Başkan Gonzalo’nun hayatına sahip çıkalım

Şimdilerde ağır hastaymış kendisi. Cilt kanserinin yanında kalp sorunlarıyla da boğuşuyormuş 29 yıldır kapatıldığı hapishanede. Genç de değil artık, 87 yaşında. Kolay değil bu yaşta bunca baskı ve zulme göğüs gerebilmek, hem de karartmadan sol memenin altındaki cevahiri

Başkan Gonzalo’nun hayatına sahip çıkalım

Benim adım Abimael Guzmán Reinoso, ben bir Marksist-Leninist-Maoistim ve tutuklanana kadar Peru Komünist Partisi başkanıydım ve partimin 17 Mayıs 1980’den beri önderlik ettiği halk savaşından sorumluyum. Bu nedenle, ima edilen sorumluluğu hiçbir zaman inkar etmedim ve etmeyeceğim de. Ancak mahkemenizce hakkımda verilmiş olan kararı aşağıdaki sebeplerle reddediyorum.”

Böyle başlıyor Abimael Guzman 5 Mayıs 2003 günü Callao Deniz Üssü’ndeki mahkemede konuşmasına. Her zamanki gibi kendisini savunan değil, yargılamaya cüret edenleri yargılayandır o mahkeme karşısında. Hakkındaki terörist suçlamasını yerle bir ettikten sonra mazlum halkların bayrağını dikmiştir duruşma salonuna.

Yargılayan savunma

Aslında 1992 yılı ekim ayında çıkmıştır doruğa yargılayan savunmayla. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı üç gün süren göstermelik bir yargılamanın sonunda.

Öyle bir yargılamaydı ki kararı baştan belli olan bu gösteri, yargılayan kim, kim savunmada belli değildi. ‘Sanık’ bir aslan gibi kükrerken kapatıldığı kafesinde, yargıçlar tir tir titriyorlardı başlarına gerçirdikleri “kukuleta”larının altında.

Bir “kukuletalar”ı unutulmadı bu yargılamanın, bir de televizyondan bütün dünyaya dinletilen Enternasyonal Marşı. Ah o muhtesem Enternasyonal Marşı…

Şimdiki gibi gözlerimin önündedir o mağrur, o gururlu duruşu.

Güya aşağılanmak için konulduğu demir kafese sığmayıp taşan, sol kolu havada, kükreyen bir aslan gibi Enternasyonal’i söylerken devleşen o muhteşem görüntüsü…

Sesinin coşkusu bile hala kulaklarımda. Saygı duruşuna geçmiş gibi gelmişti bana bütün dünya, Peru’dan yükselen bu devrimin sesi karşısında. Her ne kadar ideolojik olarak onaylamasalar da. Nasıl da işitmişti yüreğimizi nasıl anlatamam. Hele de sosyalizm öldü safsatalarının ortalığı saçıldığı o günlerde.

Geleceğin aydınlık yolu

3 Aralık 1934 tarihinde Peru’nun güneyindeki Mollendo’da doğmuş Abimeal Guzman. Arequipa’daki San Ağustín Ulusal Üniversitesi’nde felsefe ve hukuk dersleri alırken tanışmış Marksizm’le. Önce Peru Komünist Partisi’nin kurucusu José Carlos Mariáteğui’nden etkilenmiş o yıllarda, ardından tanışmış Mao Zedung düşüncesi ile.

Ayacucho Üniversitesinde Felsefe Profesörü olarak işe başlar sonraları. Üniversitenin rektörü, “Aydınlık Yol” hareketinin kadrolarından antropolog Dr. Efraín Morote Best’ti. Aydınlık Yol… Mariáteğui mu yazmıştı bir keresinde “Marksizm-Leninizm geleceğin aydınlık yoludur” diye. İşte bir süre sonra başını Guzman’ın çekeceği, Komünist Parti’nin bölünmesiyle oluşan bir fraksiyonun gelecekteki adı konmuş olur böylece.

1965 yılında Çin’e gidip aylarca kalıp araştırmalar yapar orada; cevap arar tek tek kafasındaki her bir soruya.

Hiç vakit kaybetmez döndükten sonra; zaten “Teoriyle pratik bir olmalı” demiyor mu ustası da. Üniversiteden istifa edip Işıklı Yol’un faaliyetlerine hız verir. Önceleri üniversite çevresiyle sınırlı olan örgütlenme çabalarını iyice yaygınlaştırır. Ve nihayet 1981 yılının mayıs ayında seçimlerden hemen önce kırsal alandaki seçim sandıklarını yakarak ilan ediverir “Uzun Süreli Halk Savaşı”nı başlattığını “Başkan Gonzalo” kod adını alan Abimael Güzmán önderliğindeki “Aydınlık Yol” hareketi.

Sonrası uzun, meşakkatli bir yol…

Başına konulan ödüller… Peşine düşen özel birlikler…

Büyük takip

1991 yılına kadar ne bir fotoğrafı ne bir videosu var Peru polisinin elinde. Yine de yemin eder devlet başkanı Alberto Fujimori, ilk hükümetini kurduğunda, yakalamak için onu.

Anti Terör Masası’nda özel birlikler oluşturulur CIA’nın denetiminde. Başkent Lima’nın şüpheli görülen tüm evleri aranır tek tek. Nedense içlerinden bazılarına dokunulmaz, gözetlenir sadece. Girenler, çıkanlar, bir de çöp kutuları önemli tabiî. Ne yer, ne içer bu evlerde oturanlar? Onlarca ev… Onlarca polis… Onlarca çöp kutusu. Her şey günü gününe kayıtlı.

Sürquillo semtinden gelir ilk sinyal.

Evinde tek başına oturduğu bilinen bale öğretmeni Maritza Garrido Lecca’nın evinden.

Hem çöpü fazladır tek başına yaşayan bir kişi için, hem de psoriasis hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlardan vardır bolca; kadının bilinen böyle bir hastalığı olmadığı halde.

Psoriasis… Guzman yıllardır çekmiyor mu bu hastalıktan? Gözetim yoğunlaştırılır. Ve işte…

12 Eylül 1992’de ev basılır. Abimeal Guzman ve sekiz yoldaşı içeridedir. Yıllarca süren bir sürek avından sonra nihayet CIA destekli Peru polisi hazineyi bulmuş, ödülü kapmıştır.

“23 bin 430 üyesi varmış örgütün” diye yazar gazeteler daha sonra, bilgileri ele geçen Guzman’ın bilgisayarından aktardıklarını iddia ederek. Uzun listeler yayımlarlar örgütün elinde olduğunu iddia ettikleri silah ve sığınaklara ilişkin. Günlerce yazarlar örgütün eylemlerine ilişkin, yere göğe sığdıramazlar Fujimori’nin zaferini.

Demirden bir kafesin içinde

Kamuoyu hazırdır artık, senaryo uygulamaya konulur, 15 Ekim 1992’de Callao Deniz Üssü’ndeki askeri mahkemeye çıkartılır.

Dört bir yanı bezle kapatılmış demirden kafesin içinde, getirilip mahkeme salonunun ortasına bırakılır.

Büyük bir merasim eşliğinde kafesi çevreleyen bezler çekilir.

Ve üstünde 1508 numaralı siyah beyaz çizgili cezaevi elbisesiyle, demirden bir kafes içinde, “Başkan Gonzalo” dünya basınının önüne atılır.

Hiç umursamaz Guzman aşağılık bir şekilde sunulmasını, küçümseyerek bakar çevresindekilere.

Sonra kükremeye başlar.

Hiçbir şey anlamasa da söylediklerinden televizyon karşısında İspanyolca bilmeyenler, saldırarak yargıladığı açıktır korkularından yüzlerini bile göstermeye cesaret edemeyen kukuletalı yargılama makamını…

Dil bilmeye ne gerek var.

İşte sol kolu sıkılı yumruk havada, Enternasyonal Marşı’nı söylemekte.

Mahkeme heyeti şaşkın… Basın şaşkın… Polisler şaşkın…

Varsın müebbet desin hakimler.

Değil mi ki halkın gazabından korkup,

Kukuletalarını bile açmaya cesaret edemediler.

Yeniden yargılama

Gonzalo ve yoldaşlarının müebbet hapis cezalarına çarptırılmalarından tam 11 yıl sonra, 2003 yılında 5 binden fazla kişi Peru Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak Guzman da dahil olmak üzere terörizmden hüküm giymiş 1800’den fazla mahkûm hakkındaki kararların geçersiz kılınmasını talep eder. Anayasa Mahkemesi bu başvuruları kabul ederek, askeri yargılamaların anayasaya aykırı olduğunu ilan eder ve sivil mahkemelerde yeni davalar açılmasına karar verir.

İşte yazının girişindeki savunma  Guzman’ın yapılan bu yeniden yargılanmalar sırasındaki savunmasıdır.

Bu yargılama da sivil mahkemerde yapılmış olmasına rağmen askeri mahkemeleri aratmayan uygulamalara sahne olur.

Duruşma başlamadan önce ses geçirmez bir odaya konur uluslararası basın ve duruşmayı ancak oradan izlemelerine izin verilir. Salona alınan Başkan Gonzalo önce yargıçlara sırt çevirir ardından da basın odasına dönüp devrim selamı vererek “Yaşasın Peru Komünist Partisi! Marksizm-Leninizm-Maoizm’e şan! Peru halkına şan! Yaşasın halk savaşının kahramanları!” sloganlarını atar. Atar atmasına ama mahkeme başkanı da tüm mikrofonları susturup basın odasından konuşmanın devamının duyulmasına engel olur.

Yaptığı savunmalar çok sonraları avukatı ve yoldaşları aracılığıyla basında yer bulur.

Şimdi tam sırasıdır

Şimdilerde ağır hastaymış kendisi. Cilt kanserinin yanında kalp sorunlarıyla da boğuşuyormuş 29 yıldır kapatıldığı hapishanede. Genç de değil artık, 87 yaşında. Kolay değil bu yaşta bunca baskı ve zulme göğüs gerebilmek, hem de karartmadan sol memenin altındaki cevahiri.

O cevahire sahip çıkmanın zamanıdır şimdi.

Yol arkadaşları bir kampanya başlatmış dünyanın dört bir yanında: “Başkan Gonzalo’nun Hayatına Sahip Çıkalım!”

Şimdi tam sırasıdır, seslerimizi birbirine katıp, bütün dünyaya Enternasyonal’i dinleten Başkan Gonzalo’nun sesine katmanın.

Başkan Gonzalo’nun hayatına sahip çıkalım.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur