Üniversiteli Feminist Kolektif yol haritasını açıkladı: “Biz dünyayı değiştirmek istemiyoruz, mütevazi bir önerimiz var; yeni bir dünya yaratmak”

Üniversitli Kadın Kolektifi; patriyarkal kapitalizmin yeni dinamikleri, feminist mücadelede özne, feminist hareketin kapsayıcılığı, yeni dönem mücadele dinamikleri gibi konularda yaptığı tartışmalar çerçevesinde feminist mücadelenin öznelerinin yalnızca kadınlarla sınırlandırılamayacağı sonucuna vararak LGBTİA+'ları da kapsayacak şekilde ismini Üniversiteli Feminist Kolektif (ÜFK) yaptı. ÜFK, bu süreçte Feminist Üniversite adında bir dergi de çıkardı

Üniversiteli Feminist Kolektif yol haritasını açıkladı: “Biz dünyayı değiştirmek istemiyoruz, mütevazi bir önerimiz var; yeni bir dünya yaratmak”

Üniversitli Kadın Kolektifi; patriyarkal kapitalizmin yeni dinamikleri, feminist mücadelede özne, feminist hareketin kapsayıcılığı, yeni dönem mücadele dinamikleri gibi konularda yaptığı tartışmalar sonrasında yeni mücadele haritasını çıkardı. Yeni tartışmalar çerçevesinde feminist mücadelenin öznelerinin yalnızca kadınlarla sınırlandırılamayacağı sonucuna varan Üniversiteli Kadın Kolektifi, LGBTİA+’ları da kapsayacak şekilde ismini Üniversiteli Feminist Kolektif (ÜFK) yaptı.

Feminist Üniversite, ilk sayısıyla kampüslerde

ÜFK, bu süreçte Feminist Üniversite adında bir dergi de çıkardı. İlk sayının dosya konusu “Özne, faşizm ve militanlık” oldu.

“Biz dünyayı değiştirmek istemiyoruz, mütevazi bir önerimiz var; yeni bir dünya yaratmak” diyerek tüm kadınları ve LGBTİA+’ları özerk demokratik feminist üniversite mücadelesine çağıran Üniversiteli Feminist Kolektif’in açıklaması şöyle:

Bir selam olsun direnen isyan sesine, merhaba;

İçinde bulunduğumuz dönemin tarihsel olarak öneminin farkında olarak üniversiteden doğru yeni bir yola başlıyoruz. Üniversite mücadelesini; toplumsal dönüşümün, ilerlemenin sağlanabilmesi için en önemli mücadele alanlarından birisi olarak görüyor, üniversitelilerin oluşturacağı dinamiğin memleketin seyrini değiştirebileceğini biliyoruz. Patriyarkal kapitalizmin içinde bulunduğu krizler toplamı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına almış durumda. Neoliberal politikaların çöküşünü, bu çöküşü yaşarken alternatif oluşturamadığı koşullarda iktidarların ne kadar saldırganlaştığını, içinde bulunduğu krizi emek, doğa, beden sömürüsünü derinleştirerek erkek egemen sistemi yeniden üreten bir şekilde onarmaya çalıştığını görüyoruz. Tüm dünyada karşımıza çıkan kadın, LGBTİA+ düşmanı iktidarlar ve bu iktidarlar karşısında 21. yüzyılın en dinamik en ileri hareketini oluşturan feminist hareketin, üniversiteden örülecek bir hatla mevcut krizleri derinleştirecek, patriyarkayı alaşağı edecek bir programa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Tam da bu yüzden Üniversiteli Feminist Kolektif olarak yeni bir yola başlıyoruz.

Son süreçte artan kadınlara, LGBTİA+’lara yönelik erkek şiddeti, baskı, mevcut haklarımıza saldırılarla kendisini doğrudan kadın ve LGBTİA+ düşmanlığı üzerinden var eden AKP faşizmiyle karşı karşıyayız. İstanbul Sözleşmesi’nin de kaldırılmasıyla açıkça saldırıya geçen, ‘makbul kadın’ kalıplarına uymayanları hedef alan siyasal iktidar ilk olarak üniversitelileri hedef alıyor. Üniversite yıllarını erkek egemen sistemin kalıpları dışında kendisini yeniden inşa ederek geçiren kadınlar ve LGBTİA+’lar ise listede birinci sırada yer alıyor. 20 yıllık iktidarı boyunca genç kadınları, lubunyaları türlü saldırılar ve baskı mekanizmalarına rağmen istediği kalıba sokamayan AKP, bugün de en saldırgan haliyle karşımıza çıkıyor.

Üniversiteleri erkek egemen tahakkümle işleterek kazanılmış haklarımıza saldırıyor, nefret söylemleriyle erkek şiddetini meşrulaştırarak erkek yargıyı besliyor ve hayatlarımız için bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Bizler, hayatımızın her alanında var olan erkek şiddetinin karşısında, feminist öz savunmalarımızı bazen bir hayırla bazen fiziksel bir karşı koyuşla gerçekleştiriyoruz. Üniversitelerde CİTÖK-CTS birimlerinin etkisizleştirilmesi, kayyum politikalarıyla kulüplerimizin kapatılması, tacizci akademisyenlerin AK’latılmaya çalışılması ile üniversitelerin gittikçe güvenli alanlar olmaktan çıktığı bir hal söz konusu. Hayatımızın her alanında ihtiyacımız olan feminist öz savunma örgütleri bugün üniversitelerin de güvenli alanlar olabilmesi için en temel ihtiyaçlarımızdan birisi olarak karşımıza çıkıyor çünkü deneyimlerimizden bildiğimiz gibi, erkek egemen sistemin karşısında beraberken çok daha güçlüyüz. Üniversitelerde oluşturacağımız feminist öz savunma örgütlerimizle AKP faşizminin, patriyarkanın karşısında kolektif bir kurtuluş için mücadele ediyor, cüretimizi birbirimizden alıyoruz.

Üniversitenin; kadınlar, lubunyalar için ne kadar önemli bir alan olduğu, pandemi sürecinde kampüslerimizden uzakken somut bir şekilde görüldü. Bu süreç içerisinde iktidarı boyunca neoliberal eğitim politikalarıyla sermayenin çıkarlarını gözeten AKP, online eğitim sürecinde de yüz yüze eğitime geçtiğimiz bu süreçte de sermayeyi gözetmeye devam ediyor. İktidarın üniversiteye yönelik politikalarının zeminini sermayenin üniversitelerden ne kadar çıkar sağlayabileceği oluşturuyor. Üniversitelerde üretilen bilgi, sistemin devamlılığını sağlarken bir yandan da bilgi üretim süreçlerinin erkek egemen tahakkümle gerçekleşmesi patriyarkayı yeniden üretiyor. Üniversitelerde ikincilleştirildiğimiz, mobbinge, tacize maruz kaldığımız ve sistemi yeniden üreten erkek egemen bilgi üretiminin karşısında ‘feminist bilgi üretim’ süreçlerinin gerçekleşmesini savunuyor, üniversitelerin güvenli alanlar olabilmesi için ‘FEMİNİST ÜNİVERSİTE’ mücadelesinde buluşuyoruz.

Üniversiteli Feminist Kolektif olarak, üniversitelerin erkek egemen işleyişten çıkıp güvenli alanlar haline gelebilmesi için üniversitelerde oluşturacağımız, feminist öz savunma örgütlerimize ve üniversitenin patriyarkayı yeniden üreten yapısı karşısında Özerk Demokratik Feminist Üniversite mücadelesine tüm üniversiteli kadınları ve LGBTİA+’ları çağırıyoruz. Feminist hareketin kapsayıcılık ve kesişimsellik tartışmalarını, patriyarkal kapitalizmin sömürü biçimleri karşısında direnen kadınların ve LGBTİA+’ların ortak hareket kanallarının oluşturulabilmesi, hareketin ilerletilebilmesi ve gerçek kapasitesinin ortaya çıkabilmesi için yeni dönemin kurucu tartışmalarından birisi olarak görüyoruz. Bu süreci üniversiteli kadınların, lubunyaların sahip olduğu dinamik, yaratıcılık, militanlık ve iradeyle; üniversite hareketi ve feminist hareketin ilerletilebilmesi için bir tartışma süreci olarak görüyor, yeninin inşasına adım atıyoruz. Yeni bir dünya yeni bir üniversitenin ancak ve ancak feminist program, ilke ve yöntemlerle oluşturulabileceğini düşünüyoruz, aslında biz dünyayı değiştirmek istemiyoruz, mütevazi bir önerimiz var; yeni bir dünya yaratmak!

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur