TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın avukatları reddi hakim talebinde bulundu

TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın görülen duruşmasında avukatlar reddi hakim talebinde bulundu

TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın avukatları reddi hakim talebinde bulundu

Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan hakkında “Örgüt yöneticisi olmak” ve “Örgüt üyeliği” iddialarıyla açılan davanın 22’nci duruşması Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Ayşe ve avukatları hazır bulundu. Ayşe’nin ailesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır milletvekilleri Semra Güzel ve Dersim Dağ, Rosa Kadın Derneği, HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il ve ilçe örgütleri, TJA, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu, feminist ve kadın aktivistler katıldı.

Duruşma, iddia makamının mütalaasıyla başladı. Savcı, Ayşe’nin Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile bağı olduğunu söyleyerek DTK’nin çalışma organlarının daimi meclis şeklinde örgütlendiğini ve organlarla parlamento olarak tasarlandığını belirtti. İddia makamı ayrıca DTK’nin Kürdistan çatı örgütü olduğu değerlendirmesinde bulundu. İddia makamı, Ayşe’nin DTK faaliyetlerine katıldığını, daimi meclis üyesi olduğunu, DTK içerisinde yer alarak “Örgüt propagandasına” dönüşen eylemlere katılarak üzerine atılı “Örgüt üyesi” suçunu işlediğini iddia etti. İlk örgüt üyeliği cezasını DTK faaliyetlerinden isteyen iddia makamı, ikinci örgüt üyeliği cezasını ise PKK ile bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), Kongreya Jinen Azad (KJA) ve TJA faaliyetlerinden istedi. İddia makamı, Ayşe’nin DÖKH, KJA ve TJA içerisinde faaliyet göstererek “Örgüt üyesi olma” suçundan cezalandırılmasını istedi.

Ayşe’nin ayrıca silahlı ve ideolojik eğitimler gördüğünü ileri süren iddia makamı, yine Ayşe’nin Rosa Kadın Derneği’nde de faaliyet gösterdiğini belirterek üçüncü kez “Örgüte üye olmak” iddiasıyla cezalandırılmasını istedi. İddia makamı Ayşe’nin üzerine atılı “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla üç kez ayrı ayrı cezalandırılmasını istedi.

İddia makamı ayrıca 2011 yılında kurulan Barış Çadırı’ndan da Ayşe için “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla ceza istedi. İddia makamı ayrıca Nusaybin Belediye Başkanı olduğu sırada Ayşe’nin Barış Çadırı’nı, Mitanni Kültür Merkezi’nin bahçesinde açılmasına izin vererek, “Örgüt propagandası” yaptığını belirterek, bu iddialardan cezalandırılmasını istedi.

İddia makamı son olarak Ayşe’nin üzerine atılı suçlama konusu olan iddiaları dikkate alarak tutukluluk halinin devamını istedi.

“İddianame cezaevi tarafından bana verilmedi”

Mütalaanın ardından savunmasına başlayan Ayşe, 7 aydır savunmasız bir şekilde cezaevinde olduğunu kaydetti. Ayşe tüm iddianamenin kendisine verilmediğini, avukatların iddianameyi cezaevine getirdiğini fakat cezaevi yönetiminin çok olduğu gerekçesiyle kendisine verilmediğini aktarırken, “İddianamenin hepsini okuyamadım. Üzerime atılan iddialar için tek tek cevap vermek istiyorum fakat bir kısmını bildiğim, bir kısmını bilmediğim iddialar için ek süre istiyorum. Bildiklerim üzerinden savunma yapmak istiyorum” dedi.

Ek süre talebine ret

Ayşe’nin ek süre talebine ilişkin açıklama yapmak isteyen avukatı Berfin Gökkan, mahkeme başkanı tarafından engellenirken mahkeme başkanın elini masaya vurarak, “Ben izin vermeden konuşmayın. Bir daha bir daha söz hakkı vermeden konuşmayın, atarım dışarı. Haddinizi aşmayın” dedikten sonra polise dönerek, “Bayan polis getirin. Gerekirse atarım. Habersiz konuşan olursa atacaksınız. Burada ben ne dersem o, nihai karar benimdir” sözleri dikkat çekti.

Mahkeme başkanı yaşananları şu şekilde tutanağa geçirdi:

Sanık avukatı söz hakkı istemeden konuşmaya çalıştı. Sanık müdafileri söz almadan konuşmamaları konusunda uyarıldı. Sanığın savunmasını kesmemeleri konusunda uyarıldılar. İzinsiz konuşmalarıyla insicamını bozduklarını devam etmeleri için dışarı çıkarılmakla uyarıldı.

“Yaka paça atılacaksınız”

Mahkeme başkanı ardından salona gelen kadın polislere dönerek, “yaka paça dışarı atacaksınız” dedikten sonra Ayşe’nin ek süre talebini reddetti.

“Konuşmalarımın tekrar çevrilmesini istiyorum”

Ayşe, savunmasına devam ederek şu ifadelerde bulundu:

Hem ben hem avukatlarım mahkemede zorluk yaşıyoruz. Özgür bir şekilde kendimi ifade edemiyorum. Hazırlanan iddianamede anlatılan kişi ben miyim? Başkası mı anlamadım. Polisler ve gizli tanıklar bir Ayşe yaratmış, ama bu Ayşe ben değilim. Telefon tapelerim ve tüm konuşmalarımın çevirisini talep ediyorum. Mesela PM demişim TM diye çevrilmiştir.

“Asla bu toprakları terk etmem”

Ben gazeteciyim, araştırmacıyım, yerel aktivistim ve uluslararası tanınan bir aktivistim. Gizli tanıkların iddiaları iddianamede 10 defa tekrarlanmış. Ayrıca kaçacağım söylenmiş. Ama kaçma gibi bir niyetim yoktu. Asla ama asla bu toprakları terk etmem. Çünkü tüm dünya erkekler tarafından yönetiliyor. Nereye gidersem gideyim her yer aynı. Bütün hayatım polislerin gözlemi altında geçti. Teknik takibe aldılar. Nefes alış verişim bile kontrol altında. Bu kadar gözlem altında tutulurken nasıl herhangi bir suç üzerinde yakalanmam. Mardin, Diyarbakır ve İstanbul ATK de ses kaydım alındı. Ama benim sesim olmadığı ortaya çıktı. Alınan el yazımın herhangi bir suçlamayla ilişkisi çıkmadı. Kendi pasaportumla gittiğim tüm etkinlikler suç sayılıyor. 1993 yılından beri kayıtlarda varım. Neden herhangi bir suç üzerinde yakalanmadım.

“Zulüm karşısında boyun eğmem suçtur”

Annem öldü sorun çıkarırım diye cenazesine gidemedim. Bu bir zulümdür. İnsan annesini bir kere defneder. Beni bu kadar takip eden polisler cenaze günü sorun çıkarmamı engellemeliler. Bu yüzden zulüm karşısında boyun eğersem suçlu olurum. Üye olduğum tüm kurumlar illegal gösterildi. O halde dünyadaki tüm kurumlar illegaldir. Öte yandan Barış Çadırı Kaymakam ve polis tarafından izin alınarak kuruldu. O kadar ses kaydım varken neden onlarla yaptığım konuşmaların ses kaydı yok. Beraat ettiğim dosyalar oldu ama yine de iddianamede yer alıyor.

Polis zoruyla çıkartılıp darp edildiler

Ayşe’nin savunması üzerine ayağa kalkıp dışarı çıkan avukata mahkeme başkanı avukata, “Avukat hanım nereye gidiyorsunuz benden izin almadan” demesi üzerine Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren mahkeme heyeti ile görüşmeye geldi. Nahit, “Avukatları savunma makamı olarak görmek zorundasınız. Sözümü kesmezseniz ben konuştuktan sonra sizi dinlerim” söylemi üzerine mahkeme başkanı polislere baro başkanını ve avukatları dışarı çıkarma talimatı verdi. Dışarı çıkmayı kabul etmeyen avukatlara polis saldırarak dışarı çıkardı. Ardından Ayşe’nin yeğeni olan Vedat Gökkan gözaltına alınmaya çalışılırken avukatlar ve milletvekilleri engelledi.

Yaşananlar üzerine Ayşe’nin ablası Mihrican Gökkan, fenalık geçirerek hastaneye kaldırıldı.

Yaşanan arbededen sonra izleyiciler adliyenin dışına alınarak sadece Ayşe’nin avukatları içeri alındı. Avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.

Verilen aranın ardından mahkeme dosyaya gönderilen duruşmadaki olayların sırasında tutulan 13 Eylül tarihli tutanağın içeriğine göre Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına, suç duyurusunda tutanak suretinin eklenilmesine, Ayşe hakkında dosya kapsamında tespitli olan somut deliller uyarınca tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Avukatın reddi hakimine ilişkin taleplerinin ara kararın kesinleşmesinin beklenilmesine, bu celsede Ayşe’nin müdafinin beyanında geçen hakaret kelimeleriyle ilgili olarak müdafine soyut aidiyetinin tespitine, mahkemenin bu yönde tespit ve duyumu olmadığını kaydederek belirleme yapması kararını verdi.

Bir sonraki duruşma 20 Ekim’e ertelendi.

Kaynak: Jinnews

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur