Kazdağları’nda kadınlar direniyor: ‘Bakır madeni, Hacıbekirler köyünü haritadan silecek’ – Füsun Kayra (Çatlak Zemin)

Hacıbekirler köyünden kadınlar, doğaları için bilirkişi keşfine katılmak ve seslerini duyurmak istediler ama davacı oldukları halde dinlenmediler. Yine de sözlerini haykırdılar ve haykırmaya devam edecekler: Kazdağları’ndan #DefolCengiz

Kazdağları’nda kadınlar direniyor: ‘Bakır madeni, Hacıbekirler köyünü haritadan silecek’ – Füsun Kayra (Çatlak Zemin)

İnsanlık uzun süredir kritik bir eşikte; içinde yaşadığı gezegen ve yaşayan tüm canlı türlerinin hayatta kalması için ya daha geç olmadan harekete geçecek ya da tüm gezegeni bir yok oluşa sürükleyen bu ekolojik yıkımın seyircisi olacak.

Bu yıkımın nedeni olan sistemin adını net olarak koymak mücadelenin de ilk adımıdır. Doğayı sadece üretim ve tüketimde kullanılacak bir kaynaklar toplamı olarak gören, hiyerarşik, sınıfsal, militarist, rekabetçi bu sistemin adı, o sistemin altında en çok ezilenler olarak kadınlar için çok net: Kapitalist Ataerki.

Yaşadığımız bu ekolojik yıkımı, doğaya, hayvana tahakkümü, kadına tahakkümden ayrı tutmayan biz kadınlar; yaşama hakkımızı elimizden almaya çalışan bu sistemin, uzun tarihsel eril bir tahakkümün karşısında bin yıllardır verdiğimiz mücadeleyi, yaşam alanlarımızı savunurken de veriyoruz o yüzden.

Çünkü kadınlar; neolotik dönem öncesinden itibaren, toplayıcılıktan beri toprak ile iç içeydiler. Üretim devrimiyle toprağı işleyenler de gene kadınlardı. Toprağın yaratıcı gücünü ilk keşfedenler de. Doğanın içinde emeğiyle var olan, bu emeği bir iktidar aracı olarak kullanmayan, doğaya hükmetmeyi düşünmeyen bir anlayışı binyıllarca da hakim kıldılar.

Ancak ataerkinin toplumsal yapıyı şekillendirmeye başlamasıyla kadın ve doğanın kaderi de değişti. Bu ortak kaderin bilincinde, kadınlar doğanın hakkını savunmada en öndeler o yüzden.

İçinde bulunduğu doğanın, coğrafyanın kaderini değiştirecek bir proje de, alenen ettiği cinsiyetçi küfür ile tam da ataerkini temsil eden Cengiz Holding’e ait Halilağa Bakır Maden Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi projesi. İsmini yakınlarındaki Halilağa köyünden alan bu proje, asıl yıkıcı etkisini Hacıbekirler köyü üzerinde gösterecek.

Projenin % 80’i Hacıbekirler sınırları içinde kalıyor; köyün merkezine 730 metrede atık havuzları ve ölüm çukurları açılacak. Yılın 365 günü 7/24 üç vardiya çalışarak, patlatmalı açık ocak olarak 19 yıl işletilecek. Şurası çok açık ki proje, Kazdağları silsilesinin bulunduğu Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Hacıbekirler köyünü haritadan silecek.

Projenin ÇED olumlu kararına karşı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çanakkale Tabip Odası, Çanakkale İnsan Hakları Derneği, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği, Ayvalık Tabiat Derneği, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Çan Çevre Derneği, Tema Vakfı ve 81 yöreden vatandaş dava açtı. Mahkeme, Tema Vakfı ve Çan Çevre Derneğinin davalarına karşılık bilirkişi heyeti atadı; 21 Kasım 2021’de (geçtiğimiz Pazar günü) bu bilirkişi heyetinin keşfi vardı. Yürütmeyi durdurma kararı da bu davadaki karara bağlı olduğundan, diğer davacılar da keşfe katılmak istedi. Davacı olan Hacıbekirler köyünden kadınlar da sözlerini söylemek istedi ama uzun tartışmalara rağmen hakim tarafından bu istek kabul görmedi. Halbuki hakim bu bilirkişi keşfinden çıkacak kararın diğer davaların dosyasına da gireceğini ve o davalarda da buna göre değerlendirme yapılacağını belirtmişti; buna rağmen, gene de diğer davacıların ve köylü kadınların söz hakkının gasp edilmesine izin verdi.

Geçim kaynaklarını korumak, yaşam alanlarına sahip çıkmak için söz almak isteyen Hacıbekirler köyünden Gülferit abla ne diyecekti peki söz alsaydı hakime; ‘kendi hayvanını, yiyeceğini yapan köylüler kazanmayıp bir adamın Cengiz’in kazanmasına izin verilecek. Hayvanlar, börtüler, böcekler, bütün malikler yok olacak bütün doğa kaybolacak. Biz kendi kendimize yetiyoruz’ diyecekti.

Evet sürdürülebilir olan köylünün hayvancılıkla geçinip, kendi bostanını, yediğini içtiğini de bu topraklardan çıkarmasıdır. Hiç apartmanda hayat sürmemiş, market yüzü görmemiş, emeklilik yaşındaki yöre insanının, ninelerinin dedelerinin topraklarında yaşamaya devam etmesidir.

Hep istihdam yalanı ile madenciliği savunan anlayışa karşılık, hayvancılıkla geçimini sağlayan yöre halkının madenden gelen istihdama ihtiyacı da yok. Keşfe katılan şirket yetkililerinin beyanına göre güya 300 kişi madende çalışmak için başvurmuş Hacıbekirler’den. 35 hanelik köyün çoğunluğu yaşlılardan oluşuyor ‘değil 300 kişi madene başvursun, 100 kişi dahi yaşamıyor zaten köyde, bu kadar pervasızca yalan konuşmaya da pes artık’ diyor köyden Zeynep abla.

Bundan sonra ne olacak diyor köylü kadınlar; eğer bilirkişi heyeti yapılan tüm itirazlara ve yöre halkının karşı çıkmasına rağmen olumlu karar verir ise, Cengiz önce tesis inşası için inşaata başlayacak. Gözümüzün önünde, uçsuz bucaksız yeşilliğin, çamlık ormanların olduğu Hacıbekirler’in çevresinde kesimlere başlayacak demek oluyor bu.

Kazdağları Kirazlı’da Alamos Gold 350 bin ağacı kestiğinde, sürece tüm kesimler düz traşlamadan sonra dahil olmuştu. Kirazlı’da tüm doğa savunucularının, duyarlı tüm vatandaşlarımızın, yöre halkının ortaya koyduğu haklı isyanın, öfke ve direncin kat be kat fazlasıyla karşılaşacak o yüzden Cengiz Holding. Yaşam alanları ile yaşama hakları da ellerinden alınacak köylü kadınlar canları pahasına köylerini koruyacaklar. Bu da demek oluyor ki; ülkenin içinden geçtiği zor süreçte, şehirlerde haksızlığa karşı sesini yükseltenler de Kazdağları’nı savunacak; suyumuzu, toprağımızı, havamızı korumak adına biz de köylü kadınlarla beraber direneceğiz.

Ama #DefolCengiz diye haykırırken inancımız tam; Cengiz’i Kazdağları’ndan defedeceğiz.

Kaynak: Çatlak Zemin

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur