de aralarında yer aldığı çeşitli insan hakları ihlallerinin yoğun olarak gerçekleştirildiği bir dönemde, yine tam bir propaganda haberciliği görevini üstlendi.

Bu dönemde Yöndem, askeri helikopterlere atlayıp, yanındaki polis, asker ve istihbarat yetkilileriyle bütün bölgeyi dolaştı. Sürekli askerlerle ve resmi yetkililerle propaganda içerikli röportajlar yaptı.

Kürt köylülerle ise, onlara zorla güvenlik güçlerini övdüren sözler söylettiğinin anlaşıldığı görüşmeler yaptı.

“Arkadaşlarım bana ‘Paşam’ diye hitap eder”

Yöndem, 2000’lerde Aksiyon dergisinde yayımlanan bir söyleşisinde 1990’larda TSK mensupları ile ilişkilerini anlatmış.

Bu söyleşide Yöndem, “Arkadaşlarım bana ‘Paşam’ diye hitap eder, çünkü ben Silahlı Kuvvetlerle yıllarca iç içe yaşadım” diyor.

Dergideki, “Devletin etkin kademeleriyle görüşüyor muydunuz?” sorusuna Yöndem’in verdiği cevap se şöyle: “Hayır, ama bilgi almak anlamında devletin gerekli makamlarıyla görüşüyorduk. ‘Bu bölgeye gidiyoruz, bize yardım edin’ derdik. Çünkü operasyon noktalarına helikopterlerle gidiyorduk. Bu tip destekler için Silahlı Kuvvetlerle görüşürdük. Bunun adı destekse, evet destek aldım. Böyle olmasa bizi operasyona sokmazlardı.”

‘Perde Arkası’nın 1990’lardaki bir programının bir kesiti şu linkten izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=P7ty8sl2jJE

LGBTİ+ bireyleri hedef alan programı: “Eşcinsellik hastalıktır”

Yöndem, yıllar içinde en temel insan haklarını ve en genel basın meslek ilkelerini ihlal eden birçok program yaptı.

LGBTİ+ bireylerle ilgili yaptığı bir program bunlar arasında yer aldı.

Bir kısmına bugün YouTube üzerinden de ulaşılabilen bu yayınlarında Yöndem, LGBTİ+ bireylere ‘suçlu ve tedavi edilmesi gereken insanlar’ muamelesi yaparken, onları kendi argümanlarını savunmaya zorlarken ve bazen istemedikleri halde konuşturmaya çalışırken görülüyor.

LGBTİ+ bireylerin haklarına karşı görüşler savunan uzmanların görüşlerine de yer verilen bu yayınlarda Yöndem şunları söylüyor: “Eşcinsellik cinsel davranış bozukluğudur ve bir hastalıktır. Bu hastalık kontrol edilmediği sürece toplumu ve toplumun temeli olan aileyi tahrip eder, yok eder. (…) Teşhis ve tedavi yöntemleri geliştirilmelidir.”

Bu programın bir bölümü şu linkten izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=yS6aR91ueIo

Kişilik haklarına saldıran haberler

Yöndem’in TRT’deki programlarında, bazı sorunları ele alırken birçok kişiyi suçlu gibi gösterdiği, haklarında hiçbir dayanağı olmayan iddiaları somut doğrular gibi aktardığı birçok haberi yer alıyor.

Gazetelerin üçüncü sayfasında küçük bir haber dahi olamayacak konular, Yöndem’in programlarında haber oldu.

Yıllar sonra Gülencilerle özdeşleşecek olan hedef alarak itibarsızlaştırma taktiğinin bu programlarda çok yaygın kullanıldığı görülüyor.

Bu programlarda ayrıca özel hayatın gizliliğinin ihlalinden çocuklarla ilgili etik olmayan yayınlara kadar birçok hak ihlalinin yaşandığı da biliniyor.

(Ankara) Gazeteciler Cemiyeti’nin savunduğu değerler neler?

Şimdi başa dönelim.

İşte böyle bir geçmişe sahip olan Yöndem, bugün (Ankara) Gazeteciler Cemiyeti’nin başkan yardımcılığı görevini yürütüyor.

Cemiyetin internet sitesinde örgütün, “1946 yılındaki kuruluşundan bu yana her zaman cumhuriyet, çoğulcu demokrasi ile ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere özgürlüklerin yılmaz bekçisi olduğu” belirtiliyor.

Yine sitede örgütün amacı, “Gazete, dergi, radyo, televizyon ve internet alanlarında gazetecilik niteliğindeki görevlerde çalışanları ve çalıştıranları bir araya toplamak, mesleki ve sosyal haklarını korumak, geliştirmek, meslek ilkelerini savunmak, insan haklarının korunduğu, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi kurallarının işlediği ulusal, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışı çerçevesinde, düşünce, iletişim ve basın özgürlüğünün tam olarak gerçekleşmesini sağlamak, gazetecilik mesleğinin özel amaç ve çıkarlara alet edilmesini engellemektir” diye tanımlanıyor.

Cemiyetin çalışmaları arasında, bazıları Avrupa Birliği’nden aldığı finansal destekle olmak üzere, ‘Medya İçin Demokrasi’, ‘Özgürlük İçin Basın’, ‘İnsan Hakları ve Bağımsız Medya Projesi’ gibi projeler yer alıyor.

Şimdi en baştaki sorumuzu tekrar soralım: Yukarıda anlattığımız gibi bir geçmişi olan Ertürk Yöndem’in, çalışmalarında sivillik, mesleki ilkeler, basın özgürlüğü, insan hakları ve demokrasi vurguları yapan (Ankara) Gazeteciler Cemiyeti’nde başkan yardımcısı olması bir çelişki değil mi?


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur