‘68’in işçi kuşağı

1961-1971 dönemi, işçi/sendika hareketinin de yükseldiği bir dönemdir. 1970 Haziran’ında ya da Zafer gibi söylersek “İşçilerin Haziranı”nda doruğa ulaşan etkili bir işçi/sendika hareketi vardır ve 1968 bu süreklilik içinde anlaşılabilir. 15-16 Haziran’da sokakları doldurup taşan ve devrimci sol içinde işçi sınıfının öncülüğü meselesine noktayı koyanlar da işçilerdir. Bu dönemde işçilerle devrimci gençlik arasında köprüler de kurulur

‘68’in işçi kuşağı

Zafer Aydın’ın İşçilerin Haziranı başlığını koyduğu kitabının ardından, kendi deyişiyle onun “kardeşi” olan ‘68’in İşçileri kitabı da Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

1968, Türkiye’nin yakın tarihinde iz bırakan ve politik, sosyolojik dönüşümü simgeleyen bir yıl. Hayatı şekillendiren, yenileyen… Aslında 1968 yılı, 68 Baharı, Türkiye’de ‘60’ların başlarından ‘70’lerin ilk iki yılına kadar uzanan güçlü bir yükselişi ifade eder.

‘68’in üzerinden neredeyse yarım asır geçti. ’68 ve ’68 kuşağı daha çok devrimci öğrenci gençlik hareketi ile anılıyor. ‘68’in İşçileri kitabının da tespit ettiği gibi, dönemin devrimci öğrenci liderleri büyük ölçüde bu kuşağa damgasını vurmuş, bu kuşağı temsil ediyor. ’68 Baharı Türkiye’de, üniversite işgallerini, boykotları, yürüyüşleri, Amerikan askerlerinin denize atıldıkları 6. Filo’ya karşı yükselen protestoları akla getiriyor. Dev-Genç’i ve nihayet devrimci soldaki ilk bölünmeleri… Ama bu yıllarda işçiler de var, bir işçi kuşağı da var. Direnen, fabrika işgalleri, grevler örgütleyen, sendika özgürlüğü için mücadele eden… bu yolda hayatını kaybeden. Polis kurşunlarıyla katledilen Gamak işçisi Şerif Aygün; Gıslavet işçisi Hüseyin Çapkan… Kanlı Pazar’da, 15-16 Haziran direnişinde katledilen işçiler… Evet, o yıllarda bir işçi kuşağı da vardır. 1961-1971 dönemi, işçi/sendika hareketinin de yükseldiği bir dönemdir. 1970 Haziran’ında ya da Zafer gibi söylersek “İşçilerin Haziranı”nda doruğa ulaşan etkili bir işçi/sendika hareketi vardır ve 1968 bu süreklilik içinde anlaşılabilir. 15-16 Haziran’da sokakları doldurup taşan ve devrimci sol içinde işçi sınıfının öncülüğü meselesine noktayı koyanlar da işçilerdir. Bu dönemde işçilerle devrimci gençlik arasında köprüler de kurulur. İşçi hareketi sol siyasetin gündemindedir… hem ideolojik olarak hem “fiili” olarak: Bu yıllarda solda yayımlanan gazeteler, dergiler işçi haberleriyle doludur. Zafer’in kitabı işte bu noktada önemlidir, değerlidir.

‘68’in İşçileri, Zafer’in İşçilerin Haziranı kitabının hazırlıkları içinde yaptığı pek çok görüşme kayıtlarından seçerek kaleme aldığı ‘68’in işçilerinin yaşamlarından kesitler sunuyor. Yaşanmışlıklardan, tanıklıklardan yola çıkarak birçok ortak yanları da olan işçi profilleri ortaya koyuyor. ‘68’in İşçileri, dünyaya bakışları, siyasi eğilimleri, ’68’in, tam olarak ifade edersek o yılların sürekliliği ve koşulları içinde şekillenen, ’68 ruhunu taşıyan işçilerle, işçi öncüleriyle tanıştırıyor bizi.

Çok yakın ve çok sevgili arkadaşım Zafer’in bütün kitaplarını henüz yayımlanmadan okudum. Elbette bu son kitabını da… Bu bakımdan kendimi şanslı addediyorum. Zafer’in çalışma şeklini de tarzını da en yakından bilenlerdenim. Kitaplarının çok önemli dayanaklarından birini oluşturan görüşme kayıtlarını nasıl kılı kırk yaran bir titizlikle, belgelerle, diğer tanık anlatımlarıyla karşılaştırarak değerlendirdiğini, küçücük bir detay üzerinde nasıl günlerce durduğunu, araştırdığını da… Bu nedenle Zafer’in yazdıkları, emek tarihine düşülmüş sağlam ve kıymetli sözlü tarih notlarıdır.

Sözün özü odur ki, İşçilerin Haziranı, 15-16 Haziran’a dair temel bir başvuru kitabı, ‘68’in İşçileri de hem onu tamamlayan hem de kendi başına önemli bir kaynak.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur