10 Ekim soruşturmasında delil gizleyen savcılar hakkında yapılan şikayet Yargıtay’dan döndü

10 Ekim Ankara Katliamı dosyasının soruşturma savcıları olan Ramazan Dinç, Tekin Küçük ve Derda Gökmen'in katliamın aydınlatılmasına olanak sağlayacak 9 klasör belgeyi soruşturma dosyasına koymaması, katliamın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra açığa çıkmıştı. Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu, 25 Ekim 2021 tarihli kararıyla, Ramazan Dinç ve Tekin Küçük hakkındaki şikayetin "yakınmanın konusu, yargı yetkisinin kullanılmasından kaynaklanan bir konuya ilişkin ve iddialar soyut içerikli olduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına" kesin olarak karar verdi. 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu ise duruma ilişkin bir açıklama yaptı

10 Ekim soruşturmasında delil gizleyen savcılar hakkında yapılan şikayet Yargıtay’dan döndü

10 Ekim Ankara Katliamı dosyasının soruşturma savcıları olan Ramazan Dinç, Tekin Küçük ve Derda Gökmen’in katliamın aydınlatılmasına olanak sağlayacak 9 klasör belgeyi soruşturma dosyasına koymaması, katliamın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra açığa çıkmıştı. Delil gizlemenin katliamın üzerinden 4 yıl, ilk davanın hükme bağlanması üzerinden ise 14 ay geçtikten sonra, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine teslim edilmesiyle açığa çıkmasının ardından dava avukatları bu savcılar hakkında 13 Mayıs 2020 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikayette bulunmuştu.

Ramazan Dinç ve Tekin Küçük hakkındaki şikayet, görevlerine Yargıtayda devam etmeleri nedeniyle HSK tarafından Yargıtay 1. Başkanlar Kuruluna gönderildi. Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu, 25 Ekim 2021 tarihli kararıyla, Ramazan Dinç ve Tekin Küçük hakkındaki şikayetin “yakınmanın konusu, yargı yetkisinin kullanılmasından kaynaklanan bir konuya ilişkin ve iddialar soyut içerikli olduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına” kesin olarak karar verdi. Derda Gökmen hakkındaki şikayet süreci hala HSK önünde.

Avukatlar, bugün (26 Kasım) Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu ve durum hakkında da bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

10 Ekim Ankara Katliamı soruşturmasında delil gizleyen savcılar, Yargıtay ve HSK korumasında

Yargıtay, şikayetimizin konusunun “yargı yetkisinin kullanılmasından kaynaklanan bir konuya ilişkin” olduğunu değerlendirmiştir. Yargıtay 1. Daire üyelerinin şikayetimizin konusunu anlamamış olmaları mümkün değildir. Şikayet,dosyaya giren delillerin savcılık tarafından nasıl değerlendirildiğine ilişkin değildir. Şikayet, soruşturma tamamlanırken toplanan deliller arasında yer verilen soruşturma evrakının fiziken bulunamamasına ilişkin de değildir. Şikayet,9 klasörden oluşan soruşturma evrakına, toplanan deliller arasında hiç yer verilmemesine ilişkindir. Hiçbir savcının dosya “gizlemek” gibi bir yargı yetkisi bulunmamaktadır.

Aynı durum Yargıtay 1. Başkanlar Kurulunun soyut/somut değerlendirmesi için de geçerlidir. Üç soruşturma savcısının, 100 kişinin öldürüldüğü bir katliama ilişkin soruşturma evrakından, en hafif değerlendirme ile 4 yıl süreyle haberdar olmaması, yine en hafif değerlendirme ile görevi kötüye kullanma suçu kapsamındadır. Şikayetimiz yoruma veya değerlendirmeye dayanmamaktadır. 9 klasör evrakın 4 yıl süreyle gizlenmesi gayet somut bir iddiadır.

9 klasörden oluşan soruşturma evrakının niteliği soruşturma savcılarının sorumluluğunun/suçunun büyüklüğünü göstermektedir.

Katliamı aydınlatabilecek deliller gizlendi

İlgili klasörler, soruşturmanın başlangıç dönemine ilişkin evrakı içermektedir. 10 Ekim Ankara Katliamı Gaziantep IŞİD hücresi tarafından örgütlenmiş, iki canlı bomba 9 Ekim 2015 gecesi karayolu ile Ankara’ya yola çıkmış, canlı bombaları taşıyan aracı Halil İbrahim Durgun kullanmış, araca Yakub Şahin eskortluk etmiştir. Canlı bombaların Ankara’ya ulaşmasında en önemli sanıklardan biri Yakub Şahin’dir. Bahis konusu 9 adet kayıp klasörde canlı bomba aracına eskortluk yapan sanık Yakub Şahin ve örgütün nakliyecisi olan sanık Hüseyin Tunç ile ilgili soruşturma evrakı yer almaktadır.Bu evrakta Yakub Şahin ve Hüseyin Tunç’un katliamdan 10 gün önce, 30 Eylül 2015 tarihinde, Nizip’te 2 ton gübre satın almak istedikleri, gübrenin artan terör eylemlerinde kullanılabileceğinden şüphelenen satıcının kimlik soruması üzerine alamadan ayrıldıkları ve gübre satıcısının şikayeti üzerine haklarında soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında Hüseyin Tunç ve Yakup Şahin’in kimlikleri tespit edilmiştir. 2 Ekim 2015 tarihinde dosya kapsamında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Büro Amirliğine ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne yazılar yazılmış ancak Gaziantep Emniyeti tarafından hiçbir işlem yapılmamıştır. Terör eylemi yapabileceği,bir gübre satıcısı tarafından değerlendirilen Yakup Şahin ve Hüseyin Tunç katliamdan 10 gün önce emniyet tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen 10 Ekim Ankara Katliamında etkin rol alabilmiştir. Bu soruşturmanın akıbeti belli bile değildir. Soruşturma savcıları katliamın aydınlatılmasına olanak sağlayacak bilgileri değerlendirmediği gibi, bu soruşturmanın ilerletilmesi ile ilgili de herhangi bir işlem yapmamıştır.

Bu dosyalara müştekilerin soruşturma sürecinde erişmesi soruşturma kapsamında alınan kısıtlılık kararının müştekilere ve müşteki vekillerine yönelik de uygulanmasıyla engellenmiştir. Müştekilerin soruşturmaya etkili katılma, delilleri inceleme, toplanmasını veya yok olmasını engelleme hakkı, soruşturma savcılarının talebiyle 11 Ekim 2015 tarihinde alınan kısıtlılık kararıyla engellenmiştir. Kısıtlılık kararın gerekçesi evraklara erişmenin “soruşturma amacını tehlikeye düşürecek” olmasıdır. Kısıtlı yürütülen soruşturma süresince evraklar savcılarca gizlenmiş, soruşturma amacı savcılarca tehlikeye düşürülmüştür.

Tüm bu bilgiler kapsamında şikayetiişlemden kaldırma kararı veren Yargıtaya soruyoruz:

  • 10 Ekim Ankara Katliamı soruşturmasını yürüten savcılar katliamı gerçek anlamda soruşturmamak ve katliamın gerçekleşmesine olanak sağlayan kamu görevlilerinin açığa çıkmasına neden olacak bilgi ve belgeleri gizlemekle mi görevlendirilmiştir?
  • Katliamın aydınlatılmasına katkı sunacak 9 klasör evrak bu görev kapsamında mı gizlenmiştir? Yine Nizip’te başlatılan soruşturma akıbetinin savcılarca takip edilmemesi bu görev kapsamında mıdır?
  • Soruşturma savcısı Tekin Küçük 16 Temmuz 2018’de, Ramazan Dinç ise 17 Eylül 2019’da HSK Genel Kurulu tarafından Yargıtay üyeliğine atanmıştır. Görevde yükselmelerine olanak sağlayan soruşturmalardan biri de bu görevi gereği gibi yerine getirmiş olmaları mıdır?
  • Yargıtay 1. Başkanlar Kurulunun, hukukçu olmayan ortalama vatandaşlar için bile gayet açık olan şikayetimiz karşısında ifade dahi almadan verdiği kararın gerekçesi bu kişilere dokunulmazlık ve cezasızlık konusunda verilmiş bir güvence midir?
  • Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar “Hayır” ise, yazarak paylaşma gereği duymadığınız kararınızın gerekçesi nedir?

Bu soruların yanıtı, etkili bir soruşturma ve yargılama için, katliamın gerçekleşmesinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması için, adalet adına ısrarla her türlü hukuk yolunu harekete geçirmeye çalışan ve her seferinde aynı duvara çarpan bizler için gayet net. Elbette bu sorulara verdiğimiz yanıt mücadele kararlılığımızı değiştirmiyor. Tüm sorumlular yargılanana, adalet sağlanana kadar bu suç ortaklığına karşı mücadelemize devam edeceğiz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur