Bolu Dağı’ndaki ağaç katliamına karşı mücadele eden köylülere, TMMOB Kocaeli’den destek

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kocaeli bileşenleri, Bolu Kıbrıscık yolu üzerinde bulunan 500 yıllık Ayman Yaylası köylülerinin bir süredir, yaylalarına çok yakın mesafede yapılması planlanan taş ocağına karşı verdiği direnişi desteklemek için yurttaşları ziyaret etti

Bolu Dağı’ndaki ağaç katliamına karşı mücadele eden köylülere, TMMOB Kocaeli’den destek

TMMOB bileşenleri, 14 Kasım Pazar günü, yoğun bir katılım ile taş ocağı yapılmak istenen ve yüzlerce ağacın kesildiği alanda keşif yaptı. Heyet, daha sonra alanda yapılmak istenen taş ocağının doğaya, hayvancılığa ve köylünün yaşam alanları olan yerlere vereceği zararları anlattı.

Basın açıklamasını TMMOB Kocaeli İKK Başkanı Murat Kürekçi yaptı. Açıklamada, “Projeye esas olan ocağın 550 m güneybatısında yer alan ve hayvancılık faaliyeti için yararlanılan Ayman Yaylası, 460 m güneyinde hayvan sürüleri ile yaban hayatının su ihtiyacını karşıladığı Akçakilise Deresi bulunmaktadır. Ayrıca hayvancılık faaliyetini sürdüren Ayman yaylası mera alanı ve hayvan ağılları ocağın kurulmak istendiği alan ile Ayman Yaylası arasında kalmaktadır. Ayman yaylası ve civar yerleşim yerlerinin elektrik ihtiyacının karşılandığı Yüksek Gerilim Elektrik İletim Hattı ocak alanına yaklaşık 60 metre mesafede bulunmaktadır” denildi.

“Telafisi mümkün olmayan kirlenmelere yol açacak”

Kürekçi, konuşmasında ocak alanına 60 metre mesafede yer alan Yüksek Gerilim Elektrik İlettim Hattının ayrı bir tehlike barındırdığını belirterek olası kontrolsüz patlamalarda ve iletim hattının zarar görmesi durumunda, çevre yerleşim alanlarında enerji kesintisinin yaşanmasının yanı sıra, geniş ölçekli orman yangınlarına davetiye çıkarabileceğini vurguladı.

Kürekçi, sözlerine “Taş ocağı faaliyetlerinde birçok işlemin sonucunda oluşacak olan toz canlı sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşmaktadır. Açığa çıkacak tozun bölgedeki ağaçların ve doğal bitki örtüsünün üzerine yerleşmesi sonucu bitkisel solunumu engelleyerek, doğal bitki örtüsü ve ağaçların kurumasına kadar olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Ayrıca tozun tane boyu küçüldükçe havada asılı kalma süresi uzadığından, civar yerleşim bölgelerine meteorolojik olarak taşınımıyla birlikte insan sağlığı açısından da ciddi tehdit oluşturacaktır. Yine taş ocağı faaliyetlerinde açığa çıkacak olan toz, geçimini hayvancılık faaliyetleriyle sürdüren yöre halkının su kaynağı olan ve bugünlerde ciddi anlamda kuraklık tehdidi altında olan Akçakilise Deresinde de telafisi mümkün olmayan kirlenmelere yol açacaktır” diye devam etti.

“Yetkilileri projeden vazgeçmeye davet ediyoruz”

Kürekçi, “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu olarak, yetkilileri bilimsel ve teknik saiklerden uzak bu projeden derhal vazgeçmeye davet ediyor, doğası, merası ve yaşam hakkı için direnen Ayman Yaylası köylülerinin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” diyerek konuşmasını bitirdi.

Bolu Ayman Yaylası köylüleri de yaptıkları yazılı açıklamada ormanlarını, ağaçlarını katledecek olan taş ocağını istemediklerini söyledi.

“Başımızı soktuğumuz iki odalı evimize göz koyuyorlar”

Köylülerin açıklaması şöyle:

Bolu Kıbrıscık Yolu üzerindeki ormanlara göz diktiler. Yer altından çıkarılacak bir avuç maden için, taş ocağı için yerin üstündeki ormana, canlılara, çiçeklere, ekosisteme kıyıyorlar.

Üstelik bu alana 900 metre uzaklıkta, yakın zamana kadar kullanılmakta olan bir taş ocağı olmasına rağmen, yeni bir taş ocağı açmaya çalışıyorlar.

Bizim yaylamız taş ocağı yapılacak yere sadece 500 metre mesafede. 500 yıldır bu dağlarda hayvancılık yaptığımız birkaç dönümlük meramıza, koyunlarımızı yatırdığımız ağıllarımıza, başımızı soktuğumuz iki odalı evimize göz koyuyorlar.

Yargı süreci beklenmeden asırlık ağaçlar kesildi

Daha yargı süreçleri tamamlanmadan asırlık çam ağaçlarını kesip geçtiler birkaç saat içinde, biz yetişene kadar.

Buraya özgü bitkilere zarar verecekler, hayvanlara zarar verecekler. Bu dağları evi bilen ceylanların barınacak yeri kalmayacak.

Biz 500 yıldır bu dağlarda hayvancılık yapan, bu ormanın gerçek sahipleriyiz. Bu dağlarda büyüdük, karnımızı bu dağlar sayesinde, bu dağlarda doyurduk. Analarımız, babalarımız bu dağlardaki mezarlığımızda yatıyor.

“Taş ocağı istemiyoruz!”

Onların gözü gibi koruduğu bu dağları, meralarımızı, ormanımızı onlardan nasıl teslim aldıysak, çocuklarımıza ve torunlarımıza da aynı şekilde bırakmak istiyoruz. Bir tek dalına zarar gelsin istemiyoruz. Biz dağdan bir tek odun dalı getirip yakmaya kıyamazken, ekmeğimizi beslediğimiz mandaların tezeğiyle pişirirken, elin oğlu şimdiden 150 ağacımızı kesti geçti bile. Ve 2500 ağaç kesmek istiyorlar, taş ocağı için.

Ağaçlarımız, ormanımız katledilmesin, taş ocağı istemiyoruz!

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur