Özel sektör öğretmenlerinin mücadelesi ve “Taban Maaş” kampanyası

Yıllar öncesinde asgari ücretin üç dört katı maaş alan öğretmenlerin var olduğu özel sektörde, tüm özelleştirme saldırılarının sonunda olduğu gibi, zenginleşen sermaye olurken emekçilerin koşulları günden güne kötüleşmektedir. Bugün birçok özel sektör öğretmeni haftanın altı günü 45-60 saati bulan çok yoğun ders programlarıyla, asgari ücret ya da asgari ücretin altında maaşlarla çalıştırılmaktadır. Öğretmen Sendikası, bu duruma itiraz edenlerin sesini “Taban Maaş” kampanyası ile yükseltiyor

Özel sektör öğretmenlerinin mücadelesi ve “Taban Maaş” kampanyası

Yıllardır eğitimin kamusal hak olarak görülmediği, neoliberal saldırının tüm alanı kuşattığı, eğitim öğretim sürecinin sermayenin çıkarlarına göre dizayn edildiği ülkemizde birçok alanda olduğu gibi özelleştirmelerin acı faturası eğitim alanında da emekçilere kesilmekte.

Öğretmen atamalarının ihtiyacı karşılamaktan uzak oluşu, sürekli artan mezun sayısı, eğitime ayrılması gerekirken şirketlere, cemaatlere aktarılan bütçe, öğretmenler için çaresizlik ve her geçen gün daha zorlu koşullar doğurmaktadır. Yüz binlerce atama bekleyen öğretmen, sermaye için ucuz iş gücü havzası olarak hazırda bekletilmektedir. 500 bin civarında öğretmen atama beklerken kamuda çalışan öğretmen sayısıyla özel sektörde çalışan öğretmen sayısı her geçen yıl birbirine yaklaşmaktadır.

Çoğu özelleştirmede olduğu gibi ilk etapta imkânı olanlar için bir alternatifmiş gibi sunulan özel sektörde eğitim, bugün rekabetçi anlayışla ve kamusal alandaki eğitimin niteliksizleştirilmesiyle çoğu insan için zaruri görülmektedir. Fakat özel sektördeki okul ve dershanelerin sayısının artması, öğretmenlerin çalışma koşullarına olumlu etkilemedi. Denetimlerin eksikliği, iş arayan öğretmen sayısının fazlalığı ve sermayenin açgözlü tavrı hem güvencesizliği arttırmakta hem de özel sektörde çalışan öğretmenlerin ücretlerini her geçen gün eritmektedir.

Özel sektör kölelik koşullarının eş anlamlısı olmuştur

Yıllar öncesinde asgari ücretin üç dört katı maaş alan öğretmenlerin var olduğu özel sektörde, tüm özelleştirme saldırılarının sonunda olduğu gibi, zenginleşen sermaye olurken emekçilerin koşulları günden güne kötüleşmektedir. Bugün birçok özel sektör öğretmeni haftanın altı günü çok yoğun ders programlarıyla (haftada 45-60 saat ders), asgari ücret ya da asgari ücretin altında maaşlarla çalıştırılmaktadır. İşyerlerinde mobbing, sigortasız çalıştırılma, angarya iş, öğretmenlerin mesleğine olan saygısı üzerinden uygulanan duygusal sömürü, şiddet ve taciz özel sektörde çalışan öğretmenler için alışılagelmiş vaziyettedir.

Kurumların çok büyük çoğunluğunda asgari ücret üzerinden yatırılan sigortalar, 10 aylık sözleşmeler ve sözleşme anında önden imzalatılan istifa dilekçeleri öğretmenler için en büyük problemlerdir. Bir bakıma mevsimlik işçi gibi çalıştırılan öğretmenler işsizlik kaygısını yoğun şekilde hissetmektedir. Belli başlı kurumlar hariç hiçbir kurumda öğretmenler işten çıkarıldığında kıdem tazminatı alamamaktadır. Kurumlar arasındaki çok ders veren kurum olma rekabeti, öğretmenlerin mesailerini insanlık dışı bir hale getirmekte, bazı kurumlarda öğretmenler beşer dakikalık aralarla derse girip çıkmaktadır. Kimi kurumlar farklı öğretmenlerini aynı gün içinde farklı kurumlarında görevlendirmekte, öğretmenlerin kurumlar arasındaki ulaşımına da katkı sunmamaktadır. Özel sektör öğretmenleri  gelecek kaygıları ve yaşam savaşları nedeniyle her yıl anlaşma döneminde bu sömürüyü kabul etmek zorunda bırakılmaktadır.

Sömürünün en ağırı öğretmenlikte de kadınlara

Tüm bu koşulların içinde kadın öğretmenler için hayatın her alanında olduğu gibi özel sektör öğretmenliğinde de zorluklar katlanarak artmaktadır. Birçok kadın öğretmen erkek meslektaşlarından daha fazla mobbinge maruz kalmakta, daha fazla angarya işe ve daha düşük maaş ile çalıştırılmaya mecbur bırakılmaktadır. Öğretmenlik, “kadınlara uygun bir meslek” olarak görülürken pek çok meslek de “kadınlara uygun görülmemektedir.” Meslekler üzerindeki bu cinsiyetçi ayrımdan dolayı kadın öğretmenler tüm yaşadığı bu sorunlara rağmen erkek öğretmenlere nazaran yeni bir iş bulmada daha az alternatife sahip olduğundan sektör değiştirmekte zorlu bir karar sürecinden geçiyorlar.

Öğretmenler güvenceli iş, insanca yaşam istiyor

Tüm bu zorlu koşullar pandemi şartlarıyla birleştiğinde özel sektör öğretmenleri bu yağmaya dur demek üzere sendikal bir çatı altında birleşme kararı aldı. Özel Okul Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) özel sektörde çalışan tüm eğitim emekçilerinin yaşanan hak gasplarına karşı mücadele edeceği, emek savunusunu temel alan bir dayanışma örgütü olarak varlığını ilan etti.  Özel sektörde çalışan öğretmenler, Öğretmen Sendikası ile sömürüyü yasallaştıran kanunlara ve sırtını bu kanunlara dayayan patronlara karşı mücadele etmek üzere bir araya geldi. “Mesleğin itibarına dair saldırılar son bulsun”, “İnsanca çalışma koşulları sağlansın” ve “Güvenceli bir geleceğin teminatı oluşturulsun” söyleminin arkasında birlik olan öğretmenleri bir araya getiren, eğitimdeki özelleştirme sürecinde ezilen ve sömürülen tarafta olmanın bilincine varmak ve öfkeyi ortaklaştırmaktı.

Belirsiz süreli sözleşme ve taban maaş talebi

Mücadelenin temeline hak gasplarını durdurmayı koyan öğretmenler ilk elden sektörün kanayan yarası olan sektördeki emek sömürüsünü kısmen de olsa durduracak bir kampanyanın başlangıcını geçtiğimiz ay içinde yaptılar. Özel sektörde çalışan öğretmenlerin maaşlarının serbest piyasa aklıyla asgari ücret düzeyinde -bazen çeşitli hilelerle daha da altında- tutulmasına karşı “Taban Maaş” kampanyası, memleketin dört yanında öğretmenlerin öz gücüyle başlatıldı. Kampanya onlarca ilde kampanya stantlarıyla, afişlerle, bildirilerle, üyelerin ve alandaki tüm öğretmenlerin desteği ile devam etmekte. Bu kampanyadaki amaç, ilk etapta sektördeki öğretmenlerin ücretlerini 2007’de kaldırılan yasadaki gibi “kamuda çalışan dengi öğretmenin maaşından düşük tutulamaz” seviyesine çekmektir.

Yasa bugünkü şartlara göre görece bir güvence ortamı oluşturmaktaydı. İş görüşmeleri sırasında öğretmenin elini güçlendiren bir taban ücretin varlığı koşulların en azından maddi açıdan bu denli kötü olmasına engel olmaktaydı. Özellikle büyükşehirler dışındaki illerdeki çalışma şartları, taban maaş mücadelesinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Taban maaş uygulaması örgütlü durumda olmasalar dahi öğretmenler arasında anlaşma süreçlerine dair bir birlikte hareket edebilme yeteneği katmaktaydı. Taban maaş yasasının kaldırılması özellikle çalışmaya yeni başlayacak öğretmenler için çok büyük handikap oluşturmuş ve patronlar için daha düşük ücretlerle çalışacak öğretmen arayışını hızlandırmıştır.

Eğitim fakültelerinin sayısının artırılması, kamuya öğretmen alımının azaltılması, fen ve edebiyat fakültelerinden mezun olanlara formasyonla öğretmenlik hakkının tanınması aslen özel sektöre ucuz iş gücü oluşturmanın temel adımları olarak planlanmıştır. Özellikle büyükşehirler dışındaki illerdeki çalışma şartları bu kazanımın önemini ortaya çıkarmaktadır. Hem hukuki hem fiili mücadeleyi birlikte götürmenin önemine başından beri dikkat çeken öğretmenler, süreci öğretmenlerin gücüyle alanlarda ve avukatların desteğiyle adliyelerde birlikte götürmeye kararlı.

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin hak mücadelesini, en kritik ve yakıcı sorun olan ücret sorunu üzerinden başlatmış olması sürecin örgütlenmesinde ön açıcı olmaktadır. Asli problemleri tali hale getirmeyen, kitlenin problemler içinde merkeze aldığı bir durumu es geçmeden başlatılan mücadele sendikanın somut ve çözüm odaklı bir akılla hareket ettiğini hissettirme noktasında önemli bir iş görmektedir. Günümüzdeki ekonomik kriz koşullarında bu şartlar altında çalışan ve yaptığı işe sürekli yabancılaştırılan öğretmenlerin kampanyaya dair ilk tepkileri ve olumlu dönüşler yüzünü politik tartışmaların gerilimine değil alanın dertlerine dönebilen bir emek mücadelesinin potansiyeline dair bizlere çok şey öğretmektedir. Birkaç ay öncesinde var olmayan bu çalışma önümüzdeki günlerde birçok ilde sokaklarda bir kampanya örgütleme iddiasıyla hazırlık içindedir. Bu mücadele yasal bir kazanımla sonuçlanmasa dahi öğretmenlerin bir taban maaş kararı üzerinde ortaklaşarak süreci fiili olarak kazanımla tamamlaması çok uzak bir ihtimal olarak durmamaktadır.


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur