Afganistan’da ne oldu? – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

“ABD ve NATO, Afganistan’dan kaçar gibi çıkıyor”; “Emperyalizm Afganistan’da yenildi”; “Çin ve Rusya yeni jeopolitik avantajlar elde ettiler”... Genelde kanı bu yönde. Ben, “genel kanı, uzun dönemde genellikle doğrulanmaz” diye düşünürken gerçekleşen intihar saldırıları aklıma Afganistan’ın bir başka anına ilişkin “Charlie Wilson’s War” filminin son sahnelerini getirdi

Afganistan’da ne oldu? – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

“ABD ve NATO, Afganistan’dan kaçar gibi çıkıyor”; “Emperyalizm Afganistan’da yenildi”; “Çin ve Rusya yeni jeopolitik avantajlar elde ettiler”… Genelde kanı bu yönde. Ben, “genel kanı, uzun dönemde genellikle doğrulanmaz” diye düşünürken gerçekleşen intihar saldırıları aklıma Afganistan’ın bir başka anına ilişkin “Charlie Wilson’s War” filminin son sahnelerini getirdi.

Belli mi olur?

SSCB, Afganistan’dan çıkıyor, ABD Dışişleri’nde, herkes birbirini kutluyordu. Deneyimli CIA ajanı Gus Avakatos, Charlie Wilson’a şu Çin kıssasını anlattı:

“Bir köylünün tek serveti olan atı, bir gün kaybolmuş. Köylü, ‘Ah benim kör talihim’ diye dövünüyormuş. Köydeki Zen bilgesi, ‘O kadar üzülme’ demiş ‘belli mi olur!’. Bir süre sonra at yanında bir grup vahşi atla geri dönmüş. Köylü çok mutlu olmuş. Zen bilgesi bu kez “O kadar sevinme” demiş “belli mi olur!’. Köylünün oğlu vahşi atlardan birini terbiye etmeye çalışırken düşmüş ayağını kırmış. Köylü, ‘eyvah topal kalacak, kimse kızını vermeyecek’ diye dövünürken, Zen bilgesi yine ‘O kadar üzülme” demiş ‘belli mi olur!’. Sonra savaş çıkmış, köylünün topal oğlu dışında köyün bütün gençlerini askere almışlar ve hepsi savaşta ölmüş. Köylünün oğlu hayatta kalmış. Zen bilgesi yine ‘O kadar sevinme’ demiş…”

Taliban kazandı ama “belli mi olur”! Nasıl yönetecek? Yönetebilecek mi? Taliban yönetimini kabul etmeyenler Pençşir Vadisi’nde toplanmaya başladılar. Taliban’ın Batı ile pazarlık etmesine şiddetle karşı çıkan IŞİD-H intihar eylemlerine başladı. Taliban’ın finansal kaynak ve uzman personel sıkıntısı var.

Yenildi ve aniden çıktı

“ABD, Afganistan’dan apar topar çıkıyor” kanısına karşılık, Taliban’ın lideri ve kurucusu Molla Baradar’ın, 2018 yılında Pakistan’da hapisten ABD’nin isteği üzerine çıkarılarak ABD’nin çok önemli bir askeri, diplomatik ve istihbarat varlığıyla bulunduğu Katar’a gönderildiğini anımsamak gerekir. İkincisi, 2020’yılında ABD Taliban ile bir “yumuşak”, “kapsayıcı” siyasi geçiş anlaşması yaptı. Taliban bu anlaşmanın koşullarına hiç uymadı ama ABD kendi payına düşeni aksatmadan yapmaya, ülkeden çıkma hazırlıklarını sürdürmeye devam etti.

Diğer taraftan, ABD’nin 2001’de Taliban rejimini devirdikten sonra yeni “rejimin” başına oturttuğu ilk kuklaları Hamid Karzai ve Abdullah Abdullah’ın Taliban Kâbil’e girerken bir güvenlik kaygısına düşmemiş olmalarını, hatta Baradar’ın 23 Ağustos’ta Karzai’yi evinde ziyaret etmesini, Abdullah’ın da o toplantıda hazır bulunmasını, bu görüşmenin fotoğraflarının Taliban tarafından servis edilmesini, CIA Başkanı Burns’ün Baradar’la buluşmasını nasıl açıklamak gerekiyor?

Dahası, “ABD yenildi” kanaatini de “terörizmle savaş”, ABD’nin stratejik ağırlığını Hint-Pasifik Denizi eksenine kaydırma planı ve hegemonya restorasyonu paradigması bağlamı içinde değerlendirmek gerekiyor. Örneğin, Çin’in Pakistan’la yakınlaşma süreci, ekonomik kanallardan Afganistan’a girmeye başlaması, ABD için bir taraftan sorun gibi görünürken diğer taraftan Hint-Pasifik ekseninde Hindistan’ı ABD ile ilişkilerini derinleştirme yönünde itiyor

“Terörizmle savaş”, bir zaferi değil, bir dönüşümler süreci içinde hegemonya restorasyonunu hedefliyordu. Bu süreç içinde, emperyalist ülkelerin devletleri, yeni kurumlar ve yasalarla daha da güçlendiler, yeni bir “izleme-gözleme-istihbarat” sektörü oluştu; “süreç olarak faşizm” canlandı. Terörizm kavramının kapsamı, kapitalizm, emperyalizm, hatta küreselleşme karşıtlığını kapsayacak biçimde genişledi. Kısaca denebilir ki ABD hegemonyasını restore etme paradigmasına ilişkin olan bu süreç, artık yerini bir başka paradigmaya bırakıyor.

Bu yeni paradigmayı, “ekolojik üstünlüğü koruma” amacı olarak da tanımlayabiliriz. Bir grup devletin iç ve dış politikalarını, askeri basınç yaratmaya gerek kalmadan yönlendirme kapasitesi anlamında ABD hegemonyasını restore etmek artık olanaklı değil. Bence şimdi, ABD “ekolojik üstünlüğünü” (tek tek ülkeleri, ekonomik, teknolojik, hatta askeri yollarla etkileme kapasitesinin, onların ABD’yi etkileme kapasitesinden daha yüksek olma durumu) özellikle Çin ve Rusya karşısında koruma ve güçlendirme amacına yöneliyor. Özetle, “Afganistan’da yenildi” diye sevinmek için oldukça erken. “Belli mi olur!”…

Kaynak: cumhuriyet.com

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur