Diyarbakır’da kadınlardan katledilen Hasret Tutal için açıklama

Urfa’da katledilen Hasret Tutal için Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, Ergani Belediye Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirerek, etkin bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği konusunda tereddütlerinin olduğunu ifade etti

Diyarbakır’da kadınlardan katledilen Hasret Tutal için açıklama

Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı öncülüğünde Urfa’da Şervan Bekir Gülel tarafından katledilen Hasret Tutal nezdinde artan kadın katliamlarına ilişkin aile ile birlikte Ergani ilçesi Belediye Parkı’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Rosa Kadın Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, (ÖHD) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Tevgera Jınên Azad (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ergani ilçe örgütü katıldı.

“Tereddütlüyüz”

Açıklamayı ÖHD Diyarbakır Şube Eş Başkanı Özüm Vurgun okurken savcılığın dosyaya kısıtlama kararı getirdiğini, ailenin ve avukatların erişimini engellediğini söyledi. Özüm, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülüp yürütülmediği hususunda tereddütlerinin olduğunu kaydetti. Özüm, “Hasret Tutal’ın vücudunda ensesindeki ateşli silah yarası dışında farklı yerlerde eziyet bulguları da mevcuttur. Zira bu husus bizzat söz konusu olaydan sonra kendisini gören aile bireylerinin ve oradaki sağlık görevlilerin beyanları ile de sabittir. Hasret’in vücudunda bulunan; olayın gerçekleşme şekline ve daha öncesinde neler yaşandığına ilişkin emare oluşturan eziyet bulguları ilgili soruşturma makamlarınca yeterince araştırılıp araştırılmadığı tarafımızca bilinmemektedir” dedi.

“Katledilen her kadının hikâyesi birbirine benziyor”

Silahlara rahat erişilebildiğine dikkat çeken Özüm, Türkiye’de ciddi anlamda artan kadın katliamlarında en sık başvurulan yöntem haline geldiğini belirtti. Bireysel silahlanmanın arttığı ve iktidar tarafından bu duruma ciddi alanların açıldığını ifade eden Özüm, “Bu dönemde silahlar kadınları öldürme, tehdit etme ve korkutma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu ülkede yaşanan hemen hemen her kadının katliam hikâyesi birbiriyle benzerlik taşımaktadır. Faillerin suçtan kurtulmaya yönelik namus, aldatılma, kaza, akıl hastalığı vb. şeklindeki kurguları, yargı mercilerinin salt failin beyanı üzerinden yürüttüğü dosyalar, etkin bir şekilde ilerletilmeyen soruşturmalar, faili koruyan iktidar ve en nihayetinde failin sırtını sıvazlayan yargı kararları, her katliam hikâyesinde karşılaştığımız argümanlardandır. Bugün yaşanılan katliamları ‘kadın cinayeti’ olarak adlandırmak ve bu kavramla tanımlamak yetersiz kalmaktadır” şeklinde konuştu.

“Kadın cinayetleri politiktir”

Devletin katliamları önlemediğini ve failleri cezasızlık politikası ile ödüllendirdiğine vurgu yapan Özüm şu ifadelere yer verdi:

Devlet kadına güvence sağlamadığı için kadınlar ‘kadın kırımı’ ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Bugün İstanbul Sözleşmesinin feshi kararı ve 6284 sayılı yasanın itibarsızlaştırılmaya çalışılması, bu cinayetlerin önünü açmakta ve erkekleri cesaretlendirmektedir. Siyasi iktidar, İstanbul Sözleşmesini ve 6284 sayılı yasayı etkin bir şekilde uygulatacak politikalar ve stratejileri geliştirmek zorundadır. Katili koruyan erkek egemen zihniyet, söz konusu katliamın ardından hala bilinçli bir şekilde uzlaşma çabasına girerek katliamın üzerini örtmeye çalışmaktadır. Bir kez daha söylüyoruz ki; Kadın cinayetleri politiktir. Şiddet politikalarına ve kadın kırımına karşı dün nasıl olduysa bugün de aynı şekilde direneceğiz. Her türlü saldırı politikalarına karşı her alanda kendimizi savunmaya devam edeceğiz. Buradan iktidara sesleniyoruz; haklarımızdan, kazanımlarımızdan ve hayatlarımızdan elinizi çekin.

Açıklama kadınların, “Jın jiyan azadi” sloganıyla sona erdi.

Kaynak: Jinnews

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur