Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yola çıktı: Artık daha güçlüyüz

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın kurulmasının ardından öğretmenler ilk toplantısını İstanbul'da yaptı. Memleketin çok sayıda kentinden etkinliğe katılan öğretmenlere birçok kentten de online olarak destek verildi

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yola çıktı: Artık daha güçlüyüz

Kuruluş işlemlerini tamamlayan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İstanbul’da yaptıkları etkinlik ile bir araya geldi. Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan etkinliğe çok sayıda ilden öğretmen katıldı. Etkinliğe Veli-Der, ÇHD ve Eğitim-Sen temsilcileri katılarak destek verdi.

Etkinlikte söz alan öğretmenler taban ücret, kısa süreli sözleşme, esnek çalışma saatleri ve sözleşme imzalanırken hukuksuz istifa dilekçelerine karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladılar.

Taban ücret talebi

2007 yılında yürürlüğe giren özel öğretim kanunu ile  getirilen “özel okul öğretmenlerine devlet öğretmenlerinden düşük ücret önerilemez” maddesinin 2014 yılında kaldırıldığına ve özel sektör öğretmenlerinin asgari ücrete mahkum edildiğini ifade eden öğretmenler, gelecek programlarının taban ücretin kanunlaştırılması, esnek çalışma saatleri ve kısa süreli sözleşmelere izin verilmemesi, sözleşmeler sırasında öğretmenlerden hukuksuz bir şekilde alınan istifa dilekçelerine karşı mücadele edilmesi çerçevesinde gelişeceğini vurguladı.

“Uğradığımız hak gasplarına karşı örgütlenme ihtiyacıyla yola çıktık”

Etkinlikte Duygu Ergen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın kuruluş sürecini şöyle anlattı:

‘Biz bir aileyiz’ denilen işyerlerimizde neler yaşadığımızın farkındaydık. Zam oranını artırmak istediğimizde “öğretmenin motivasyonu para olmamalı” dendi bize. Öğretmenlik kutsalmış, bu nedenle öyle her şeye itiraz edemezmişiz.

Haklarının gasp edildiğine değinen Ergen, “Bu işte bir terslik olduğunu düşündük, mızrak çuvala sığmadı gördük. Kimle konuşsak birbirimize sahip çıkmadığımız için bunların başımıza geldiğini düşünüyordu. Biz de artık somut adım atmaya karar verdik ama bu işin ancak bir sendika ile başarılabileceğinin de farkındaydık” dedi.

Fikrimizin doğruluğuna olan inancımız, biz büyüdükçe güçlendi

Sendikanın oluşum sürecinin nasıl ilerlediğini, öğretmenler arası dayanışmanın nasıl güçlendiğini anlatan Ergen, “Fikrimizin doğruluğuna olan inancımız, biz büyüdükçe güçlendi” diyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Tüzüğümüzü hazırlamaya başladık. Teknik bir ayrıntı gibi gözüken bu aşama üzerinde aylarca durduk. Çünkü, Tüzük bizim omurgamızı oluşturacaktı. Tüzüğümüz, karşılaşabileceğimiz engelleri aşabilmek için hukuk komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlandı.

Tanıştığımız, bizi merak eden meslektaşlarımıza kendimizi daha iyi tanıtabilmek için, ellerinin altında bulunabilecek bir broşür hazırladık.

Sosyal medyayı aktif olarak kullandık. Birçok canlı yayın yaptık. “Nasıl bir eğitim istiyoruz?” adlı yayınımızda eğitim anlayışımızı konuştuk. Yazarlar, akademisyenler, öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencileri ile “Eğitimde telafi süreci” başlıklı bir canlı yayın yaptık.

Eğitim fakültesi öğrencilerinin sendikaları konuk ettiği bir yayına katıldık.

Öğretmenlerimizin sorularını yanıtladığımız bir “Soru-cevap etkinliği”, “Sözleşme imzalarken nelere dikkat etmeliyiz” başlıklı bir canlı yayın yaparak öğretmenlerin haklarının neler olduğunu ve nelere dikkat etmeleri gerektiğini, hukuk komisyonumuz aracılığıyla anlattık.

Kuruluş için hazırlık sürecinde özel sektörde işveren kurumları yakın plandan izlemeye çalıştık. Birçok ihbar aldık, müdahale ettik, birçoğunu çözüme kavuşturduk. Hak ihlali yapan kurumları teşhir ettik, baskı oluşturmaya çalıştık.

“Sendikamızla, artık daha güçlüyüz”

Sendikanın kuruluş aşamasının tamamlanmasıyla birlikte, artık daha güçlü olduklarının altını çizen Ergen, “Sendikamız sayesinde alanda hangi meslektaşımızın hakkı yeniyorsa hep birlikte sorumluların karşısına dikilebileceğiz” diyerek mücadele programlarını şu şekilde sıraladı:

Sendikamızla, özel sektörde çalışan öğretmenin taban maaşının devlet maaşına eşitlenmesi için mücadele edeceğiz.

Öğretmen meslek kanununun çıkarılması için; sokağa çıkmamız gerekiyorsa sokağa çıkacağız, meclise yürümemiz gerekiyorsa meclise yürüyeceğiz.

İşyerlerinde tazminat hakkımızı koruyacağız. Maaşlarımızı düzenli alacak, angarya yükten kurtulup sadece kendi işimizi yapabileceğiz.

Sözleşmeyle beraber imzalatılan tarihsiz istifa dilekçelerini, işverenin keyfi maddelerle kendine köle aradığı sözleşmeleri cesaretle reddedebilecek, bu cüretlerinden dolayı onları pişman edeceğiz.

Hukukçulardan destek

Sendikanın hukuk komisyonu adına konuşmacı olan Avukat Bahattin Özdemir kürsüde söz aldı. Bir enstrüman gibi mücadelenin parçası olarak görülen hukuki mücadelenin emek alanında fiili mücadeleye de ihtiyacı olduğunu ifade eden Özdemir, önemli bir iş başlatıldığını, bunu bugün bir kez daha burada gördüğünü ifade etti. ÇHD Emek Komisyonu’ndan avukatlar da söz alarak dayanışmalarını dile getirdiler.

Esas unsur dayanışma

Sendikanın kuruluş sürecinde görev alan öğretmen Hüseyin Aksoy, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın kurulması ile hayatında yanıt veremediği sorulara yanıt verdiğini ifade ederek, “Yıllardır karşıma çıkmasından korktuğum bir soru vardı: Yıllardır haktan, adaletten, mücadelen bahseden Hüseyin öğretmen kendi uğradığı hak gasplarına karşı, neyi örgütledi neyi başardı nasıl bir mücadele etti? Bu soru yıllardır duvar gibi duruyor karşımızda. Geç de olsa bu sorunun cevabına dair bir şeyler elde etmenin gururunu yaşıyorum” dedi.

Sendikanın emek mücadelesinde önemli bir unsur olduğunu belirten Aksoy, öğretmenleri bir araya getiren esas unsurdun dayanışma olduğunu belirterek, “Bir sendika dayanışma kültüründen uzaklaşırsa, o sendikanın nereye varacağına dair önümüzde çokça örnek var. Buranın bana umur veren tarafı baştan itibaren gerçekçi bir dayanışma kültürü ve emek eksenli bir mücadele programının olması” dedi.

“Mesleğe üye olduğumuz gibi bir sınıfa da üye olduğumuzu gördük”

Sendikanın kurucu başkanı Eren Edebali, öğretmenlerin bir mesleğe üye oldukları gibi bir emekçi sınıfa da üye olduklarını belirterek konuşmasında şunları söyledi:

Bu sürece 9 ay önce bir metinle başladık. Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin sorunlarına değindik ve bu sorunlara karşı bir ihtiyacın sonucu ve bir eğiliminde var olduğunu düşünerek örgütlü yanıt vermek gerektiğini hissettik.

Pandemi döneminde yaptıkları online görüşmeler ile fikri geliştirdiklerini ifade eden Edebali, “Daha sendika fikri ortada yokken taban komitelerimizi oluşturduk. Aşağıdan yukarıya doğru bir çalışma kurduk. İllerin temsilcilerini seçtik. Ürün aslında ortaya çıkışında kendi alanında olduğu gibi emekle yoğuruldu. Tüzük ve broşür hazırlanmasına kadar dışarıdan kimseden destek almadan, dışarıya yaslanmadan öğretmenler kendi yeteneklerini kullandılar.

Patronlar için çok hünerli ve yetenekli emek alanı grubunun belki de mücadele içerisinde ortaya koyabileceği çok yetkin şeyler var diye düşünüyorum. Branşlarımız var. Herkesin ayrı ayrı yetenekleri var. Bu yetenekler mücadele içerisinde buluştuğunda hızlıca yaratıcı bir hale bürünüyorlar ve ortaya çok iyi şeyler çıkıyor. Ben bunu birkaç ay içerisinde gördüm. Bu beni çok umutlandırdı.

Sahaya hızlı müdahale edebilecek programlarımız var. Biz sorunları yaşıyorduk, kimimiz daha derin yaşıyordu. Özellikle kurs ve rehabilitasyon ayağında çalışan öğretmenler sorunları daha derin yaşıyordu. Bu sorunları dinlerken ve yaşarken aynı zamanda bu sorunları yaratan şeylerinde ne olduğunu gördük. Sadece öğretmen olmadığımızı, eğitim emekçisi olduğumuzu, bir sınıfa ait olduğumuzu, bir meslek alanına üye olduğumuz gibi bir emekçi sınıfın da üyesi olduğumuzu gördük. Sendika fikrini ortaya attığımızda buraya dair emek eksenli bakış açısını da kendi özgünlüğü ile birlikte nasıl damıtırız nasıl yansıtırız diye tartıştık.

Buradan çıkan sonuçlar ile kampanyalar yapacağız. bunlardan biri taban maaş kampamyası olacaktır. Bu kampanyayı dile getirirken, mesele sadece bir ücret meselesiymiş gibi algılanmadan özellikle şu yoksulluk çağında önemli bir yaşam meselesi olduğunu ve emek alanından bu koşullara razı olmayacağınız, boyun eğmeyeceğini göstermek istiyoruz. Biz harekete geçtikçe yeni imkanları da göreceğiz. Diğer emek alanlarına da iş düşüyor. Geç kaldık belki ama bu sadece bizim eksikliğimiz değildi. Eğitim alanının sadece kamu alanı mücadelesine indirgendi. Bir gerçeklik var, kapitalizm. Her yerden kar istiyor. Öğretmen sendikası emek mücadelesinde biz de varız diyor.

AKP özel sektör öğretmenlerini asgari ücrete mahkum etti

Etkinlikte konuşan 42 yıllık öğretmen Ali Acar, 2014 yılında özel öğretim kanunda yer alan “özel okul öğretmenlerine devlet öğretmenlerinden düşük ücret önerilemez” cümlesinin AKP tarafından kaldırılarak, öğretmenlerin asgari ücrete mahkum edildiğini, öğretmenlerin sorunlarının ise kulak arkası yapıldığını ifade etti.

Normal şartlar altında 15 ders saati maaş karşılığı, devam eden 15 saatin ise ek ders ücreti olarak ödenmesi gerektiğini ifade eden Acar, özel okul patronlarının kaymakamlıklardan etüt adı altında 10 saat daha izin aldıklarını ve iş kanunda yer alan en fazla 45 çalışma saatine kendilerinin de yaklaştırıldığını ancak bunların hepsinin tek maaş ile ödendiğinin altını çizdi.

“Hak mücadelesi herkes için lazım olacak”

Etkinlikte konuşan öğretmen Mehmet Ali Türk, bugüne kadar çalıştığı kurumlardan hakkını aldığını ve düşük ücretlere çalışmadığını ifade ederek, “Ama bir gün hak mücadelesi bana lazım olmayacak anlamına gelmiyor. Aslında hak, emek ve adalet herkes için lazım olacak. O yüzden çevremize anlatırken bence bunu da es geçmeyelim. Öğretmenlerimiz diyor ki, ‘benim şartlarım iyi, ben iyi şartlarda çalışıyorum’ ama bugün öyle yarın ne olacağı belli değil. Mücadeleye bu açıdan dahil oldum. Birlik olmakta, bir arada duymakta fayda var” dedi.

“Ağlama sırası müdürlerde”

Toplantıda söz alan öğretmen Damla Topuz, yeni mezun olduğunda, kurduğu hayallerden bambaşka koşullarla karşılaştığını, kapı kapı gezerek iş başvurusunda bulunduğunu, çoğu okulun ise “sizi eğiteceğiz” adı altında maaşsız çalışmaya zorladığını ifade ederek, “Çalışmalarımıza başladıktan sonra o bize mobbing uygulayan müdürler, ‘Buradan çıkarsan iş bulamazsın’ diyen müdürler artık, çalıştıracak öğretmen bulabilir miyim derdinde” dedi.

Topuz sözlerine şu şekilde devam etti:

Zar zor asgari ücrete bir iş buldum. 6 gün akşam 7’ye kadar çalıştırılıyorsun ama akşam 7’de de şu olabilir; 6.30’da “Hocam akşam toplantı yapacağız, bir yere gitmiyorsun.” Planın var iptal edeceksin. Mesai var mı, yok. Dershanenin broşürlerini dağıtacaksın bu da o paraya dahil, her şey o paraya dahil. Gece 12’de veli arayacak o da o paraya dahil. Her şey o asgari ücrete dahil. Kadın olmanın getirdiği çok sayıda da mobbing ile karşılaşıyorsunuz. Bir süre sonra kendinize olan saygınızı yitiriyorsunuz.

Ben mesleğimi de yapmıyorsunuz. İşten çıkmayı düşünüyorsunuz ekonomik kaygılarınız var. Müdür “Senin adını buraya yazdık, sen biraz tehlikelisin seni kimse işe almaz” diyerek tehdit ediyor. Cesaret gösterebilenler istifa ediyor ama sonra iş bulamıyoruz. Burada bizim haklarımızı savunacak bir yer lazım. MEB’e gidiyorsun, MEB diyor ki “Sen zaten öğretmen değilsin” dershanelerde büro elemanı olarak görünüyorsun. Özel okullarda öğretmensin ama yine farklı bir şey yapmıyor. Pandemide özel okullar öğrencisiz kalmasın diye onlara ödenek çıkarıyor ama yine seni sömürüyor.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur