Bir yangın söndürme gönüllüsünün gördükleri: Ateşle imtihanımız

Marmaris’teki yangını kutuplaştırıcı söylemler değil Türkiye’nin farklı kentlerinden, hatta Azerbaycan’dan gelen kurtarma personelleri ile Marmaris halkının dayanışması kontrol altına alacak

Bir yangın söndürme gönüllüsünün gördükleri: Ateşle imtihanımız

Marmaris’teki orman yangınlarının söndürülmesi için gönüllü olarak oradaydım. Öncelikle itfaiyesinden orman personeline, gönüllü personellerden Marmaris halkına, hatta Azerbaycan askerlerine kadar herkes yangını söndürmek için elinden geleni yaptı, yapıyor.

Engebeli ve yüksek eğimli olması nedeniyle yangınlara kara araçları ile müdahale etmenin çok zor olduğu bölgede genellikle helikopterler ve kısmen uçaklar vasıtası ile müdahale ediliyor, ardından Türkiye’nin birçok kentinden gelen itfaiye ekipleri, ormancılar, sivil toplum kuruluşlarının gönüllü personelleri soğutma çalışmaları yapıyor. Yangının yerleşim bölgelerine ulaşmaması için canhıraş çaba sarf ediliyor. Yangının yaklaştığı bölgelerdeki evler ve ahırlar tahliye ediliyor. Karayollarının kapanmaması için uğraşılıyor ve halkın can güvenliği açısından sıcak bölge yakınlarına konuşlanan jandarma ve kurtarma personeli insanların tehlikeli bölgelere girmesini engelliyor.

Zorlu bir alanda ve olabilecek en olumsuz hava koşullarında

Marmaris’teki dayanışmayı anlatmadan önce yangın ile ilgili bazı bilgiler vermekte fayda olduğunu düşünüyorum. Sarp ve engebeli bir coğrafyaya sahip olan bölgede doğal engeller nedeniyle kara araçlarıyla müdahaleler yerleşim yerleri yakınlarında yoğunlaşıyor. Diğer bölgelere genellikle helikopterler, bazen de uçaklar ile müdahale ediliyor.

Yangınlar öncesinde nem oranının tehlikeli seviyelere düştüğü meteoroloji tarafından duyurulmuştu. Rutubetin olmaması orman yangınları riskini çok artıran bir husustur ki bölgedeki ağaçların kızılçam olduğunu da hatırlatmak gerek. Mangal yakarken kullanılan çıranın hammaddesi olan bu ağaçların içindeki reçine de yanıcı özellikte olup ağacın kozalakları da yandıktan sonra onlarca metre uzağa fırlayarak düştüğü yeri tutuşturabiliyor. Bu nedenle bir anda çok sayıda yerde alevleri görmek mümkün oluyor.

Bir diğer önemli husus da yangının çok hızlı bir şekilde yayılması. Küçük bir ateş bir dakikadan kısa bir süre içinde 100 metrelik bir alana yayılıp daha büyük bir ateş oluşturabiliyor. Öte yandan o gün bilinen rüzgâr yönü, yangınla birlikte zaman zaman değişebiliyor ki bu da hem kurtarma ekipleri için hem de bölgede yaşayanlar için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Ege’ye özgü sabah ve akşam farklı yönlerde esen meltem rüzgârı da yangının yayılmasında etkin rol oynuyor.

Oldukça zorlu bir alanda ve olabilecek en olumsuz hava koşullarında ciddi bir mücadele veriliyor.

Soğutma çalışmaları yanmış orman bölgesi ile yanmamış orman bölgesi arasında tutuşma ihtimali olan çalı gibi unsurları temizleyerek kısmen su ve toprak kullanılarak yangının yayılmasını önlemeyi içeriyor. Bir yandan da dozerler vasıtasıyla belli ağaçlar kesilerek yanan bölge sınırlanmaya çalışılıyor.

Oldukça efor gerektiren bu işlemler rotasyonlu şekilde gerçekleştiriliyor. Sıcak bölgenin yakınında oluşturulan güvenli bölgelerde sağlık personelleri, ilkyardım sertifikası olan gönüllüler dumandan ve alevden etkilenenlere müdahalede bulunuyor. Yangın esnasında kurtarılan kaplumbağa, köpek vb. canlılara da buralarda müdahalelerde bulunuluyor. Bu bölgelere sürekli olarak su, ayran, buz, tıbbi malzeme, gıda akışı da mevcut.

Bu bölgelere akış öncelikle Marmaris’in İçmeler bölgesinde kurulan “Ortak Alan”dan sağlanıyor. İlk günlerde kontrolsüzce yapılan bu akış gün geçtikçe ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak düzelme gösterdi. Ortak alanlara Marmaris halkı tarafından getirilen gıda, ilaç, su vb. malzemeler yine Marmaris halkının elindeki pikap araçlar ve soğutucu kasası olan kamyon gibi vasıtalarla sıcak bölge yakınındaki lojistik alanlarına götürülüyor. Sadece itfaiye araçları ve Orman Genel Müdürlüğü araçları değil polis TOMA’ları, beton mikserleri, kısacası haznesi olup su taşıyabilecek her araç seferber edilmiş durumda.

Bir yanda dayanışma bir yanda asparagas lobisi

Sıcak bölge yakınındaki lojistik alanlarında Gezi Direnişi’ndekini anımsatan bir beraberlik ruhu mevcut. Belli alanlar yangına müdahaleden dönenler için revir hizmeti görürken belli yerler gıda hazırlamak, kimi yerler soğuk su, ayran, buz deposu olarak kullanılıyor. Kimi bölgelerde yangından kurtarılan hayvanlarla ilgilenen veteriner hekimler ve gönüllüler de mevcut. Revir olarak değerlendirilen bölgelerde ilk yardım personeli, ameliyat teknisyeni, hemşire, Kızılay personeli, ilk yardım sertifikası olan kim varsa görev alıyor. Zaman zaman civarda tatilini geçiren ya da Marmaris’in yerlisi olan gençler gelip çalışmalara destek olmak istiyor ve gönüllü afet müdahale ekipleri tarafından yönlendiriliyor.

Kimi olayları anmadan geçmek olmaz. Orman personelinin bir bölgeden diğer bölgeye yürüyerek gidip yangına müdahale etmesi, gönüllülerle Azerbaycan askerlerinin yangının ortasında kalıp birlikte hareket ederek sağ salim güvenli bölgeye ulaşması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin yangının köye ulaşmaması için bölgeyi yangın kontrol alınana kadar terk etmemesi ve yine gönüllülerin de itfaiye personeli ile birlikte aynı kararlılıkla uzun süre mücadele etmesi takdire şayan durumlardı.

Marmaris’te dayanışma sürerken olumsuzluklara da değinmemek olmaz ve bunların başında kutuplaştırmadan medet uman siyasetçilerin söylemleri ve paylaşımlar geliyor.

Bunlardan ilki “sabotaj” söylemidir. Yukarıda tarif etmeye çalıştığımız gibi kızılçam ormanını yakıp kaçmak adeta bir intihar eylemi olur. Bu yangın, tutuşturup da kaçılabilecek bir yangın değil. Ama bunun da ötesinde temel bir insan davranışı vardır. “Eviniz yansa siz evi mi söndürürsünüz yoksa olup olmadığı meçhul kundakçıların peşine mi düşersiniz?” sorusuna her insanın vereceği ilk tepki evini söndürmek olur. O yüzden “sabotaj” iddiaları yangın söndürüldükten sonra gündeme getirilmesi gereken ve yapılacak soruşturmalar sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre değerlendirilecek hususlardır.

Bir diğer iddia da yakılan orman arazisinin yerleşime açılacağı yönünde. Yanan ormanların orman olarak kalacağına yönelik Anayasa’da net bir madde bulunmakta. Mevcut rejim ve çıkarılan yasalara göre bir bölgenin otel olabilmesi için ormanın yanmasına gerek yok. Mevcut orman arazilerine otel vb. yapabilmeyi sağlayabilecek hukuki düzenlemeler mevcut.

Orman Bakanı’nın yangınlara müdahalede belediyelerin sorumlu olduğuna işaret etmesi, hükümetin “ihbarlar var” diyerek “sabotaj söylemini” diri tutması gibi olaylar kutuplaştırıcı ve gergin bir zemin yaratıyor. Türk Hava Kurumu tartışmaları, koordinasyonsuzluk tartışmaları ve yukarıdaki tartışmalar devletin yetersizliğini ortaya koysa da bu iddiaların hiçbiri yangını kontrol altına almayı sağlamıyor.

Marmaris’teki yangını kutuplaştırıcı söylemler, asparagas haberler değil Türkiye’nin farklı kentlerinden, hatta Azerbaycan’dan gelen kurtarma personelleri ile Marmaris halkının dayanışması kontrol altına alacak.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur