Kapitalist dünya çalkalanıyor!.. – Mustafa Yalçıner (Evrensel)

Büyük iddialarla “dünyanın damını” işgal eden ABD, burayı ne denli altından kalkacakları belli olmasa bile vekillere devrederek, yeni ipek yolu denen Çin’in “Kuşak-Yol Projesi”yle görece uzunca bir zamana yayılan amaçlarının kısa yoldan önünü kesmek üzere, doğrudan Asya-Pasifik’e yüklenme görüntüsü veriyor

Kapitalist dünya çalkalanıyor!.. – Mustafa Yalçıner (Evrensel)

Son 1 ay içinde kapitalist emperyalist dünyada iki önemli gelişme yaşandı.

İlki; ABD’nin peşinden sürükleyerek Afganistan işgaline ortak ettiği Avrupalı müttefiklerine haber bile vermeden bu ülkeden çekileceğini açıklayıp askerlerini birkaç gün içinde evlerine göndermesiydi. Bırakın danışma ve koordinasyonu, Avrupalılar çekilmeyi ajanslardan öğrendi.

Oysa Biden Trump’ın “hoyratlıklarını” eleştirerek Avrupalı müttefikleriyle ilişkileri düzeltme sözü vermiş, Avrupa gezisi ve NATO toplantısında vaadini tekrarlamıştı.

İkinci gelişme, ABD ve İngiltere’nin Avustralya ile üçlü bir güvenlik işbirliği anlaşması imzalaması oldu. Anlaşma; Avustralya (A), Birleşik Krallık (UK) ve ABD’nin (US) ilk harflerinden oluşan AUKUS Paktı adıyla anılıyor. Biden, Johnson ve Morrison telekonferans aracılığıyla yaptıkları ortak açıklamayla paktın kuruluşunu ilan ettiler.

Önce İngiltere yıllarca süren ve yılan hikayesine dönen Brexit sürecine nokta koyarak AB’den ayrılmıştı. İngiltere ve ABD arasındaki özel ilişkiyi bilmeyen yok. Her iki ülkenin en büyük dış sermaye yatırımları karşılıklı olarak birbirlerinde bulunuyor. Ve emperyalistler arasındaki mücadelede güç kaybetmekte ve rekabet gücü gerilemekte olan İngiltere, rotayı AB ile değil ABD ile yakınlaşma yönüne kırmış bulunuyor. Şimdi de iki ülke, yanlarına Avustralya’yı alarak, Asya-Pasifikte birlikte iş tutmaya başlıyor.

Ne olmuş ki, Asya-Pasifik’te ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği), TPP (Trans Pasifik Ortaklığı), RCEP’in (Geniş Kapsamlı Bölgesel Ekonomik İşbirliği) vb. ardından bir yeni anlaşma daha imzalanmış denebilir. AUKUS’un diğerlerinden farkı, sözü edilen ülkelerin teknolojinin yanı sıra sanayi merkezleri ve tedarik zincirlerini birbirlerinin paylaşımına açmaları. Burada kalmayıp anlaşmanın bir de askeri alanı kapsaması. Adetten olduğu şekilde “savunma” denerek, paktın bir saldırı paktı olması.

Paktın iki temel önemde yönünden ilki Fransa ve onun üzerinden Avrupalı “ortaklarla” olan ilgisi. Anlaşma; Fransa’nın Avustralya ile 2016’da imzaladığı 37 milyar dolarlık 12 dizel/elektrikli denizaltı üretimi anlaşmasını ıskartaya çıkarıyor. Çünkü kuruluş açıklamasında ABD ve İngiltere’nin Avustralya’nın nükleer denizaltı kapasitesini geliştirecekleri belirtildi. Tabii ki Fransa köpürdü: “Sırtımızdan bıçaklandık!” Ardından AB yetkilileri “Avrupa ordusu” olarak bilinen ortak silahlı gücün oluşturulması ve NATO’dan bağımsız askeri harekat düzenleyebilir hale getirilmesinin hızlandırılması vurguları yaptı.

Paktın ikinci temel yönü ve asıl yönelimi ise, ürkütücü bir rakip olarak hızla gelişmekte olan Çin ve çıkarlarını hedef alması. Pakt imzalayan üç ülkenin liderleri ortak açıklamalarında Asya-Pasifik’teki çıkarlarını korumayı amaçladıklarını açıkça ortaya koydular. Japonya ile özel ilişki ve anlaşmalara sahip ABD’nin Modi’nin başbakanlığı ile birlikte Hindistan’la da ciddi bir yakınlık geliştirmekte olduğu sır değil ve paktın kuruluşu bu yakınlıkların üzerine geldi.

Çin’in tepkisi ise gecikmedi. Dünyanın hemen her bölgesinde ABD ve çıkarlarının karşısına dikilmekte olan Çin’in Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Avustralya’ya nükleer destek vermeyi kapsayan “anlaşma”yı “büyük bir sorumsuzluk” olarak nitelendirdi. Çin’in Washington Büyükelçiliği ise daha ileri gitti ve “Üçüncü ülkelerin çıkarlarını hedef alan dışlayıcı bloklar kurulmamalı” diyerek ekledi: “Üç ülke soğuk savaş dönemi düşünce biçiminden ve ideolojisinden kurtulmalı.”

Emperyalist güç oyununda kartlar neredeyse yeniden karılıyor. Büyük iddialarla “dünyanın damını” işgal eden ABD, burayı ne denli altından kalkacakları belli olmasa bile vekillere devrederek, yeni ipek yolu denen Çin’in “Kuşak-Yol Projesi”yle görece uzunca bir zamana yayılan amaçlarının kısa yoldan önünü kesmek üzere, doğrudan Asya-Pasifik’e yüklenme görüntüsü veriyor.

Çin, çaresiz, yakın bir çatışmadan kaçınarak güçlenme ve nihai kapışmaya hazırlanma çabasında. Bunun farkında olan ABD ise, üzerine vararak, buna fırsat tanımama ve Çin’i erken bir çatışmaya ya da gelişmesini frenleyecek kötü bir uzlaşmaya mecbur etme peşinde. Avrupalılar da arada ezilmemeye bakacaklar!

Kaynak: Evrensel

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur