KHK zulmüne şiirle kafa tutmak

Bu yazı KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarından biri olan Büro Emekçileri Sendikası üyesi Safiye Özşener’in yeni yayımlanan şiir kitabı vesilesiyle aynı durumdaki tüm KESK’lileri anlamak, anlatmak ve takdir etmek için kaleme alındı. Safiye ablanın şiirleri kötülüğe atılmış bir tokat oluyor, “Yenilmedim, ayaktayım “diyor. Ekmeği ve hayatı pahasına dimdik duran KESK’lilerin yaptığı gibi…

KHK zulmüne şiirle kafa tutmak

“Karanlık zamanlarda şarkı da söylenecek mi
Elbette, şarkı da söylenecek, karanlık zamanları anlatan”
Bertolt Brecht

Bir gün sabırlı ellerimiz bu kör karanlığı dağıtıp, bir türlü gelmek bilmeyen sabahlar kapımızı çaldığında nasıl olup da bu sonsuz kötülüğe dayanmış olduğumuza şaşıracağız. Geriye dönüp yaralarımızı nasıl sardığımızı, nelere tutunup hayatta kaldığımızı birbirimize anlatacağız. Bunlar belki telefonda “Nasılsın” diye soran bir ses, yüzüne kapanıp ağladığımız bir dost, belki bir şarkı, bir film, kanımıza karışıp akan alkol olacak. Kim bilir?

Gün gelip devran döndüğünde kötülüğün kaybettiğini göremeyenlerimiz toprağın altında sevincimizi paylaşacak, acıyı bal eyleyerek bugüne kalanlar boyun eğmemenin onurunu bir madalya gibi taşıyacak.

2001 krizi sonrasının yarattığı elverişli ortamda yoksulların gözünde edindiği yüksek krediyle işe başlayan, kullanışlı aptalların yarattığı illüzyondan da sonuna kadar yararlanan parti-cemaat koalisyonunun birlikte çalıp çırptığı, birlikte kumpas kurduğu dönemde payımıza baskı ve zulüm düşmüştü. Ortaklığın bozulup iç çatışmaya vardığı andan itibaren yaşadığımız saldırının dozu olağanüstü oranda arttı. Sadece emek, barış, laiklik mücadelesi içinde yer alanlara değil, kendisinden olmayanların varlığını beka sorunu haline getirip biat etmeyenlere yönelik kindar bir taarruz başlatan yeni iktidar bloğu, iyi ve güzel olan her şeyi ortadan kaldırmaya yemin etmiş gibiydi.

90’lı yıllarda sokakta verilen fiili mücadeleyle kurulan ve nice badireler atlatan KESK de bu hayasızca akından nasibini fazlasıyla aldı. OHAL ilanı ile birlikte tarihin en ağır saldırısı altında kaldık. Binlerce üyemiz savunması bile alınmadan hukuksuz bir biçimde işinden edilirken yargıya başvurma hakkı da üyelerimizin elinden alındı. Emekliliği hak edenlerin ikramiyesini gasp etmek istediler, çalışma hakkını elinden aldıklarının başka yerde işi bulmasını yasakladılar. İntiharları, iş cinayetlerine kurban gidenleri, bu acıya dayanamayıp kalp krizi, kanser gibi hastalıklara yenik düşenleri çaresizce izledik, kalbimize gömdük. Bize ağaç kabuğu yemeyi reva gördüklerinde taşın vicdanı sızladı, toprak bereketini kesti, yağmurlar dünyaya küstü ama onlar yaptıkları kötülükle gurur duydular.

Beraber ıslandık tazyikli sularda…

Bu yazı KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarından biri olan Büro Emekçileri Sendikası üyesi Safiye Özşener’in yeni yayımlanan şiir kitabı vesilesiyle aynı durumdaki tüm KESK’lileri anlamak, anlatmak ve takdir etmek için kaleme alındı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda sendikamızın iş yeri temsilciliğini yürüten Safiye abla ertesi gününü düşünmeden cebindeki son parasını çıkarıp ihtiyacı olan birine verirken bunu o kadar doğal bir biçimde yapardı ki düzenin dayattığı ilişkilerin dışına çıktığının farkına bile varmazdı. Paylaşmak sanki doğa yasasıydı da o da bu yasaya uyuyordu. Sendikamızın ihraç edilen üyelerimize verdiği dayanışma aidatını, başkaları yararlanabilsin diye darda kalmadıkça almadı. Konfederasyonumuzun yöneticileri tutuklanırken adliye önünde sabahlamak, sendikamızın çağrısına uyup iş bırakmak, torba yasa, 4+4+4 gibi radikal eylemlerde bulunarak ateşten gömleği giymek onun için yemek içmek gibi doğal bir şeydi. Sadece sendikamıza değil toplumsal muhalefete de destek vermeyi ihmal etmedi. Hopa davası görülürken sabahın ilk saatlerinde alanda yerini aldı. Hacettepe direnişini ziyaret edemediğinde maddi desteğini iletti. Ergenlikten çıkıp üniversiteye hazırlanan oğlunu emanet edecek birilerini aramadı, çünkü devrimci gençlere güvenebileceğini biliyordu. ODTÜ’de ayağa kalkıp SBF’de Burhan Kuzu’dan omlet yapan gençler, akşamları Safiye ablanın evinde soluğu alıyorlardı. Dostluğu çabuk, sevmesi aceleydi. Direniş alanında tanıştığı Tekel işçileri sonraki yıllarda Ankara’ya yolları düştüğünde hem işyerinde hem evinde onu ziyaret ettiler. Diyarbakır’da kalacak yeri de böylece oluşmuştu. Tekel işçileri onu evlerinde ağırlamakla kalmadı, çatışmalı geçen Diyarbakır-Bursa maçında spor yazarı olan eşinin güvenliğini de sağladı.

“Sık dişini, yılma sakın, vazgeçme bu umuttan”
Metin Altıok

Ve bir gün kötülük imparatorluğu kendi içinden çatırdadığında önce açığa alındı, daha sonra ihraç edildi. At izi ne kadar it izine karışırsa karışsın sosyalist kimliği, hakkındaki iddiaları boşa çıkarıyordu. Fakat ferman verilmişti bir kere. Süleyman’ın mührü bütün yasaların, lehine sonuçlanan araştırmaların, kanıtların üstündeydi. Sonrası bütün KHK mağdurlarının yaşadığı gibiydi. Belki birkaç kere intiharın kıyısından döndü, yine de hayata tutunabildi. İzan Yayıncılık tarafından yayınlanan “Şarap Rengi Zamanlar” adlı kitap inadına yaşamanın, direnmenin şiirleşmiş hali olarak karşımıza geldi.

Kitabın imza günü geçtiğimiz Cumartesi günü (18 Eylül) düzenlendi. Söylemeye gerek yok ki sendikamızın üye ve yöneticileri bu özel gününde kendisini yalnız bırakmadı. Fotoğraflarla desteklenen şiirlerinde karanlığa gömülü yıllarda çekilen çileler, acıyla baş etme gücü, her şeye rağmen yeniden yeşertilen umut kendini gösteriyor. Geçmişin acılı muhasebesini tutmak geleceğe iyimser bir köprü kurulmasına engel olmuyor. Haklı bir öfke dizelerden fışkırıp önümüze düşüyor. Dicle ile Fırat’ın bakıştığı kederli bir coğrafyada Hasankeyf’in, küçelerin, kemerlerin izlerini arıyor, yangın yerine çevrilmiş bir bölgede Mem u Zin ateşini harlıyor. Zulmün karşısına sevgiyle çıkıyor. Kısaca Safiye ablanın şiirleri kötülüğe atılmış bir tokat oluyor, “Yenilmedim, ayaktayım “diyor. Ekmeği ve hayatı pahasına dimdik duran KESK’lilerin yaptığı gibi…

Veyl; kendini satanlara, eğilip bükülenlere…

Selam olsun direnenlere…

Not: Kitabı okuma olanağı bulamayanlar Metin Altıok’un Zor Zamanlarda Gazel şiirinin bestelenmiş halini Muhteber Cihaner’in sesinden dinleyebilir. Biz birbirimizi anlarız yoldaşlar!

* İhsan Gülhan: Büro Emekçileri Sendikası Ankara 2 No’lu Şube Başkanı


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur