Yangında örgütlülüğün başarısına örnek: Manavgat Ahmetler Köyü – Erol Malçok (yeşil gazete)

Manavgat’taki Ahmetler köyündeki halkın başarısı, orman köylülerinin, dayanışmanın ve örgütlülüğün yangına ilk müdahalede ne kadar önemli yer tuttuğunu bir kez daha hatırlatıyor

Yangında örgütlülüğün başarısına örnek: Manavgat Ahmetler Köyü – Erol Malçok (yeşil gazete)

Birkaç gün önceki yazımda orman köylülerinin yangına ilk müdahalede ne kadar önemli bir yer tuttuğunu ve bu kültürün iktidar eliyle büyük oranda nasıl ortadan kaldırıldığını yazmıştım.

Ancak Manavgat’taki Ahmetler köylüleri 2014 yılında Ahmetler Kanyonu’na hidroelektrik santral (HES) yapılmasını önledikleri direnişlerinin örgütlülüğünü devam ettiriyorlar olsa gerek ki orman yangını söndürme konusunda da müthiş bir örnek sergilediler.

Örgütlülüğün ve dayanışmanın gücü

Ahmetler Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Koç’tan öğrendiğimize göre: Ahmetler Köylüleri yangını öğrenir öğrenmez, yangını kimin çıkardığı üzerine spekülatif konuşmalar yapıp, komplo teorileri üretmek yerine nasıl söndürebileceklerinin peşine düşmüşler.

Ellerindeki imkânları hızla toparlayan köylüler, önce ağırlığını kadınların oluşturduğu tırmıklı timler örgütlemişler. Traktörlere bağladıkları su depolarına tazyikli su sıkan düzenekler ekleyerek üç adet itfaiye aracı yaratmışlar.

Tırmıklar ve gerekli malzemeler köy derneğinden yapılan “Ya bize bir tırmık al ya tırmığını al da gel” çağrısıyla sağlanmış ivedilikle. Fazlasıyla su, buz ve gıda desteği gelmiş. Böylece köye desteğe gelen dayanışmacılarla birlikte sayısı yüzleri bulan ve sürekli aktif ekipler oluşmuş.

Bu ekiplere belediyelerin itfaiye araçları ve su tankerleri de eklenince yangın söndürme işi daha kolaylaşmış onlar için. Antalya ve Manavgat Belediyeleri’nin dışında Arnavutköy, Kahramanmaraş, Silivri, Manisa, Bitlis, Eskişehir ve Siirt Kayabağlar Belediyeleri itfaiye göndererek destek olmuşlar. Daha sonraları ara ara gelen helikopterle hava desteği de olmuş.

Habitata sahip çıkma kararlılığı

Ahmetler Köylüleri sadece yangının köye girmesini engellemek değil, yangını mümkün olan en uzak noktada durdurup ormanın yanmasını önlemeyi amaçlamışlar. Doğalarının tahrip olmasına nasıl HES zamanı izin vermedilerse bütüncül bir bilinçle ormana da sahip çıkmışlar. Yoksa amaç sadece köyü korumak olsaydı bu çok kolay olurdu diyorlar.

Bu çerçevede öncelikle köyün 2 km uzağından kanyona giden yolu genişletip bir hat açarak yangını hapsetme üzerine bir strateji belirlemişler. Tırmıklı timler ve bulduğu her aracı kullanarak 40-50 metre genişliğinde bir hat oluşturmuşlar.

Buna yolun genişliği de eklenince yer yer bu hat 70-80 metreye ulaşmış. Ve bu hattın başında sürekli nöbet tutmuşlar. Nöbet şu nedenle gerekli: yanan kozalaklar ağaç tepelerinden 50 metreye kadar fırlayabiliyor. Olur da yanmayan bölgeye kozalak düşerse anında müdahale ediliyor.

Köyde kalmayı tercih ettiler

Jandarmanın köyü boşaltın ihbarı karşısında köylüler köyü boşaltmayı yaşlılar, hayvanlar ve önemli eşyalar üzerinden gerçekleştirdikten sonra kendileri kalıp yangınla mücadele etmeyi seçmişler. Ve şöyle diyorlar: diğer köyler de boşaltmak yerine kalsalardı evleri yanmayacaktı. Ama tabii örgütlü bir şekilde.

Ahmetler, Akseki yönüne giden yangını söndürdüğü gibi Akseki’den kendi yönlerine gelen yangını da söndürmüş tabii yerel ve başka yerlerden gelen ekiplerin de varlığıyla. Güçlüköy ve Murtiçi köylülerini de desteğe çağırıp aktive etmişler.

Tamamen boşalıp kimsenin kalmadığı Gebece Köyü’ndeki yangın İbradı tarafına sıçramış ve oradan bir destek alamamışlar. Şimdi İbradı büyük tehlike altında. Belki orada da ciddi bir örgütlülük olsaydı bu tehlike olmayacaktı.

Aslında bölgede yangının tahribatı daha da az olabilirmiş ancak herkesi üzen bir talihsizlik yaşanmış. Manisa ekibinden iki itfaiye eri itfaiye aracıyla kritik bir yerde yangının ortasında kalıp hayatını kaybetmiş ve moralleri çok bozmuş bu ölümler. Bu uğurda hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz hep gönüllerimizde yaşayacak sevgiyle.

Kendi bölgelerindeki yangınlar şu an söndürülmüş durumda ve nöbet bekliyor Ahmetlerliler olabilecek bir olumsuzluğa karşı. Mustafa Koç ‘Bu bölgede yangın durdurulamazsa Alanya’ya kadar gider ve Güney Toroslar’ı kaybederiz’ diye yetkilileri uyardık diyor.

Orman köylüsüyle ormanın organik bağının önemi

Ahmetler örneği Tarım Orman İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş’un orman köylülerinin desteklenip orman muhafaza memurlarının bu insanlardan oluşması gerektiği uyarısının ne kadar haklı olduğunu da gösteriyor.

Ahmetler Köylüleri herhangi bir hükümet desteği olmamasına rağmen, ormandan bir gelir de elde etmiyor olmalarına rağmen ormanlarına sahip çıktılar. Dernek başkanı Mustafa Koç da bölgedeki en büyük orman köyü olduklarını söyleyerek Durmuş’un uyarılarına hak veriyor.

“İnsanların ormanla bağı yok edildi” diyor. “Ormandan elde edilen gelir ve ücretli işçilik tamamen başka insanlara rânt alanına dönüştürüldü “diye tepkisini gösteriyor ve “ormanlar ormanda yaşayan insanlara teslim edilmelidir” vurgusu yapıyor.

Bu olağanüstü başarı hikâyesinin herkese örnek olması dileğiyle Ahmetlerlilerin şu sözleriyle bitirelim:

“Nasıl olsa hepimiz öleceğiz bir gün
Öleceksek eğer ormanımız ve köyümüz için ölürüz!”

Kaynak: yesilgazete.org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur