Hollanda: Büyük metal sektöründe grevler nasıl örgütlendi, nasıl sonuçlandı?

Bir tarafta pandemiye rağmen devam eden üretim ve bundan dolayı hasta olan işçiler, bir tarafta da bu koşullarda patronların sıfır zammına karşı grev silahını kullanmanın zorluğu ve zorunluluğu vardı

Hollanda: Büyük metal sektöründe grevler nasıl örgütlendi, nasıl sonuçlandı?

1 Aralık 2020’de biten eski toplu sözleşme (TİS) süreci, yerini yeni TİS görüşmelerine bırakmıştı. Görüşmelerden sonuç alınamadığı için metal sektöründe 2021’in ocak ayının 3. haftasından itibaren grevler başladı. Binlerece kişinin katıldığı grevler pandemi kurallarına uygun olarak organize edildi. DAF işçileri her zaman olduğu gibi yine hem sayısal olarak hem nitelik olarak grevlerde belirleyici bir rol oynadı. TİS sürecinde sınıf kardeşlerinin gözü kulağı oldu. Hollanda basını da DAF işçilerinin, metal sektörü işçilerinin taleplerine geniş yer verdi.

Pandemi sürecinde üretimin zorlukları ve grevler…

Bir taraftan pandemiye rağmen devam eden üretim ve bundan dolayı hasta olan işçiler, bir taraftan da bu koşullarda patronların sıfır zammına karşı grev silahını kullanmanın zorluğu ve zorunluluğu…

Hastalığı atlatıp işe geri dönen işçilerde COVID’in uzun dönem devam eden yan etkileri görülüyor. Patronlar buna rağmen üretimi arttırdı, 1,5 metre mesafe uygulaması bazı bölümlerde imkânsız hal aldı. Bu durum vaka sayısını arttıran bir etken oldu. Bazı bölümlerde bantların dönmesinde yeterli işçi olmamasından dolayı ciddi sorunlar yaşandı. Ve nihayet geç de olsa aşılama başladı. İlk etapta ülke genelinde %30’a yakın kesimi aşıya olan güvensizlikleri ya da dini inançları gerekçesiyle aşı olmayı reddetti. Bu ciddi bir rakamdı, neredeyse her üç kişiden biri demekti. Aşılama devam ederken bu oran düştü.

Aynı dönemlerde patlak veren çip krizi yeni bir süreç başlattı ve üretim hızla düştü. DAF’ta günlük üretim 178 TIR’dan 156 TIR’a düşürüldü. Birçok fabrika bazı günlerde üretime ara verdi. Çip krizi otomotiv sektörü için küresel bir kriz olmaya devam ediyor. Özellikle motorların tümden yapıldıktan sonra yeniden sökülüp çipin takılması hem kaliteyi düşürüyor hem de daha fazla işgücünü gerektiriyor. MY 21 yeni tip TIR’lar piyasaya sürüldü.

İşçi hareketinin dünü ve bugünü

2008 krizinden sonra yaşanan sorunların altında yatan sebep, işçi sınıfının dağınık ve örgütsüz olması ve kitlesel işçi hareketlerinin dibe vurmasıdır. 1990-2000’li yılların başında Avrupa, ulusal ve uluslararası birleşik işçi eylemlerine ve mevcut hakların korunması için ortak mücadele doğrultusunda görkemli dev işçi eylemlerine sahne olurdu. Son yıllarda bunun yerini, küçük çaplı, tekil direnişler aldı. Ve bu süreç, yeni haklar kazanma mücadelesi bir yana kazanılmış hakların bile korunamaz olduğu bir sürece doğru evrildi. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki sınıf mücadelesinin geldiği bu nokta dünya işçi sınıfı hareketinin de gerilemesinde rol oynamıştır. Birtakım sokak eylemleri başta görkemli ve kitlesel geçse de, krizleri ve sorunları yönetmede ustalaşan burjuvazi zamanla bu hareketliliği bastırdı veya kötürümleştirdi. Örneğin Sarı Yelekliler, Kırmızı Yelekliler vb. hareketlerde olduğu gibi. Hiçbiri sınıfın ana gövdesini kucaklayacak durumda değildi. Çünkü ancak, politik bir işçi hareketi sınıfın tümünü ve toplumun diğer kesimlerini harekete geçirebilir. Bu da bugün için gözle görülür ve hissedilir bir konumdan çok uzaktır. Birtakım sesleniş ve vurgular bu gerçeği değiştirmez. İşçi sınıfı bugün için güdümlü sendikal hareketle baş başa kalmış durumda. Ufku ekonomik istemlerin ötesinde değil. Yaşanan krizler de işçi sınıfına korku salmakta kullanıldığı için işçiler derin bir umutsuzluğa itiyor.

2000’li yılların başlarında TİS süreçlerinde masa kurulduğunda bir tarafta işçi sendikaları, bir tarafta işveren sendikası ve hükümet yetkilileri oturuyordu. Talepler görüşmelerin ardından bir sonuca bağlanıyordu. Daha sonraki yıllarda hükümet TİS görüşmelerinden çekildi ve TİS sadece işçi-işveren sendikaları arasında yapılmaya başladı. İşte böylelikle örgütlü sınıfın özlemi yeniden kendini hissettirdi. İşçi sınıfının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği tarihsel kazanımları bir bir elinden alındı. Sendikal harekete mahkûm bir noktaya geriledi, ufku daraltıldı. İşçi sınıfı sürekli demoralize edildi. Ve kazanılmış hakları bir bir gaspedildi. Taşeronlaştırma ciddi boyutlara vardı, neredeyse %50 oranında. İşçiler kendi içinde kategorileştirilerek bölündü, parçalandı.

Uzayıp giden TİS’siz sessiz süreç…

2008 krizinden sonra bütün sektörlerde TİS süreçlerinde sürekli bir anlaşmazlık yaşandı. Her yeni TİS sürecinde ayları hatta bir yılı aşan anlaşmazlıklar bile yaşandı. TİS süreçlerinde işçi sendikalarının enflasyon düzeyinde zam talebi kabul görmüyordu. Bugüne kadar yapılan TİS anlaşmalarına göre bakıp kıyaslayacak olursak bu TİS süreçlerinde kayıpları görmek mümkün. Hiçbir dönem enflasyon düzeyinde anlaşma sağlanmadı.

Hollanda’da büyük metal sektörü işçileri ne istiyordu?

TİS sürecinde anlaşma sağlanmadığı için grevler de devam ediyordu. Büyük metal sektörü işçileri çeşitli bölgelerde grevlerle taleplerini duyurdu. Eindhoven ve çevresindeki kentler 2 ve 5 Temmuz tarihleri arasında 48 saat greve giderek üretimi durdurdu. Başta DAF işçileri olmak üzere ciddi katılım sağlandı. 2 Temmuz Cuma günü saat 9.30’dan 12.30’a kadar grev çadırına gelen 1607 işçi greve katıldığını bildirdi. Pandemi kurallarına titizlikle uyuldu. Her şeye rağmen coşkulu ve başarılı bir şekilde eylemler organize edildi. Bu grevin ardından işveren sendikası işçi sendikasını 6 Temmuz’da aradı ve yeniden görüşmeleri sürdürmek istediğini duyurdu. Sendika 13 Temmuz’da prensipte anlaşmaya varıldığını duyurduğu gün adeta nefesler tutulmuş sonucun ne olacağı merakla bekleniyordu. Çünkü işçilerden “artık yeter” sesleri dalga dalga yükseliyordu. Akşam ilerleyen saatlerde sonuçlar açıklandı, ilk duyuru “prensipte anlaşma sağlandı” şeklindeydi ve ayrıntıları basın üzerinden paylaşılacağı açıklandı. TİS anlaşması iki yıllık olarak kabul edildi, 1 Aralık 2020’den 30 Kasım 2022’ye kadar. İki yıl için %5,3 ile anlaşmaya varılmıştı. 1 Temmuz 2021’den itibaren %2,3 ücret artışı başlayacak. 1 Şubat 2022’de ise %3 zam yeniden yansıyacak. En az 2400 taşeron firma işçisi kadroya alınacak. Gençlere yönelik ayrı ek ücret artışı yapılacak. Emeklilikle ilgili ağır ve zor bölümlerde çalışanların durumu değerlendirilecek 3 yıl daha erken emekli olunabilecek vb. 1 Aralık 2020’den 1 Temmuz 2021’e kadarki TİS’siz süreç için Ekim 2021’de %2,3’lük fark toptan ödenecek.

İşveren sendikası FME ilk başta %0,96’dan fazla zam yapılamayacağını bildirmişti. Sonra bu oran %1,25 oldu. Grevler hız kesmeden devam edince nihayet prensipte bir anlaşmaya gidildi. Anlaşmaya göre sendika üyelerine sunulacak oylamada “evet” çıkarsa anlaşma olduğu gibi yürürlüğe girecek. Kabul edilmezse yeniden grevler ve yeni eylem biçimleri gündeme gelecek.

İşçi sınıfı devrimcileşecek

Sınıf kinini kusmaktan başka hiçbir şansı olmayan işçi sınıfının kendi başına bunu başarması zor olacaktır ama başka seçeneği de yok!

Başta düzen partileri ve reformistler olmak üzere verilen nasihat ve öğütler, ardından gelecek saldırıların habercisi sanki. Tilki vaaz vermeye başlamışsa gözünüz tavuklarda ve kümeste olsun diye bir deyim vardır. Bu sözün bugünlerin durumunu ne kadar da yansıttığını görüyoruz. Sürekli umutsuzluk ve korku yayılarak işçi ve emekçilerin inancı, umudu ve cesareti kırılıyor. Kapitalizme karşı olan ve işçi sınıfının devrimcileşmesi için sorumluluk duyanlar bu cendereyi dağıtmalıdır. Korkuyla umutsuzlukla ne eriyip giden haklardan geriye kalan kırıntılar korunabilir ne de yeni haklar elde edilebilir. Korku duvarı aşılmalıdır. Korkaklar her gün ölür, cesurlar bir sefer ölür. Ya devrimci onur yaşanacak ya da çürüme derinleşecek.

Dünyada esen gerici apolitik rüzgârlar başta işçi sınıfı olmak üzere toplumun her kesimini kuşatmış durumda. Hak arama mücadelesi yerini pasif ve geri istemlere bıraktı. Bugün sınıfın önünde en acil görev olarak politikleşme sorunu duruyor. Çeşitli uluslardan oluşan işçi sınıfı bir sınıf kimliği etrafında politikleşip örgütlenmeden ne kazanılmış hakları koruyabilir ne de yeni haklar elde edebilir. Bu görev sınıfa karşı sorumluluk duyanların önünde duruyor. Ya bu süreci tersine çevirip saldırılar püskürtülür, kaybedilmiş ekonomik ve sosyal haklardan daha ileri bir düzeyde mücadeleyle perçinlenir ya da gittikçe daha da kötü olacak koşullarda yaşamaya mahkûm ediliriz. Öyleyse politik bir işçi sınıfı hareketi için ileri.

Gelişmeleri ve sonuçları ilerleyen süreçte paylaşmaya devam edeceğim.


Ali Solmaz: FNV-DAF İşyeri İşçi Temsilcisi, Eindhoven/ Hollanda

 

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur