Kreş – İdil Soyseçkin (Feminist Bellek)

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ne kadar derin ise sosyal refahın sağlanması da o kadar kadınların üstüne kalır. Diğer bir deyişle, toplumun refahı için devletlerin yerine getirmesi gereken hizmetlerin eksikliği kadınların ücretsiz emeği üstünden giderilir. Dolayısıyla kadınların omuzlarındaki yük, yalnızca kendi hanelerinin sorumluluklarını taşımalarından değil, aynı zamanda toplum refahının sağlanmasına yaptıkları yeri doldurulamaz katkıdan da oluşuyor. Bu durumda kreşlerin varlığı ya da yokluğunun, yaygınlığının, sunduğu hizmetlerin kalitesi ve ulaşılabilirliğin yanı sıra erkeklerin de bakım sorumluluğunu eşit bir biçimde paylaşması, kadınların üstündeki bu muazzam yükün hafiflemesi açısından temel bir öneme sahip

Kreş – İdil Soyseçkin (Feminist Bellek)

Erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetleri çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak gelişimi açısından önemli olduğu kadar, kadınların öncelikle istihdama ama aynı zamanda hayatın farklı alanlarına katılmaları açısından da temel teşkil ediyor. Çünkü özellikle çocukların ve hanede ihtiyacı olan diğer bireylerin bakımı, kadınların birincil görevi olarak görülür.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ne kadar derin ise sosyal refahın sağlanması da o kadar kadınların üstüne kalır. Diğer bir deyişle, toplumun refahı için devletlerin yerine getirmesi gereken hizmetlerin eksikliği kadınların ücretsiz emeği üstünden giderilir. Dolayısıyla kadınların omuzlarındaki yük, yalnızca kendi hanelerinin sorumluluklarını taşımalarından değil, aynı zamanda toplum refahının sağlanmasına yaptıkları yeri doldurulamaz katkıdan da oluşuyor. Bu durumda kreşlerin varlığı ya da yokluğunun, yaygınlığının, sunduğu hizmetlerin kalitesi ve ulaşılabilirliğin yanı sıra erkeklerin de bakım sorumluluğunu eşit bir biçimde paylaşması, kadınların üstündeki bu muazzam yükün hafiflemesi açısından temel bir öneme sahip.

Kreşler anaokullarıyla birlikte erken çocukluk bakımı ve eğitimi hizmetlerinin temelini oluşturuyor. Kamu ya da özel sektör tarafından sunulan bu hizmetler, anasınıfı, kreş ve gündüz bakımevi, çocuk yuvası vs. gibi çeşitli adlar altında da tanımlanıyor. Bu bakım ve eğitim hizmetleri hem hitap ettikleri yaş grupları hem de bağlı oldukları bakanlıklar açısından farklılık gösteriyor. Temelde bu hizmetler Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) / Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne (ÇHGM) bağlı olarak veriliyor.

Bulundukları ilde ÇHGM’ye bağlı olarak çalışan kreş ve gündüz bakımevleri ve özel kurumlar, 0-36 aylık çocuklar için kreş, 36-72 aylık çocuklar içinse gündüz bakımevi hizmeti veriyorlar. MEB sorumluluğunda hizmet veren resmi ve özel anaokulu ve anasınıfları ise 36-72 aylık çocukları kabul ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 verilerine göre 0-4 yaş çocuk sayısı 6.121.707.[1] İstatistikler ayrıca 5-9 yaşı da kapsıyor. Bu nedenle de erken çocukluk ve bakım hizmetinin asıl alıcısı olan 0-6 yaş arasındaki çocuk sayısına dair net bir bilgi edinmek mümkün olamıyor. Ancak elimizdeki verileri temel aldığımızda dahi Türkiye’de erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetlerinin sayısal yetersizliği açık bir şekilde görülüyor. AÇSHB 2020[2] Çocuk Bülteni’nde bu bakanlığa bağlı hizmet alan 0-6 yaş arasındaki çocuk sayısı 103.129 iken, MEB’e bağlı resmi ve özel kuruluşların hizmet verdiği çocuk sayısı 1.405.523. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açtığı kuruluşlar ise AÇSHB’ye bağlı kuruluşlarla neredeyse aynı oranda çocuğa ulaşıyor.

Bu hizmetlerin yanı sıra kamu kurumlarının ve İş Kanunu’na tabi işyerlerinin kendi çalışanları için açtıkları işyeri kreşleri de bulunuyor. Ancak bir işyerinin kreş açma zorunluluğu, 150 ve üstü kadın çalışanı olduğu durumlarda geçerli. Diğer bir deyişle ilgili kanunda da çocuk bakımı yalnızca annelerin sorumluluğu olarak görülüyor. Yine hem Türkiye’de özel sektörde yer alan firmaların büyük bir çoğunluğunun küçük ve orta büyüklükte olduğu göz önüne alındığında hem de kreş açma zorunluluğu açısından işyerlerinin denetimden geçirilmediği düşünüldüğünde kadınların istihdama katılmak yerine evlerinde çocuk bakmaya yönlendirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.[3] 657 Sayılı Kanunun 191. Maddesi kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların 0-6 yaş grubuna giren en az 50 çocuğu için kuruma bağlı kreş açılabilmekte. Ancak bu kanun maddesi kamu kurumlarına bir zorunluluk getirmediği gibi, 2008 yılında yapılan değişiklikle kreşlerin sosyal tesis niteliği kazanmasıyla kurumların kendi kaynaklarını kullanarak bu hizmeti vermesi gerektiğinden, tüm Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan kuruluşların sayısı 133 sınırında kaldı. Dolayısıyla Belediye çocuk merkezleri ile birlikte toplam ulaşılan çocuk sayısı 1.612.455’tir. 5-6 yaş nüfusu da yaklaşık bir tahminle ekleyecek olursak 0-6 yaş grubundaki çocukların üçte ikisinden fazlasının erken çocukluk eğitim ve bakım hizmetlerinin dışında kaldığını görüyoruz.

Bu veriler bizlere yalnızca sayısal olarak bir fikir verdiğini de unutmamak gerekiyor. Birbirinden çok faklı kurumlarca açılan ve farklı bakanlıkların sorumluluklarında yürütülen bu hizmetlerin hem standartlar hem alınan ücretler hem de nitelik bakımından birbirinden önemli farklar barındırdığını görüyoruz.

2018 yılında ILO tarafından yayımlanan ve Konya, İstanbul, Ankara ve Bursa illerinde yapılan araştırmaya dayalı Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetleri Haritalandırma Çalışması da özellikle 0-2 yaş arası çocuklara yönelik hizmetlerin sınırlı olduğunu, MEB ve AÇSHB’nin hizmet sunumlarının birbirinden ayrıştığını ve hizmet ya da eğitim içeriğine dair bir standardın olmadığını, çocuklar için ücretsiz ulaşım imkanının bulunmadığını, kurum denetimleriyle ilgili sorunların olduğunu gösteriyor (Pınarcıoğlu ve Soyseçkin, 2018). Bu çalışma aynı zamanda engeli olan çocukların bu hizmetlerden faydalanmasını kolaylaştıracak/engellemeyecek şekilde kapsayıcı bir hizmet sunumunun ve eğitim içeriğinin yokluğunun da altını çiziyor. Yanı sıra özellikle veli katılımı açısından bakıldığında babaların okullarla çocuklarıyla ilgili çok sınırlı bir iletişim geliştirdiği görülüyor. Yani ebeveynler çocuklarına kurum hizmeti sağlayabilecek kaynaklara sahip olsa dahi, okulun bulunmasından kayıt işlemlerinin yapılmasına, okul süresince çocukların takibi ve öğretmenlerle iletişim kurulmasına kadar tüm işlerde temel sorumlu yine kadınlar oluyor.

Erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetlerinin yetersizliği ve özel kreşlerin yüksek ücretleri dolayısıyla bu hizmetlere erişimde bir eşitlikten bahsedemiyoruz. Özellikle 0-2 yaş çocukların ama genel olarak çocukların bakım ve eğitim hizmetlerinin kurumsallaşması yerine hala aileyi dolayısıyla da kadınların ücretsiz emeğini odağına alan bir anlayış söz konusu.

Çocukların bakımının aile içinde ve aile, toplum ve özel sektör arasında nasıl paylaşıldığı aslında toplumsal cinsiyet rejimleri ve dolayısıyla refah sistemleri ile de yakında ilgili. Toplumsal cinsiyet rejiminin daha eşitlikçi kurulduğu ülkelerde çocukların bakım ve eğitim hizmetlerinin alternatiflerinin çeşitlendirildiğini, hane içinde erkeklerin de kadınlarla eşit sorumluluk almasının çeşitli politikalarla (babadan anneye devredilemez ücretli ebeveyn izni gibi) teşvik edildiğini ve yaygın ve kaliteli hizmet ulaşımının toplumun her kesimi için mümkün olduğunu dolayısıyla da tam zamanlı ve güvenceli kadın istihdamının görece yüksek seyrettiğini görüyoruz.[4] Diğer taraftan Türkiye’nin de içinde sayıldığı Akdeniz tipi sosyal refah anlayışına sahip ülkelerde ise devletin çok sınırlı görev üstlendiği ve uygulamaların hak değil yardım temelli yapıldığı (Gough, 2006), bakım hizmetlerinin yerini özel sektörün doldurduğu ve bu imkanlardan faydalanamayan çocukların bakımının da geniş ailenin kadın üyeleri tarafından üstlenildiği görülüyor (Gal, 2020). Bu sosyal refah sisteminde geniş aile vurgusu özellikle önemli. Çünkü kadınlar istihdama katılmak istediklerinde çoğunlukla anneanneler, babaanneler, onların olmadığı durumlarda da hala, teyze gibi geniş ailenin kadın üyeleri devreye giriyor. 2017 yılında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 10 ilde başlatılan pilot proje de, geniş ailenin kadın üyelerinin kadın istihdamındaki yerini açıkça gösteriyor. “Büyükanne Projesi”[5] adıyla yürütülen proje kurumsallaşmış hizmetler ve hane içinde eşit sorumluğun teşvik edilmesi yerine yine kadın emeğine dayalı bir yaklaşım izliyor. Medyada “torun bakım maaşı”[6] olarak yer bulan proje ile asgari ücretin üçte birinden daha az bir miktarla ve güvencesiz olarak yine kadınların emeğine el konuluyor.

Erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetleri ile ilgili üretilmesi gereken politikaların ebeveynlerin farklı ihtiyaçlarını ve taleplerini göz önünde bulunduracak şekilde çeşitlendirilmesinin önemine vurgu yapmak önemli. Özellikle babadan anneye devredilemez ücretli ebeveyn izni, kurumsallaşmış, yaygın ve nitelikli kreş hizmetleri kadınların istihdama katılmasında olmazsa olmaz politikalar. Daha ayrıntılı politika önerilerine ulaşmak için Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetleri Haritalandırma Çalışmasına, Kadın Eğitimi ve İstihdamı Girişimi’nin (KEİG) konuya dair bilgi notuna,[7] Kreş Haktır Platformu sayfasına[8] bakılabilir.

Kaynakça

  • Gal, J. (2010). Is There an Extended Family of Mediterranean Welfare States? Journal of European Social Policy, 20 (4), 283-300.
  • Gough, I. (2006). Güney Avrupa’da Sosyal Yardım. A. Buğra ve Ç. Keyder (Der.), Sosyal Politika Yazıları (B. Y. Çakar ve U. B. Balaban, Çev.) içinde (s. 231-260). İstanbul: İletişim Yayınları.
  • Pınarcıoğlu, N. ve Soyseçkin İ. S. (2018). Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetleri Haritalandırma Çalışması. Ankara: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO).

Dipnotlar:

[1] TÜİK (2020). Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi İstatistikleri. TÜİK. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Dayali-Nufus-Kayit-Sistemi-Sonuclari-2020-37210, Erişim Tarihi: 19/92/20201.

[2] Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2020). 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100. Yılına Özel Çocuk Bülteni. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü. https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/44228/23nisan-cocuk-bulteni.pdf, Erişim Tarihi: 19/02/2021

[3] AÇSHB Çocuk Bülteni’ndeki verilere göre İş Kanunu kapsamında işletmelerde açılan kreş sayısı yalnızca 3.

[4] En yüksekten en düşüğe 15 yaş üstü kadınların istihdamda yer alma oranı İzlanda’da  % 75;  İsveç’te  % 66,1; Norveç’te  % 60; Finlandiya’da  % 52,3. Bu tabloda Türkiye’de istihdamdaki kadın oranı ise % 28.7. Bkz.

Dünya Bankası İsithdam Verileri (2021), https://data.worldbank.org/indicator/SL.EMP.TOTL.SP.FE.NE.ZS  , Erişim Tarihi: 20/02/2021.

[5] AÇSHB (2017). Büyükanne Projesi Nedir? AÇSHB web sayfası. https://ailevecalisma.gov.tr/ksgm/haberler/buyukanne-projesi-nedir/ Erişim Tarihi: 18/03/2021.

[6] Torun bakım maaşı başvurusu nasıl yapılır? 2020 Torun bakım parası başvuru şartları (2020, 1 Aralık). Haber Türk. https://www.haberturk.com/torun-bakim-maasi-basvurusu-nasil-yapilir-2020-torun-bakim-parasi-basvuru-sartlari-2888094-ekonomi, Erişim Tarihi: 18/03/2021; Çoğu kişi bunu bilmiyor! Başvuran her ay 425 TL alacak! Paranızı PTT’den hemen alın! (2021, 27 Ocak). Takvim. https://www.takvim.com.tr/ekonomi/2021/01/27/cogu-kisi-bunu-bilmiyor-basvuran-her-ay-425-tl-alacak-paranizi-pttden-hemen-alin, Erişim Tarihi: 18/03/2021.

[7] KEİG (2018). Kadın İstihdamı ve Çocuk Bakım Yükü İlişkisi. KEİG. http://www.keig.org/kadin-istihdami-ve-cocuk-bakim-yuku-iliskisi/?fbclid=IwAR0bgjm-l7gd1WZvvXHIlwTO3TkBqQcQNZX369VmBXTe41qQgyOSEUv6eC4, Erişim Tarihi: 20/02/2021.

[8] https://www.facebook.com/kreshaktir/

Kaynak: Feminist Bellek

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur