Yanlış numara: Benim barınma sorunum yok!

Haber takibi için gittiğim yurtsuzlar eyleminin ertesi günü, İzmir Emniyeti elindeki fişleme dosyalarını güncellemediğinden olsa gerek ailemi arayarak yurt sorunum olup olmadığını sordu. Kendisini polis olarak tanıtan kişi, öğrenci olmadığım ve “şimdilik” barınma sorunumun da olmadığı şeklindeki yanıtın ardından görüşmeyi sonlandırdı

Yanlış numara: Benim barınma sorunum yok!

Pandemi nedeniyle bir yıldan fazla süredir online eğitim yapan üniversitelerin yüz yüze eğitime geçmesiyle üniversiteliler okullarının olduğu şehirlere gitmeye başladı. Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının yetersizliği, özel yurtların fahiş fiyatlarına bir de ev kiralarının katlanarak artması eklenince çok sayıda üniversiteli “Barınamıyoruz” diyerek parklarda yatmaya başladı.

Üniversitelilerin barınma hakkı mücadelesini bastırmak isteyen iktidar, bir yandan polis baskınları ile yıldırma politikaları izlerken, bir yandan da dezenformasyona sarıldı. İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aksoy, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla, İstanbul’da direnişte olan üniversitelilerin barınma sorunu olmadığını iddia etti.

Tayyip Erdoğan da Darülaceze Yurt ve Kültürel Tesis Açılışı töreninde yaptığı konuşmasında, barınma hakkını isteyen üniversitelileri hedef göstererek “Yalan söylüyorsunuz” dedi. İktidarda oldukları 19 yılda yurt kapasitelerini tırmandırdıkları iddia eden Erdoğan, “Hiç ilgisi alakası olmayan kişileri banklara yatırarak kampanyalar sürdürüyorlar, yalan söylüyorsunuz, hayatınız yalan. Bizim yurtlarımız ortada” dedi.

Evet, barınma sorunum yok!

İktidar bir yandan medya aracılığıyla üniversitelileri hedef alırken, bir yandan da aileleri telefon aramalarıyla taciz ederek direnişi kırmaya çalışıyor. Bu tacizlerden ben de nasibimi aldım.

Sendika.Org muhabiri olarak 21 Eylül Salı günü İzmir Buca’da bulunan Hasan Ağa Parkı’nda konaklayan üniversitelilerin direnişini takip etmek için oradaydım. İçerisinde bir karakol da bulunan park hem çevik kuvvet hem de park içerisindeki sivil polisler tarafından abluka altına alınmış haldeydi. Başta Buca halkı olmak üzere, çok sayıda kişi ve kurum ise direnişteki üniversitelilerle dayanışma içerisindeydi. Yaklaşık bir saat kaldıktan sonra alandan ayrıldım.

2017 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi ile ilişiğimi kesmiş, 8 yıl yaşadığım İzmir Buca’dan da yaklaşık 2 yıl önce İstanbul’a taşınmıştım. Ancak takip ettiğim nöbet eyleminin ertesi günü, İzmir Emniyeti elindeki fişleme dosyalarını güncellemediğinden olsa gerek ailemi arayarak yurt sorunumun olup olmadığı sordu. Kendisini polis olarak tanıtan kişi, öğrenci olmadığım ve “şimdilik” barınma sorunumun da olmadığı şeklindeki yanıtın ardından görüşmeyi sonlandırdı.

Üniversitelilerle dayanışmak için direniş alanına çorba götüren ve 10 yıla yakındır üniversite ile bir bağı bulunmayan başka bir arkadaşımın da ailesi aranarak benzer sorulara maruz bırakıldı.

Yanlış yerde arıyorsunuz

İktidardan düşüşünün arifesinde olduğunu hisseden AKP, halkın gerçekliğinden koparak, üniversitelilerin barınamıyoruz isyanını kendisine yönelik planlanmış bir saldırı olarak algılıyor. 19 yıllık iktidarında çözüm üretmek yerine sorunu görünmez kılmaya çalışan AKP iktidarı ve Erdoğan, yurtsuzların isyanının gerçekliği karşısında yalana ve dezenformasyona sarılıyor. Kendi söylemlerini haklı hale getirecek argüman üretmeye çalışıyor.

Erdoğan, üniversite öğrencilerinin yalnızca yüzde 18’ine devlet yurdu sağlayabilirken, yalan söylemekten çekinmeyerek yurt sorunu olmadığını iddia ediyor. Barınma sorunu olan üniversiteliler emniyet eliyle cemaat yurtlarına yönlendiriliyor.

Bu bir direniş ve isyan çağrısıdır

İçişleri Bakanlığı’nı ve Erdoğan’ı savunma yapmak zorunda bırakan üniversiteliler, milyonların hayatını ilgilendiren yakıcı bir sorunu etkili bir şekilde gündeme getirmenin yanı sıra bir başka başarıya daha imza attılar. Eylemlerle sorunun görünür hale gelmesinin ardından başta CHP’li belediyeler olmak üzere birçok kurum, geçici yurtlar ile barınma sorunlarına çözüm üretmek için çalışmaya başladı. Belediyeler ellerindeki yapıları yurtlara dönüştürmeye başladı. Bölgedeki kiralık evler belediye bütçesinden kiralanarak üniversitelilere tahsis edilmeye başlandı.

Ancak her şeyden önce şu konuya bir açıklık getirmek şart. İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da ve memleketin diğer şehirlerinde barınma hakkı için parklarda sabahlayan üniversiteliler yatacak yerleri olmadığı için o parklarda değiller. Bu bir direniş ve isyan çağrısıdır.

Yemekhane kartındaki 1 lira ile intihar eden Sibel Ünli ve Hakan Taşdemir için, inşaatta çalışırken yeterli güvenlik önlemi alınmadığından iskeleden düşerek hayatını kaybeden psikoloji öğrencisi Nedim Yurtdaş için, fahiş fiyatlı özel yurtlara, binlerce liralık kiraları ile sağlıksız evlere ve cemaat yurtlarına mahkûm edilen, part-time öğrenci full-time işçi olmaya zorlanan sıra arkadaşları için bir isyan çağrısıdır.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur