Devir teslim – Çiğdem Toker (Sözcü)

Sevgili okurlar demek ki; bir iktidar 20 yıl sürünce, dengelerini altüst ettiği bir ekonomiyi kendisi değil de başkası yapmış zannedecek (!) veya topluma “ya tutarsa” kabilinden öyle göstermeye çalışacak kadar gerçeklikle bağı kopuyor

Devir teslim – Çiğdem Toker (Sözcü)

Türk Lirası, bile isteye değersizleştiriliyor. Bu vahim politikanın ürettiği bir sonuç da şu: TBMM’de görüşmeleri devam eden 2022 yılı bütçesi, kanunlaşamadan anlamsızlaştı. Bütçenin bir politikalar demeti, bir tercihler bütünü olduğunu hatırlayacak olursak, üç ay önceki kura göre planlanıp yazılmış bütün hedeflerin içi boşaldı.

Bu durumun dert edilmediği ise ortada. Hazine ve Maliye Bakanı değişikliği için bütçe görüşmelerinin tamamlanması beklenmedi.

Albayrak sonrası, bir yıl artı 20 gün bakanlık yapan Lütfi Elvan’ın; katılmadığı faiz politikası bazı atamalarla belirginleşen hoşnutsuzluğunun arttığı, görevi bırakmak istediği, yerine hangi isimlerin düşünüldüğü kulisiyle birlikte yoğun olarak konuşuluyordu. Ancak iki hafta önce yapılması beklenen atama operasyonu; aktardığım kulis bilgilerinin yüksek sesle konuşulup dolaşıma girmesi nedeniyle ertelendi.

Resmi Gazete’de dün yayımlanan atama kararı, bütçe görüşmelerinin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tamamlanıp Genel Kurul görüşmeleri başlayınca kadar verilen araya rastladı. (Meclis açısından bakıldığında görece sakin bir ortam yani.) Yemin töreni ve devir teslim art arda yapıldı. Böylece Elvan ile başlayan 2022 bütçe görüşmeleri, eski bakan yardımcısı yeni bakan Nureddin Nebati ile sürecek. Hedefleri altüst olan ve 6-17 Aralık tarihleri arasında görüşülecek 2022 yılı bütçe kanun teklifinde, önergeler yoluyla değişiklikler yapılacak mı göreceğiz.

Özenle seçilmiş sözcükler

Devir teslim töreninden yansıyan görüntülerde, halef selef iki bakanın da yüz ifadeleri mutsuzdu. Törendeki bazı ifadelerin özellikle ve özenle seçildiği belliydi. Nebati’nin “Artık daha azimli bir ekonomi yönetimi göreceğiz” cümlesi ile Elvan’ın “Kendi kontrolüm altında olan kamu maliyesi tarafında çok güçlü bilanço” cümlelerinin altını çizdim.

Nebati, “daha azimli ekonomi yönetimi” derken, düşük faiz politikasına gönülsüzlük gösterenleri ayrıştırdı. Elvan ise “kendi kontrolü”ndeki kısmı vurgularken Merkez Bankası alanındaki yanlışları üstlenmediğini resmen kamuoyuna duyurmuş oldu. Cumhurbaşkanı’na teşekkür etse bile DPT kökenini ve teknokrasi deneyimini de vurgulayarak, inanmadığı politikaları sürdürmediği mesajını tekrarlamış oldu.

Kimin eseri

Yeni Bakan Nebati bir de şunu dedi:

“Eşgüdüm içinde Sayın cumhurbaşkanımızın belirlediği politikalar çerçevesinde adımların atıldığı ve bu adımların atılması noktasında her türlü özverinin ortaya konulduğu bir süreci yaşayacağız.”

Sevgili okurlar demek ki; bir iktidar 20 yıl sürünce, dengelerini altüst ettiği bir ekonomiyi kendisi değil de başkası yapmış zannedecek (!) veya topluma “ya tutarsa” kabilinden öyle göstermeye çalışacak kadar gerçeklikle bağı kopuyor.

***

Bütün bunların topluma faydası nedir, diye sorabilirsiniz. Nebati, ihracatçı tekstil şirketi olan, eğitimi ekonomi üzerine olmayan, din temelli vakıflarda yer almış bir isim. Erdoğan ile aynı dili konuşan Nebati döneminde, ihracata ağırlık verirken emeği ucuzlatacak, diğer yandan da seçime odaklı harcamacı politikalar uygulanacağı, küsen seçmeni yeniden kazanmayı uman adımlar atılacağı anlaşılıyor.

Kaynak: Sözcü

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur