ILO’nun 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi yürürlükte

Yürürlüğe giren 190 sayılı sözleşme şiddet tacizin meydana gelebileceği alanları işyeri ile sınırlandırmayıp, çalışma yaşamının parçası olan her alanı örneğin işe gidip gelinirken yolda harcanan süre içinde başımıza gelebilecek davranışları, iş seyahatlerini de kapsıyor. Sözleşme statüsüne bakılmaksızın tam zamanlı, geçici, stajyer vb. tüm çalışanları koruma altına alıyor

ILO’nun 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi yürürlükte

Uluslararası Çalışma Örgütü (IL0) ilk kez Haziran 2019 tarihinde toplanan Uluslararası Çalışma Konferansı’nda çalışma yaşamının en yakıcı sorunlarından biri olan şiddet ve tacizin önlenmesine yönelik uluslararası standartları içeren 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesini kabul etti. Konferans ayrıca, 190 sayılı sözleşmeye eşlik eden 206 No’lu Tavsiye Kararı’nı da kabul etti. Bu belgelerde ortaya konulan çerçeve çalışma yaşamında şiddet ve tacizin ele alınması ve önlenmesi için açık bir yol haritasını ortaya koyuyor. Kabulden sonra ülkelerin onayına açılan 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Ekvator, Fiji, Namibya, Somali ve Uruguay’ın onaylamasından sonra 25 Haziran 2021’de yürürlüğe girdi. Türkiye henüz sözleşmeyi onaylayan ülkeler arasında bulunmuyor. Ama umudumuzu kaybetmeyelim belki bir gün o da olur.

Şiddet ve tacize karşı evrensel standartlar

190 sayılı sözleşmenin ortaya çıkmasında, bir sözleşme hazırlama fikrinin ILO’nun gündemine girmesinden başlayarak metnin oluşturulmasına kadar feministlerin, kadın örgütlerinin, uluslararası sendikaların kadın yapılarının yılları alan girişimleri, çabaları, kampanyaları ve ILO uzmanlarının emeği var. 190 sayılı Sözleşme, herkesin, şiddet ve tacizden arınmış̧ bir çalışma yaşamı hakkı olduğunu kabul ediyor. Sözleşme, şiddet ve tacizi, “fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik zararı amaçlayan, bunlarla neticelenen veya neticelenmesi muhtemel olan, bir dizi kabul edilemez davranış̧ ve uygulamalar” olarak tanımlıyor. ILO 190 Sayılı Sözleşme ve 206 sayılı tavsiye kararıyla çalışma yaşamında ortaya çıkan her türlü şiddet, hakaret, tehdit, bağırma, aşağılama, ısrarlı takip, dijital taciz, zorlama gibi insan onurunu zedeleyen tüm davranışlar ile toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve cinsel tacizin önlenmesi uluslararası güvence altına alındı.

Şiddet ve taciz insan onurunu zedeleyen kabul edilemez davranışlar olarak nitelenirken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet ile tacizin kadınlar için çok yönlü sonuçları var. Şiddet ve taciz çaresizlik içinde kadınları istihdam dışına itilebildiği gibi, ruh sağlığını bozan ve intihara kadar gidebilen sonuçları olduğu biliniyor. Bu nedenle Sözleşme, çalışma yaşamında şiddetin ve tacizin aynı zamanda işçi sağlığı sorunu olduğunun altını çiziyor. Engellenmesine yönelik çalışmaların işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarının bir parçası olarak yürütülmesini öngörüyor. Bu da şiddet ve taciz ile ilgili çalışmaların aynı zamanda işçi sağlığı ve güvenliği çalışmalarının da bir parçası olacağı, risk değerlendirmelerine gireceği ve önlenmesi için farkındalık çalışmalarının ve önlemlerin alınması anlamına geliyor. Bu toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddetin ve cinsel tacizin, cinsel sataşmaların önlenmesi ve toplumsal cinsiyet farkındalığının oluşması anlamına gelecektir. Yine Sözleşme ve tavsiye kararının en önemli yönlerinden biri de ev içi şiddetin de dikkate alınması risk değerlendirmelerine dahil edilmesidir. Böylece Sözleşme çalışma yaşamı ile ev içi şiddet arasında bağ kuruyor. Bu da ev içi şiddetin önlenmesi, kadın işçinin korunması ve desteklenmesinde işverenlere sorumluluklar veriyor.

Yürürlüğe giren 190 sayılı sözleşme şiddet tacizin meydana gelebileceği alanları işyeri ile sınırlandırmayıp, çalışma yaşamının parçası olan her alanı örneğin işe gidip gelinirken yolda harcanan süre içinde başımıza gelebilecek davranışları, iş seyahatlerini de kapsıyor. Sözleşme statüsüne bakılmaksızın tam zamanlı, geçici, stajyer vb. tüm çalışanları koruma altına alıyor.

Sözleşmeye ilişkin farkındalık artırılmalı

Sözleşmeyi onaylayan ülkeleri için bundan sonraki adım bunun kendi iç hukuklarına yansıtılması ve hayata geçirilmesi olacak. Türkiye onaylayan ülkeler arasında değil. Türkiye’nin sözleşmeyi onaylaması için mevcut siyasal iktidarın bu konuda bir girişimi olması gerekiyor. Sözleşmeyi onaylama yetkisi TBMM’ye ait. TBMM’deki siyasi iktidar ittifakı son günlerde kadınların, çocukların kazanılmış tüm haklarına topyekûn saldırıyla meşgul olduğundan bu sözleşmeyi onaylamayı gündemlerine alması pek mümkün görünmüyor. Hele partili Cumhurbaşkanının hukuka aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasından sonra. 190 sayılı Sözleşme Türkiye tarafından onaylanmasa bile, artık herkesin şiddetsiz ve tacizsiz bir çalışma hakkı olduğu ve şiddet ve tacizin ortadan kaldırılmasına yönelik bir uluslararası standartların olduğu gerçeğini değiştirilemez.

Siyasi iktidarın ve yandaşlarının kadına ve çocuklara yönelik saldırılarının arttığı bu günlerde, her zamankinden daha fazla haklarımıza sahip çıkmak için mücadele etmemiz gerekiyor. Başta kadın örgütleri, sendikalar, sendikaların kadın yapıları, meslek odaları, şiddetten arındırılmış bir çalışma yaşamını var etmek için harekete geçmeli. ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesinin tanıtılması, farkındalığın yükseltilmesi için çaba harcanmalı, sendikalar ve meslek örgütleri kendilerinden başlayarak sözleşmeyi hayata geçirmelidir. Ayrıca sendikaların toplu iş sözleşmeleri aracılığı ile işyerlerini şiddet ve tacizden arındırmalarının önünde hiçbir engel bulunmuyor. Bunun için ILO 190 sayılı sözleşme ve tavsiye kararı bir rehber niteliğinde.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur